Brexit’in Britanya’da kazanmasına sevinmeyen Marksist niye Marksist?

— Şadi Ozansü
ABD emperyalizminin başı Obama, referandum kampanyasında Britanya hükümetine destek vermek için Britanya’yı ziyaret etti. Avrupa’nın bütün emperyalist ülkelerinin hükümetleri Britanya’nın AB’de kalması için canla başla çalıştılar. Taa uzaktan Japon hükümeti bile Britanya’nın Avrupa’da kalması için yoğun çaba harcadı. NATO Genel Sekreteri, “Britanya mutlaka AB’de kalmalı” dedi. Avrupa Merkez Bankası Başkanı “Britanya’nın AB’de kalması hayati önem taşıyor” dedi. Fransa Devlet Başkanı ve Başbakanı Cameron’a tam destek verdiler. Yetmedi, hepsinden daha beteri Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ETUC), yani Türkiye’deki bütün konfederasyonların bağlı oldukları üst örgüt Britanya’nın AB’de kalması için bildiri üstüne bildiri yayınladı.
Peki yıllardır AB ne yapıyordu? Avrupa’nın bütün TÜSİAD’larının ve MÜSİAD’larının birliği olan AB ise her fırsatta işçi düşmanı politikalarını sergiledi. Avrupa Komisyonu aracılığıyla AB’nin bütün hükümetlerine kamu harcamalarını kısıtlamaları, özelleştirmeleri hızlandırmaları, sendikaları ezmeleri, yılların ürünü işçi yasalarını imha etmeleri direktiflerini verdi. Birliği bir “Halklar Hapishanesi”e çevirmenin yanı sıra ABD emperyalizminin hizmetinde dünyanın birçok bölgesine askeri müdahalelerde bulundu: Libya, Mali, Irak, Suriye ve tabii eski Yugoslavya ile Ukrayna vs. ABD’den sonra dünyanın en önemli savaş tacirleri arasına girdi. Bu müdahaleleri, çeşitli ezilen halklara “demokrasi terbiyesi” verme adına gerçekleştirdi. Yunan işçi sınıfının mücadelesini, o ülkenin halkının onurunu ayaklarının altına alarak çiğnedi. Yunanistan halkının kendi kaderini tayin hakkını kullanmasına izin vermedi. İşte Avrupa Birliği budur. Kimse kimseyi kandırmasın AB aynen IMF, AMB, Dünya Bankası ve NATO gibi bir kurumdur. Ele geçirilip dönüştürülmesi düşünülemez. Ama Avrupa Birliği, Avrupa değildir! Bunun öyle olmadığını başta Fransa olmak üzere Avrupa’nın bütün işçi sınıfları görmeye başladı.

Peki şimdi Türkiye’nin sosyalistlerine ne oluyor?

İşte Türkiye sosyalistleri bu AB’den Britanya’nın kopması üzerine yas tutuyorlar. Neymiş efendim? “Avrupa’da sağ yükselişe geçmişmiş!” Neymiş efendim? “Avrupa’da faşizm tırmanıyormuş!” Yahu gözlerinize perde mi indi yoksa mil mi çekildi? Görmüyor musunuz ki, Avrupa’daki bütün ırkçılığın ve yabancı düşmanlığının kaynağı bizzat AB’nin uygulayageldiği politikalardır. Esas bu işçi ve halk düşmanı politikalar, yani ekonomik kriz nedeniyle halktan alınan vergilerle ve ücret kısıtlamalarıyla ve işsizleştirmelerle büyük finans şirketlerini, bankerleri, spekülatörleri, savaş tacirlerini paraya boğan politikalardır. Kaldı ki, hiç merak etmeyin, Britanya’nın AB’den çıkmasıyla faşizm gelişmez, tam tersine işçi sınıflarına ve ezilen halklara mücadelelerinde gün doğar. Fransa’da AB’nin dayattığı yeni İş Yasasına direnen Fransa işçi sınıfının mücadelesine güç katar. AB’nin işçi düşmanı politikalarının kurbanı olan İspanyol, İtalyan, Portekiz işçilerinin mücadelesine güç katar. Bugün genel grev kararı alan Belçika işçi sendikalarının mücadelesine ivme kazandırır. Görmüyor musunuz Fransa’da popülist sağcı parti FN’nin yürümekte olan işçi mücadelesine illişkin söyleyebileceği tek kelime yok. Bu şiddetli sınıf mücadelesi koşullarında adı bile geçmiyor. Çünkü işçi sınıfı içinde hiçbir örgütlenmesi yok. FN’in Fransa’nın geleceği üzerinde hiçbir etkisi yok. Yeter ki Fransa’nın işçi örgütleri bu hükümetle birlikte mevcut kapitalist sistemi de mezara gönderebilsinler. Britanya halkının Brexit kararının şu anda en büyük desteği sunduğu işçi sınıfı Fransa işçi sınıfıdır. Fransa işçi sınıfı bunu görüyor, Türkiye sosyalistleri siz niye görmüyorsunuz? Britanya işçi sınıfının AB’yi zayıflatan ve belki de yarın yıkılmasına neden olacak ayrılma kararı, Türkiye işçi sınıfı ve bütün Orta Doğu’nun ezilen halkları için de bir umuttur. Bunu nasıl görmezlikten gelebilirsiniz? Esas kör milliyetçilik AB’yi parçalama yoluna sokan Britanya işçi sınıfının “milliyetçiliği” değil, Türkiye sosyalistlerinin bu durumdan yararlanmayı bile göremeyen dar bölge milliyetçiliğidir.
Lenin’in yıllar önce söylediği şu sözler kendini Marksist sananların kulağına küpe olmalı: “Avrupa’nın gerçek birliği ancak sosyalist temellerde mümkündür. Kapitalist temellerde bir Avrupa birliği ancak gericiliğin kooordinasyon merkezi olur!” Dolayısıyla bunun yıkılması için sistematik bir mücadele – yani “yıkılırsa yıkılsın bize ne?” anlayışıyla değil- yürütmek ve Britanya’daki işçi sınıfının yoksul kesimlerinin isyanını bir büyük zaferin ilk adımı olarak selamlamak Marksistlerin temel görevidir. Yoksa sadece adınız Marksist kalır.

Brexit zaferi, işçi sınıfının zaferi olur!

23 Haziran perşembe günü Büyük Britanya’da Brexit oylaması yapılıyor, yani Britanya’nın Avrupa Birliği’nde kalıp kalmamasına ilişkin oylama. Bu konuya bizde pek fazla ilgi gösterilmiyor, ama dünyada durum farklı. ABD Başkanı Obama Britanya’ya sırf bu konuyla ilgili ziyaret yapıyor, NATO Genel Sekreteri “Britanya’nın AB’de kalması şart” diyor, Türkiye’deki bütün işçi sendikaları konfederasyonlarının bağlı olduğu ETUC yöneticileri “aman Britanya AB’de kalsın” diyor. Avrupa’nın ve dünyanın bütün emperyalist hükümetleri Britanya’nın AB’de kalmasından yanalar. Çokuluslu şirketler, dünyanın büyük finans kapitalistleri Britanya’nın AB’de kalması için çırpınıyorlar. Bu, soyguncular düzeninin savunucularıyla işçi sınıfı arasında uzlaşmaz bir mücadele. Britanya’daki kavga tam da bir sınıf hattında ilerliyor. Bu konuda ikircikli ya da tarafsız kalmaya çalışmanın ne büyük bir saçmalık olduğu, Paris’te 28 Mayıs günü yapılan enternasyonalist toplantıyı izleyince anlaşılıyor. Bu toplantıda konuşulanlar Avrupa işçi sınıfının devrimci önderlerinin bilinç düzeyini göstermesi açısından son derece ilginç. “Avrupa işçi sınıfından bir hayır gelmez, onlar burjuvalaşmışlar ve kendi emperyalistlerini destekliyorlar” anlayışının nasıl büyük bir palavra olduğunu gösteriyor.

Videoda yer alan konuşmacılar:

  • HEİNZ-WERNER SCHUSTER – Ver.di sendikacısı, SPD Düsseldorf İşçi Komisyonu üyesi, Almanya
  • STEVE HEDLEY – Britanya Deniz ve Demiryolu İşçileri Federasyonu (RMT) Genel Sekreter Yardımcısı
  • CLAUDE CHARMONT – 17 Mayıs tarihinden bu yana FO ve CGT sendikaları işçilerinin birlik halinde grevde oldukları RP rafinerisindeki Büyük Kuyular mevkiindeki Seine et Marne Bölgesi sendika militanı, Fransa
  • PANAGİOTİS TASSOPOULOS – Öğrenci, LAE (Halk Birliği) partisi militanı, Yunanistan
  • KLAUS SCHÜLLER – SPD’nin Thüringen Eyaleti İşçi Komisyonu üyesi, demiryolu işçisi, sendikacı, Almanya
  • PAULİNE GEORGES – SNCF sendikası militanı, Fransa
  • DARİO GRANAGLİA – FIOM -CGIL sendikası (metalurji) delegesi, Turin-İtalya
  • MARİE-LUCE MOULY – Ocak 2016’ya kadar Sol Parti’nin Eure-et-Loir Eş-sekreteri, Fransa
  • ROBERTO GİORROCCO – Flaman-Valon birlik komitesi üyesi, Belçika
  • ALEX GORDON – Demiryolu işçisi, Lexit (Left+exit) Kampanyası ile sendikacılar arasındaki bağı kurmakla görevli eski sorumlu, Britanya
  • DANİEL GLUCKSTEİN – Bağımsız Demokratik İşçi Partisi (POİD) Genel Sekreteri, Fransa

Britanya’nın AB’den çıkışı için Enternasyonal Toplantı

Videoda yer alan konuşmacılar:

HEİNZ-WERNER SCHUSTER – Ver.di sendikacısı, SPD Düsseldorf İşçi Komisyonu üyesi, Almanya
STEVE HEDLEY – Britanya Deniz ve Demiryolu İşçileri Federasyonu (RMT) Genel Sekreter Yardımcısı
CLAUDE CHARMONT – 17 Mayıs tarihinden bu yana FO ve CGT sendikaları işçilerinin birlik halinde grevde oldukları RP rafinerisindeki Büyük Kuyular mevkiindeki Seine et Marne Bölgesi sendika militanı, Fransa
PANAGİOTİS TASSOPOULOS – Öğrenci, LAE (Halk Birliği) partisi militanı, Yunanistan
KLAUS SCHÜLLER – SPD’nin Thüringen Eyaleti İşçi Komisyonu üyesi, demiryolu işçisi, sendikacı, Almanya
PAULİNE GEORGES – SNCF sendikası militanı, Fransa
DARİO GRANAGLİA – FIOM -CGIL sendikası (metalurji) delegesi, Turin-İtalya
MARİE-LUCE MOULY – Ocak 2016’ya kadar Sol Parti’nin Eure-et-Loir Eş-sekreteri, Fransa
ROBERTO GİORROCCO – Flaman-Valon birlik komitesi üyesi, Belçika
ALEX GORDON – Demiryolu işçisi, Lexit (Left+exit) Kampanyası ile sendikacılar arasındaki bağı kurmakla görevli eski sorumlu, Britanya
DANİEL GLUCKSTEİN – Bağımsız Demokratik İşçi Partisi (POİD) Genel Sekreteri, Fransa

” ‘Amerikan malı’ alın!”

[Fransa Bağımsız Demokratik  İşçi Partisi’nin (POID) haftalık yayınlanan Workers’ Tribune (İşçi Kürsüsü) gazetesinin, 36. sayısının başyazısı]

— Daniel Gluckstein

Yeniden düzenlenmiş bir Avrupa Birliği’ne üyeliğin kendisi için elzem olduğu” Londra City1 ve “Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği projesine katılımının devam etmesinin gerekli olduğunu” deklare eden MEDEF’ten2 sonra, sıra Obama’da.

Avrupa’ya resmi ziyareti sırasında ABD Başkanı, halkı Bretix’i3 reddetmeye çağırıyor, “çünkü odaklandığımız şey büyük bir blokla, Avrupa Birliği’yle, müzakeredir” diyor.

Obama neyi müzakere etmek istiyor?

Bu müzakerenin konusu; Soir 3’de4 verdiği röportajda bir ekonomi profesörünün ifade ettiği gibi amacı “uluslararası şirketlerin kendi standartlarını empoze etmesi”  olan o meşhur Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı5.

Açıkça söylemek gerekirse: müzakere konusu, ürünlerin ve özellikle “işgücü maliyetleri”nin, dolayısıyla işçi haklarının toptan bir kuralsızlaştırılmasıdır. Bir Amerikan üniversitesi eğer bu anlaşma uygulamaya konulursa Avrupa’da 600.000 işin yok edileceğini hesaplıyor.

İşte, Avrupa Birliği bunun için var; en güçlü emperyalizmin uysal “birleşik” ortağı olmak için!

Obama, Hanover’da (Almanya) açık sözlü sloganı “’Amerikan malı’ alın”ı dile getirip turuna devam ederken, Fransa’daki demiryolu işçileri Avrupa Birliği direktiflerinin uygulanmasının gereği olan “rekabete tamamen açık olma”nın getirdiği sonuçlara karşı greve gitti. Demiryolu işçileri özellikle mesai saatlerinin uzatılmasına ve dinlenme sürelerinin azaltılmasına itiraz ediyorlardı.

Kim halâ Britanya’nın Avrupa Birliği’nden çıkmasının sınıfsal bir sorun olmadığını söylemeye cesaret edebilir?

Bir yanda; sermaye sınıfı, Obama, hükümet başkanları ve tüm kapitalist ülkelerin yöneticlierinin hepsinin oluşturduğu, Avrupa Birliği’yle gerçekleştirilenlerin devamını ve hatta “transatlantik ortaklık” ile yoğunlaştırılmasını talep eden bir blok var. Başta İş Kanunu’nu (Avrupa Birliği’nin taleplerine cevaben) yok etmeyi hedefleyen El Khomri Bill olmak üzere işçi haklarının tamamen kuralsızlaştırılmasını talep eden birleşik bir blok.

Diğer yanda; Britanya’da olduğu gibi Fransa’da da işçi sınıfı grevler, gösteriler vb. şekillerde kendi örgütleriyle ve aynı zamanda fırsat doğduğunda referandumlarla karşı koyuyor.

Bu koşullarda, işçilerin, işçi sınıfını temsil ettiğini iddia eden örgütlerin –Avrupa Birliği düzeyinde Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) ve ayrıca Britanya ve diğer ülkelerdeki belirli işçi örgütlerinin- liderlerinin, Britanya’nın AB içinde kalması için ısrarlı bir kampanya yürüttükleri gerçeğini nasıl yorumlamaları gerekiyor?

Sınıfsal bir bakış açısıyla, Britanya’nın AB’den ayrılması bu halklar hapishanesinde bir gedik açacaktır. Ve tüm Avrupa işçileri ve halkları kendilerinde bu açılan gedikten sırayla geçme ve baskı ve sömürü kurumlarını paramparça etme cesaretini bulacaktır.

Ve bu gedik sayesinde, kendilerinde işçilerin, halkların ve Avrupa’nın özgür uluslarının özgür birliğinin yolunu açma cesaretini bulacaklardır.

  1. çev.- Londra Borsası’nın da bulunduğu dünya finans merkezi []
  2. Fransa işverenler örgüt; çev.- Türkiye’nin TÜSİAD’ı []
  3. Britanya’nın Avrupa Birliği’nden ayrılması. Bununla ilgili olarak 23 Haziran’da referandum gerçekleştirilecek []
  4. bir TV kanalı []
  5. TTIP: Transatlantic Trade and Investment Partnership []

Alman işçi hareketinden AB’ye “hayır” diyen Britanyalı işçilere destek

Avrupa Birliği’nin karşı devrimci karakterini bütün çıplaklığıyla Yunanistan’da gördük. Bir halkın egemenliğinin nasıl ortadan kaldırıldığına tanık olduk. Gerçi bunu görmek için Yunanistan’ı yaşamaya ihtiyacımız yoktu. Daha önce eski Yugoslavya’da ülkenin parçalanması için müdahalede bulunurken, yakın tarihte Ukrayna’da faşist çeteleri desteklerken, ABD emperyalizminin Körfez Savaşı’na açık destek verirken, Libya sonrası Afrika’ya saldırırken, şimdilerde Orta Doğu’ya bombardıman uçakları ve savaş gemileri gönderirken…

Ama bunların yanı sıra bizzat kendi işçi sınıfına ve onun haklarına saldırırken gördük. Bu saldırı günümüzde de bütün şiddetiyle devam ediyor. AB; Avrupa işçi sınıfının ve Avrupa halklarının can düşmanı. Bunu bütün eylemleriyle kanıtlıyor. Avrupa’nın belli başlı işçi örgütlerini yok etmeye çabalıyor, olmazsa korporatist bir anlayışla onları esir almaya çalışıyor. Avrupa Sendikalar Birliği ETUC bu konuda AB’nin en büyük destekçisi. Dolayısıyla Avrupa işçi sınıfıyla AB arasında müthiş bir savaş sürüyor. İşçi sınıfı bu mücadeleden yenilmeden çıkabilmek için bizzat kendi örgütlerinin liderlikleriyle de hesaplaşmak zorunda.

Dünyanın en güçlü işçi örgütleri hâlâ Avrupa’da. Emperyalizmin mevcut sistemik krizi bu örgütlerin imhasını gerektiriyor. Dahası, bu örgütlerin liderlikleri kendi denetiminde bile olsa, emperyalizm gene de bu örgütlerin yıkılması için mücadele ediyor. Çünkü sınıf mücadeleleri içinde öyle “zamanlar” oluyor ki, ETUC liderliği gibi satılmış sınıf önderlikleri bile sınıfın mücadelesinin önünde duramaz oluyor, emperyalist efendilerinin çıkarlarını yeterince savunamıyor. Dolayısıyla işçi sınıfı örgütlerinin imhası şart oluyor. Onun için bugün Avrupa’da çok sert bir sınıf mücadelesi sürüyor.

İşte Büyük Britanya işçi sınıfının içinden 23 Haziran tarihinde yapılacak olan Avrupa Birliği’nde kalıp kalmama referandumunda açıkça AB karşıtı bir tutum sergileyen sektörlerin ortaya çıkmaya başlaması bu yüzden çok önemli. Britanya’da AB karşıtı kampanyada yer alan imzacılar arasında Britanya Komünist Partisi’nden olduğu kadar ve hatta ondan da fazla İşçi Partisi içinden çeşitli sektörler yer alıyor. Ayrıca bağımsız sendikacılar, Tarık Ali gibi tanıdık entelektüeller de ilk imzacılar arasında. Ancak bu kampanya Britanya ile sınırlı. Dolayısıyla aşağıdaki metni (çağrıyı Almanca ve İngilizce olarak okuyabilirsiniz) imzaya açan Alman sendikacılar ve işçi hareketi temsilcileri, AB karşıtı kampanyalarını Britanya üzerinde bütün Avrupa’ya yayma çabasındalar. Daha şimdiden Avrupa çapındaki bu kampanyaya birçok Avrupa ülkesinden binlerce destek imzası gelmiş bulunuyor. Bu durumda hâlâ AB üyesi olmamakla birlikte, onun bütün karşı-devrimci etkisini üzerinde hisseden Türkiye işçi hareketinin de bu kampanyanın bir parçası olması sınıf mücadelesinin gereği.

Emperyalizmin Avrupa işçi sınıfı üzerindeki en güçlü silâhı AB. Bu kurumun bir yerinde gedik açılması bütün Avrupa işçi sınıfları için bir kurtuluş yolunun açılması anlamına gelecek. AB paramparça olduğunda bakalım Orta Doğu’daki savaş bu kadar kolay yürütülebilecek mi? O halde aşağıdaki metni imzalamak Türkiye’nin bütün namuslu işçi örgütleri, sosyalist partileri, gençleri ve aydınları için bir görev olsa gerek.

 

(İmzalarınızı iletisim@pgbsosyalizm.org adresine gönderebilirsiniz.)


 

 

Avrupa Çağrısı

Bizler; Avrupa Birliğinin üyesi olsun olmasın, Avrupa kıtasının bütün ülkelerinden, işçi hareketinin tüm eğilimlerinden emekçiler, gençler, sendikacılar ve siyasetçileriz.

Büyük Britanya’da, 23 Haziran tarihinde, gündemine temel soru olarak Avrupa Birliğinde “kalmayı” ya da ondan “ayrılmayı” alan bir referandum kararı alınmış bulunuyor.

İşçi Partisi yönetiminin ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonunun (ETUC) zirvelerinin aksi yönde talimatlarına rağmen 23 Haziran’da AB’den “ayrılmak” yönünde oy kullanılması çağrısı yapan Britanyalı sendikacıları, İşçi Partisi seksiyonlarını ve işçi militanları selamlıyor ve destekliyoruz.

Yunanistan’dan Portekiz’e, Polonya’dan Almanya’ya AB ve TROYKA tarafından dayatılan planların ve yönergelerin – ki hepsi “serbest ve düzgün rekabet koşullarının” sağlanması üzerine temellenmiş Avrupa sözleşmeleriydi- ne anlama geldiğini ve politik rengi ne olursa olsun bütün hükümetler tarafından nasıl hayata geçirildiğine yıllardır kendi gözlerimizle tanık olduk.

Halklarımız ve Avrupa’nın bütün emekçileri, ülkeleri ister AB üyesi olsun isterse sözde “yardımcı ortaklık” statüsüyle bu birliğin boyunduruğu altında olsunlar, istisnasız hepsi şu politikaların mağduru oldular: kuralsızlaştırma, çalışma yasalarının ve işçi haklarının dinamitlenmesi (emeklilik hakları, sosyal güvenlik ve toplu sözleşmeler sistemi), özelleştirmeler ve kamu hizmetlerinin imhası, borç ödemeleri adı altında bütçe kesintileri, halk egemenliği ve ulusal egemenliğin bütün biçimlerinin sorgulanması…

Çeşitli sözleşmelerle NATO’nun içine dahil edilmiş bulunan AB’nin, yabancı askeri müdahaleleri desteklediğinin ve milyonlarca insanı göç yollarına sürüklediğinin farkındayız.

18-19 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilen Avrupa Zirvesinde, Britanya Başbakanıyla Avrupa Komisyonu arasında varılan anlaşma sonucunda ortaya çıkan durumun emekçilerin kendi aralarındaki rekabeti daha da şiddetlendireceğini gözlemliyoruz. Nitekim bu anlaşma gereğince, Büyük Britanya’ya göç etmiş bulunan herhangi bir AB ülkesi vatandaşı her emekçi dört yıl boyunca, Britanya işçi sınıfının daha önceki mücadeleleri sonucu kapitalizmden söküp aldığı hiçbir hakkı kullanamayacaktır. Doğal olarak bunun yol açacağı sonuç; emekçiler arası rekabeti körüklemek, “işgücü maliyetini” düşürmek için yeni bir saldırıya hazırlanmak, gerici bir yabancı düşmanlığı ikliminin oluşmasını teşvik etmektir.

Kapitalistlerin ve bankerlerin çıkarları doğrultusunda elindeki bütün imkânları emekçileri birbirlerine kırdırtmak için seferber eden bu “Avrupa Birliğine”  karşı, emekçilerin, kendi haklarını, halklarının egemenliğini ve demokrasiyi savunmaları ve yeniden fethetmeleri için Avrupa’nın bütün halklarının ve emekçilerinin birliğini savunuyoruz.

Norveç Sendikalar Konfederasyonu’nun (LO) Trondheim kentindeki yerel örgütlenmesi Trondheim Sendikalar Konseyi’nin yıllık konferansında bir araya gelen 578 delegeyle birlikte “AB’yi terk etmek” ve “Avrupa ve dünyanın bütün emekçileriyle birlikte mücadele etmek” yönünde oy kullanmaya karar veren Britanyalı emekçileri destekliyoruz.

23 Haziran’da Britanyalı emekçilerin zaferi, bütün ülkelerde kendi sınıf mücadeleleriyle AB’nin yıkım planlarına ve bu planları uygulayan kendi hükümetlerinin politikalarına direnen bütün emekçiler için güçlü bir dayanak olacaktır.

 

                                                             İlk İmzacılar

 

Peter KREUTLER (AfA Düsseldorf Bşk. Yrd., Ver.di)

Cornelia MATZKE ( 1989’dan sonra oluşan ilk Saksonya Bölgesel Parlamentosunun milletvekili, Ver.di)

Norbert Müller ( Ver. Di, AfA, Frankfurt/Main)

Peter SAALMÜLLER ( Ver. Di, SPD)

Anna Helena SCHUSTER (Ver. Di)

Birgit SHUTZ ( NGG restorasyon sendikası, işyeri konseyi üyesi, AfA Düsseldorf

H.W. SCHUSTER (Ver. Di, AfA Düseldorf Bşk.)

 

 

Bu çağrıyı destekliyorum

 

İsim, Soyisim……………………………………………………………………….

Kurumu……………………………………………………………………………….

Ülke………………………………………………………………………………………

E-Mail, tel…………………………………………………………………………….

 

Lütfen e-mailinizi şu adrese gönderin: h.w_schuster@yahoo.com