SOKAĞA… SOKAĞA…SOKAĞA…

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter

24 TEMMUZ, PAZAR GÜNÜ TAKSİM’DE ve SONRASINDA HER YERDE

ŞERİATÇI AMERİKANCI CEMAAT DARBESİNE KARŞI GÖSTERİLERE!

 

Artık ABD emperyalizmi tarafından desteklendiği açık olan ve şeriat özlemiyle hareket eden bir askeri darbe girişimi, CİA kontrolündeki Fethullah Gülen cemaati tarafından hayata geçirilmeye çalışılmış ve şimdilik yenilgiye uğramıştır.

Ancak şu açık bir gerçektir ki, bugün TSK Cemaat tarafından bölünmüş durumdadır, Polis teşkilatı aynı cemaat tarafından bölünmüş durumdadır. Devletin bu silahlı kesiminin yanı sıra en önemli sivil ayağı olan Yargı gene aynı Cemaat tarafından tam göbeğinden ikiye bölünmüştür, benzer bir şekilde Milli Eğitim de bölünmüştür. Bu aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin tam anlamıyla bölünmüş olduğu anlamına gelir. Ürkütücü bir tablodur ve 15 Temmuz Şeriatçı Amerikancı darbe girişiminin altında yatan esas nedendir.

Bu gerçeklerin yanı sıra, son derece belirgin olan bir husus da, yıllardır bu Cemaatle iç içe yaşamış bulunan AKP hükümetinin gene bu Cemaate karşı mücadelesinde uzun vadede başarı şansının hemen hemen hiç bulunmadığıdır. Çünkü Hükümet kanadı kendi içinde bile kimin Cemaatçi olup olmadığı konusunda net bir fikre sahip değildir. Meczup şahsın liderliğindeki Cemaat yıllar içinde öyle sızma girişimlerinde bulunmuştur ki, devlet şu anda yabancı bir devletin neredeyse işgali altındadır. Bu işgalden kurtulmak nasıl gerçekleşecektir? Hükümet panik halindedir, çünkü CİA destekli Cemaat çeşitli devlet kurumlarına o kadar yoğun giriş yapmıştır ki, bunlar şimdi tasfiye edildiğinde ortada muazzam bir boşluk olacaktır. Tek bir örnek bile durumun vahametini göstermeye yeterlidir: Cemaatçi 600 pilotu geri çektiğinizde Türk Hava Kuvvetlerinin uçaklarını kimler kullanacaktır? Yerine kimleri alacaksınız? Kimseyi alamayacağınıza göre ne olacak? Bu sadece bir kurumdaki durum, diğerleri de farklı değil.

Bütün bu koşullar altında ülkenin dört bir yanını “Hakimiyet Milletindir!” pankartlarıyla donatmak ne anlama geliyor? Ulusal egemenliğin  bu kadar çiğnenmiş olduğu bir yerde bunu ileri sürmek bile ayıptır. Önce bütün kurumları CİA’nın cemaatinden temizleyin ondan sonra hakimiyet-i milliyeden söz edin.

Pekiyi bu durumdan nasıl çıkılacaktır?  Cemaatten canını zor kurtarmış Erdoğan’ın, kendi eliyle devasa bir güç elde etmesine yol açtığı bu Cemaat örgütünden kurtulması ve tarumar ettiği Cumhuriyeti ayağa kaldırması mümkün değildir. Alaturka faşizmin taşlarını döşeyerek ülkeyi bugünlere sürükleyen Erdoğan’ın ne baskıcı OHAL uygulamalarıyla, ne Sedat Pekerci katil sokak çeteleriyle alanları kontrol etmesine; demokrasi, laiklik ve cumhuriyeti savunanları sindirmesine izin verilmemelidir. OHAL hükümetin anlattığı gibi durumu düzeltmenin yolu değil, aksine durumu düzeltebilecek yegane güç olan demokrasi ve emek güçlerinin daha fazla zapturapt altına alınması anlamına geliyor. OHAL derhal sonlandırılmalıdır!

Cemaat güçleri pekala OHALsiz de temizlenebilir, şöyle ki; Parti olarak yıllardır ifade ettiğimiz gibi buradan tek çıkış yolu egemen bir kurucu meclis inşasından geçebilir. Bütün partilerin eşit koşullar altında her türlü propaganda faaliyetlerini özgürce yürütecekleri bir seçim sürecinden çıkacak bir kurucu meclis. Bu seçimlere ancak emperyalist müdahalelere karşı çıkan siyasi partiler ya da grupların katılma hakkı olmalıdır, çünkü ancak buradan egemen bir meclis çıkabilir.

Öte yandan ülkenin sokakları ve caddeleri darbeye karşı sokağa dökülen insanların yanı sıra linççi, demokrasi ve laiklik düşmanı, idam cezası çığırtkanı ne idüğü belirsiz bir güruh tarafından da parselleniyor. Bu ülkenin emekçileri, sosyalistleri ve demokratları ülkenin caddelerini ve meydanlarını bu güruha terk etme lüksüne sahip değildir. Dolayısıyla Pazar gününden itibaren İstanbul Taksim Alanından başlayarak ülkenin bütün meydanları ve caddeleri CİA patentli Gülen cemaatinin darbesini lanetlemek için başta işçi sınıfı olmak üzere emekçi halkımız tarafından doldurulmalıdır. Demokrasi, laiklik ve cumhuriyeti savunan ve emperyalist müdahalelere karşı çıkan tüm güçler acilen oluşturulacak bir birleşik işçi cephesi öncülüğünde bir araya gelmelidir. İşçi Kardeşliği Partisi (İKP) olarak tüm emekçi halkımızı sokağa çıkmaya ve Şeriatçı Amerikancı darbeyi protesto etmek üzere başta ABD konsoloslukları olmak üzere bütün emperyalist ülke konsolosluk ya da temsilcilikleri önünde tepki göstermeye davet ediyoruz.

İŞÇİ KARDEŞLİĞİ PARTİSİ (İKP)

24 Temmuz’da (Pazar) 17.00’de Dolmabahçe’de CEMAAT darbesine hayır! OHAL’e hayır! Çözüm KURUCU MECLİS! pankartı arkasında buluşup Taksim’e yürüyoruz.

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter