Bu bir erken seçim değil her tür demokrasiyi ortadan kaldırma kararıdır!

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter

Devlet Bahçeli’nin Tayyip Erdoğan’la aldığı 26 Ağustos 2018’de erken seçim önerisinin sözde 30 dakikalık bir görüşmeyle 24 Haziran 2018 tarihine çekilmesi kararı, bütün açıklığıyla bu kararın daha önceden danışıklı olarak alınmış olduğunu gösteriyor. Üstelik bu kararın gerekçesi olarak ileri sürülen görüşler özrü kabahatinden büyük dedirten türden.

Evet Bahçeli, Erdoğan’ın da kendisiyle aynı görüşte olduğunu ifade ettiği bir gerçeği avazı çıktığı kadar haykırıyor: “Bu işi bir an evvel bitirelim ve kurtulalım şu seçim belasından!” Yani Türkiye’deki mevcut iktidar bloku bırakın demokratik bir seçimi, var olan demokrasi kırıntılarına bile tahammülü olmadığını ilk kez bu kadar açık bir biçimde dillendirmiş oluyor. Seçmen tercihini kendilerinden yana kullandığında demokrasi bir faziletken, şimdi işler tersine döndüğünde bir baş belası haline geliyor.

OHAL koşullarında yapılacak olan “seçimlerin” aslında seçimden başka her şeye benzeyeceği şimdiden belli olmakla birlikte uygun olmayan koşullar altında da olsa bir sınıf mücadelesi öznesi olduğu görülmelidir. İktidar Bloku bu kararıyla hem Türkiye burjuvazisinden hem de emperyalist burjuvaziden kendi iktidarı için onay istiyor. TÜSİAD türü burjuvalardan “istikrar” adına, Anadolu ve büyük şehir “çakalları”ndan ihalelerin sürdürülmesi adına ve tabii emperyalist burjuvaziden de ülkenin varını yoğunu talan eden büyük “projeler”in gerçekleştirilmesi adına onay istiyor. Tabii emperyalist sisteme başta Ortadoğu olmak üzere sunulacak destekler de işin cabası.

İşte bu koşullar altında sahte seçimlerin hiçbir sorunu çözmeyeceğini bile bile bu mücadelede saf tutmak işçi örgütleri ve ezilen halk için bir zorunluluk ve hayat memat meselesidir. Çünkü demokrasi için mücadele işçi sınıfı için din ve vicdan özgürlüğü, fikir özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı kadar ve hatta belki onlardan daha fazla örgütlenme özgürlüğü anlamına gelir. İşçi sınıfının siyasal ve sendikal örgütlenme hakkı elinden alındığında – ki OHAL rejimi bu hakkın gasp edilmesinin ayyuka çıkmış halidir- ortada bugün görüldüğü gibi demokrasinin kırıntısı bile kalmaz ve diğer bütün haklar da hasır altı edilir. İşçi sınıfı, ezilen halklar ve gençlik örgütlenemiyorsa ülke boğuluyor demektir.

Bu koşullar altında ivedilikle yapılması gereken ne?

İktidar Blokuna karşı demokrasi için mücadele edecek bütün siyasi yapılar adaylarını göstermelidirler. Hatta bu konuda bütün işçi ve gençlik örgütleri birbirlerine destek olmalıdırlar. Mümkün olduğu kadar fazla aday – her kesimi temsil eden- gösterilmelidir. Bu, İktidar Blokunun seçimleri ilk turda kazanmaması için bir zorunluluktur. Bütün muhalif adaylar aralarında peşinen bir yazılı anlaşmaya varmalıdırlar, o da şu olmalıdır: Aralarından hangisi ikinci tura kalır ve seçilirse başkanlık sistemine son verecek bütün düzenlemeleri (yani TSK’da, Emniyet’te, yargıda, eğitimde) yaparak 6 ay sonunda demokratik seçimlere gitme taahhütünde bulunmalıdır. O halde muhalefetin yapması gereken tam bir “tabula rasa”dır, yani sil baştandır. Adına ister kurucu meclis deyin ister demeyin, barajların sıfırlandığı, her partinin eşit propaganda hakkına sahip olduğu ve eşit koşullar altında girdiği bir seçim sonucu oluşacak bir meclis böyle işlev görür. Egemen bir karakter kazanır. İkinci tura kalmak için mücadele edecek adaylar başkanlık rejimini değil, parlamenter sisteme derhal geri dönüşü sağlayacaklarını ortaklaşa taahhüt etmelidirler.

Esas seçim sonrası ne olacak?

Şu anda görüldüğü kadarıyla muhalefet bu seçimlerde büyük çoğunluğa sahiptir. Ama iş gene pekala “atı alan Üsküdar’ı geçti”ye dönebilir. Buna karşı bile biz bir kurucu meclis mücadelesinin yolunu açmış oluruz ki bu sınıf mücadelesinin günümüz koşullarında ayrılmaz bir parçasıdır.

Son söz CHP’ye

CHP Genel Başkanını aday göstermemelidir. Çünkü bir parti eğer demokrasiden söz ediyorsa kendi başkanı, esas olarak sembolik bir karakter taşıyacağını ileri sürdüğü cumhurbaşkanlığına değil başbakanlığa talip olmalıdır. Demokrasiyi savunmak bunu gerektir.

 

20 Nisan 2018

PGB Sosyalizm

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter