IV. Enternasyonal 8. Dünya Kongresi’ne davetli olarak katılan Mısır temsilcisiyle röportaj

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter

IV. Enternasyonal 8. Dünya Kongresi’ne davetli olarak katılan Zeyna ile ülkesindeki mevcut durumu konuştuk.

İsminizi ve görevinizi öğrenebilir miyim?

Adım Zeyna. Tur rehberliği yapıyorum. Devrimci genç insanların bir parçasıyım.

Konuşmanızda Tunus’ta Şükrü Belaid’in öldürülmesi gibi hükümetin cinayetlerinden bahsettiniz.

Söylediğim gibi bu Mısır’da Tunus’ta gerçekleşmeden çok önce, yeni başkan Mursi göreve geldikten beş ay sonra başladı. 17 yaşında genç bir erkekti. Aslında bu genç, Mübarek’in eski başbakanının (Ahmed Şerif) başkan adaylığında temsil olan eski rejim ve Mursi arasında seçim yapmamız gerektiği zamanlarda Müslüman Kardeşler’i destekliyordu. Birçok genç insan Müslüman Kardeşler’in Tahrir Meydanı’nda onlarla beraber olduğu için onlara olumlu bakıyorlardı. Özellikle gençler belki de Mursi’nin belki de daha iyi olacağını düşünerek Mursi’ye oy verdi. Hepsinden önemlisi, tabii ki devrim süresince yaşanan cinayetler ve çatışmalardan sorumlu olan Mübarek’in başbakanı Şerif’i desteklemeyi bir alternatif olarak düşünemezlerdi. Sonuç olarak bir genç öldü. Kendisi aslında Mursi’nin grubundandı, Mursi’nin seçim zaferi kutlamalarından fotoğrafları vardı ve ilk öldürülen kişiydi. Bununla beraber bir dizi suikast, kaçırma ya da sadece kaybolma gibi olaylar yaşandı. Kendisine ulaşıp bulamadığımız bazı gençler var. Aynı şekilde işkenceler de yaşandı.

Geçen Cuma Müslüman Kardeşler’in örgütlediği bir gösteri vardı. Sözde barışçıl olması gereken bu gösterilerde insanların nasıl silahlar donandığına inanamazsınız. Ayrıca gösteride sadece erkekleri gördük ve bu gösterinin sadece erkeklerin olduğu mesajını aldık. Sopalar, silahlar, plastik mermi ve Molotof kokteyli gibi küçük silahlarla donanmışlardı. Polis tabii Müslüman Kardeşler’in tarafında yer aldı, ona bağlı hakimler de öyle. Dolayısıyla Müslüman Kardeşler oldukça şiddetliydi. Çünkü durumlar oldukça sallantıdaydı ve oldukça kötü kritik bir dönemdi. Halk halen çok öfkeli. Ve çok sayıda genç hedef seçildi. Özellikle 20 bin üyesi olan, aktif ve gösterilere çağrı yapan büyük Facebook sayfaları hedef seçildi. O sayfaları yöneten özellikle de hakkında konuşulan iki genç öldürüldü. Çünkü bu gençlerin iki büyük Facebook sayfaları vardı. Birisi Müslüman Kardeşler karşıtı bir çağrı yapmış diğeri ise Müslüman Kardeşler’in yalancı olduğunu söylemişti. Bu iki sayfanın yöneticisi bu iki genç öldürüldü. Halen tutuklanan gençler var. Gecenin bir yarısı evlerinden alınıyorlar. Eğer aradıkları kişiyi bulamıyorlarsa abisini, babasını alıyorlar. Sonuç olarak bu militanların takibi başladı.

Birçok yeni sendikanın kurulduğunu biliyoruz. Onlar üzerinde de bir baskı var mı?

Sorun hükümetin sendikalara karşı hep sağır olması. Tıpkı Mübarek gibi duymuyorlar. Mübarek’in kendisi de sağırdı. O şöyle davranıyordu: “ha ne dediniz?” Bu hükümet de gerçekten aynı politikayı sürdürüyor. Tamam, protesto edin. Çöp işçileri için, tesisatçılar için vs. bağımsız sendika kurun. Tamam, kurun ama talepleriniz umurumuzda değil, cehenneme kadar yolunuz var. Protesto etmek istiyorsunuz, protesto edin. Meydana geldiğinizde sağır gibi davranıyorlar. Var olduğunuzu inkâr ediyorlar.

Mısır devriminin devam ettiğini hep söylüyorsunuz. Önümüzdeki aylarda mücadelenin tanımlayıcı noktaları neler olacak?

Önümüzdeki aylarda muhtemelen ekonomi daha da kötüye gidecek, bu büyük bir sorun. Mursi’den IMF’den aldığı kredi nedeniyle fiyatlar arttı. Aynı zamanda bir parlamento seçimi olmadığı müddetçe ABD Mursi’ye para vermeyecek. Ve pek çoğumuz parlamento seçimlerini istiyoruz çünkü bunun nasıl gerçekleşeceğini biliyoruz. Bu da büyük bir sorun. Aynı zamanda Müslüman Kardeşler’in birçoğumuzu tutuklaması da bir sorun. Ek olarak şu anda Müslüman Kardeşler yargı erkiyle bir mücadele içinde. Bütün iyi hakimlerden kurtulmak istiyorlar. Çünkü aslında Mursi hapiste olmalıydı, devrim sırasında hapisteydi, aleyhine yürüyen bir dava vardı ve kaçtı. Mursi aslında kendi davasını yürüten hakimlerden kurtulmak istiyor ve hakim olma yaşını düşürmek istiyor. 50 yaşından küçük olmasını istiyorlar ki böylece bazı iyi hakimlerden kurtulsunlar ve yerlerine kendi hakimlerini geçirsinler.

Yani zorunlu emekliye ayrılma yaşı mı getiriyorlar?

Evet, geçen Cuma Yüksek Mahkeme önünde gerçekleşen protesto gösterisi bunun içindi. Pek çok sorun var. Bence yakında herkes yeniden sokaklara dönecek, özellikle de bu fiyatlarla. İnsanlar açlıktan ölüyor. Açlık grevleri ve açlık protestoları oluyor. Halk aç ve yoksul. Şu anda yaklaşık 27 milyon işsiz var. Bunların 10 milyonu turizm işleriyle bağlantılı. Ülkenin döviz rezervleri devrim öncesinin üçte biri seviyesine düşmüş durumda. Bu parayla gaz, buğday vs. ithal ediliyor. Sonuç olarak bu durum bütün harcamaları ve yeni bütçeyi etkileyecek. Önümüzdeki yıl sağlık hizmetlerini, eğitimi, kadınların ihtiyaçlarını, her şeyi kısmalıyız. Bu tıpkı gerçek bir kemer sıkma gibi. Biz sürekli kemer sıkma planları altında yaşıyoruz. Kemer sıkma bizim Mısır’daki yaşama biçimimiz.

Ancak benim hâlâ gençlerden umudum var. Her ne kadar bu devrim barışçıl bir yolda başladıysa da gittikçe daha da sertleşti fakat ben buna sert demiyorum, direnme diyorum. Çünkü bu insanların Müslüman Kardeşler’in binalarını yakması Mübarek’in partisi NDP’ye karşı devrimin üçüncü gününde – Öfke Günü – yapılanlar gibi. Bu şeytanlığın ta kendisi. Adalet yok, arkadaşlarımız öldürüldü. Bazı arkadaşlarımız görme yetisini kaybetti. Ama hiçbir şey olmadı. Sonuç olarak onlar adaleti kendileri sağlamak zorunda. Müslüman Kardeşler’in işletmelerini karşı boykot başladı. Öyle ki bazıları restoran bazıları süpermarket sahibi. Bir boykot kampanyamız var. Onlardan bir şey almıyoruz, onların restoranlarından yemek yemiyoruz. Bu ayrım aynı zamanda internet üzerinden protestolar yaratabilir. ABD resmi internet sitesine 30–40 bin kişi aynı anda giriş yapıp Obama karşıtı aynı mesajı gönderebiliriz. Bu oldukça yaratıcı bir protesto. Aynı zamanda bu insanlar çok cesur. Özellikle de bu insanlar çok gençler, hiç köleleştirilmemişler, işsizler. Hiçbir zaman ücretli köle olmamışlar, oldukça özgürler, özgür ruhları var. Özellikle arkadaşlarının kendi gözleri önünde öldüğünü gördüler. Şimdi de diyorlar ki: ya arkadaşlarıma cennette kavuşacağım ya da yaşayamayacağım, devam etmek zorundayım, başka bir seçenek yok.

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter