Çanlar Syriza için çalıyor!

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter

 

— Ali Rıza Güngen

 

Syriza iktidara geldikten sonra Şubat ayı sonunda süresi dolacak paketle ilgili görüşmelere girişip dört aylık bir uzatma kopardı. Ancak bu girişim aynı zamanda Syriza yönetiminde daha radikal adımlar atmak ve Troyka’ya (Avrupa Merkez Bankası – AMB, Avrupa Komisyonu ve IMF) karşı kararlı bir duruş sergilemek konusundaki çekimserliği de gösterdi. Anlaşma ile Syriza hükümeti acil önlemler olarak benimsediği bazı uygulamalar için şans yakalarken, birikmiş borcun çevrimi ve ödenmesi için kullanılacak araçlar ve alınacak önlemler konusunda temel anlaşmazlıklar devam etti.

Hatırlamak gerekirse 2012’deki borç takası ile toplam borcun yaklaşık yarısının silinmesine ve krizin 2009 sonunda ortaya çıkışından sonra yaklaşık beş yıl boyunca takip edilen kemer sıkma politikalarına karşın Yunan borç oranlarında bir azalma gerçekleşmedi. Bunun nedeni GSYH’nin sürekli azalması başka bir deyişle Yunan ekonomisindeki küçülmeydi. Emek maliyetlerindeki düşüşe karşın Yunanistan’a verilen kredi üretken yatırıma değil borcun çevrilmesine ve bankaların ayakta tutulmasına yarıyordu. 2015 başında 323 milyar avroluk toplamıyla Yunan borcu hem büyük bir baş ağrısı oluşturuyordu hem de borcun dörtte üçünden fazlası Avrupa Finansal İstikrar Fonu, IMF ve Avrupa Merkez Bankası’na olduğu için herhangi bir borç silme işlemi doğrudan “resmi sektör” olarak da adlandırılan bu kurumların kayıplara uğraması anlamına gelecekti.greekdebt

Şubat ayından bu yana aralıklarla devam eden Syriza-Troyka çekişmesinde Syriza giderek zemin kaybetti. Bunda AMB’nin elindeki bütün olanakları Syriza hükümetini yıpratmak için kullanmasının da etkisi bulunuyor. Şubat ayında AMB Yunan bankalarının teminat olarak Yunan bonolarını kullanmasına olanak sunan ayrıcalığı kaldırdı. Bir Avrupa borç konferansı toplamak için yeterli destek edinemeyen Syriza’dan yükselen şantaj suçlamalarını reddeden Mario Draghi ve AMB takip eden aylar boyunca Yunan bankalarına doğrudan destek sunmayarak Acil Likidite Destek Programı ile bunların daha yüksek faizle Yunan Merkez Bankası’ndan borçlanmasını sağladı ve bankaların ne kadar borçlanabileceğini üst sınırla belirledi. Tsipras’ın deyimiyle boyunlarındaki ilmeği tutan AMB karşısında borç ödemelerini askıya alma planı oluşturmayan Syriza merkezi giderek kemer sıkma programına itirazlarını azalttı, kamu gelirlerinin (özelleştirmeler, vergi düzenlemeleri vb. yoluyla) arttırılması ve faiz dışı fazla verilmesi konusunda tavizler verebileceğini belirtti. Verilen tavizlerin Avro bölgesinde kalmak uğruna Syriza programının (Troyka’nın önerdiği düzlemde emek piyasası reformu, sosyal kesintiler ve devlet yapılandırması vb. aracılığıyla) tasfiyesine uzandığını 3 Haziran’da başlayan görüşmeler öncesinde Fransız Le Monde gazetesi üzerinden Avrupa Kamuoyuna şikayette bulunan Tsipras’tan öğrenme fırsatı yakaladık. İronik olan nokta bu tavizler aracılığıyla hedeflenenlere (sürdürülebilir borç ve büyüme) öngörülen faiz dışı bütçe fazlasıyla ulaşmanın dahi pek mümkün olmaması.

Bile bile lades mi?

Borç sürdürülebilirliği için referans oluşturan temel unsurlar faiz dışı bütçe fazlası (s), büyüme oranı (y), reel efektif faiz oranı (r) ve borcun GSYH’ye oranı (d) (Elbette stok-akım uyarlaması ve parasal tabanın etkisinden de söz edilebilir ama basitleştirilmiş ve çokça kullanılan formüle bakılırsa bu dört oranın kullanıldığını söylemek mümkündür. Borcun aynı oranda kalması için minimum faiz dışı bütçe/GSYH oranı olarak s=[(r-y)/(1+y)].d).1 [i] Buna göre yüksek büyüme oranlarının görülmediği ve borç/GSYH oranının yüksek olduğu bir ekonomide çevrilebilirlik açısından temel gösterge faiz dışı bütçe fazlası haline geliyor.

Deflasyonist bir ortamda, ekonomisi kriz sonrasında ilk defa 2014 son çeyreğinde 0,3’lük büyüme gösteren Yunanistan için bir egzersiz yapılacak olursa durumun vehameti anlaşılabilir. Borç/GSYH oranı % 180’e yaklaşmış Yunanistan’ın iyimser bir tahminle % 1 büyüdüğünü ve beklentiler doğrultusunda reel efektif faiz oranının% 4 olduğunu düşünelim. Buna göre 2015 yılında Yunanistan’ın borç/GSYH oranının yerinde sayması için gereken faiz dışı bütçe fazlası oranı % 5 civarında. Bu yazı yazıldığı sırada ilk günü geride kalan görüşmelerde Syriza temsilcilerinin oranın 2015 için % 1 olmasına uğraştığı belirtiliyordu.

Bu rakamların gösterdiği üzere büyüme oranlarında yakın dönemde radikal değişiklikler beklenemeyeceği için reformist bir çıkış dahi borcun kısmen silinmesinde yatıyor. Ancak bunun da ötesinde sorunlu olan unsur sürekli kemer sıkma gereğini gündemde tutan “fazla verme” ve “geliri arttırma” söylemiyle çatılmış çerçevenin içine Syriza’nın kendini hapsetmesi. Borcun yapılandırılması ve hatta kısmen silinmesi gibi unsurların siyasi gündemden dışarıya atılması. Bu politik tercihler Tsipras’ın balkon konuşmasının tam tersine Avro Bölgesi’nde her şeyin eskisi gibi devam edebileceği düşüncesinin sadece Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker’de değil Tsipras ve Varoufakis açısından da gücünü koruduğunu gösteriyor.

Son düzlük

Yunanistan 2015 içinde vadesi dolan 30 milyar avro değerindeki borcu bir yapılandırma ya da yeni kredi almadan ödeyebilecek durumda değil. Mevduat tabanını yitirmekte olan bankaların AMB’nin dayattığı koşullarda yatırım için kredi sunması da olanaksız. Troyka son derece bilinçli bir şekilde elindeki cephaneliği kullanarak Syriza’yı programından vazgeçme ve teslim olma aşamasına getirmiş durumda. Son görüşmeler devam ederken Varoufakis açıklama yapmadan uyuyamayacağını belirten Yunan tweeter kullanıcısına yatağa gitmesini salık veren bakanın tavrı genel olarak Syriza merkezinin tavrını simgeliyor.

Aklıselim davranırlarsa Troyka ile anlaşacaklarını düşünen Syriza merkezine karşı parti dümeninin Sol Platform tarafından ters istikamete kırılması gerçekleşmezse önümüzdeki günlerde iki ihtimal gündeme gelecek: Anlaşma sağlayamayan Syriza yeniden destek toplamak için yıpranmış merkeziyle erken seçimi gündeme getirecek ya da anlaşma sonrası Troyka’nın isteklerini yeniden paketleyerek halka sunmaya çalışacak. Bankaların kamulaştırılması ve Avro bölgesinden çıkışın köşe taşlarını oluşturduğu Troyka’ya karşı bir programın süreç içinde Syriza’da hakim hale gelmemesi partinin parçalanmasını da barındıran büyük bir yenilgiye yol açabilir görünüyor.


(4 Haziran 2015 tarihinde Kriz Notları blogunda yayınlanmıştır.)

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter
  1. Formül ve ilgili tartışma için yakın dönemli bir çalışma olarak bkz. Sotiropoulos, D., Milios, J. ve Lapatsioras, S. (2014) “An Outline of a Progressive Resolution to the Euro-Area Sovereign Debt Overhang: How a Five Year Suspension of the Debt Burden Could Overthrow Austerity”, Levy Economics Institute, Working paper no 819, Annandale-on-Hudson, NY []