Obama Avrupa Birliği’ni savunmak için en önsafta

[Fransa Bağımsız Demokratik İşçi Partisi’nin (POID) haftalık yayınlanan Workers’ Tribune (İşçi Kürsüsü) gazetesinin 36. sayısı – Uluslararası Günlük]

— François Forgue

ABD başkanı Barack Obama 22 Nisan’da Londra’ya vardı. Derhal, diplomatik geleneği de çiğneyerek ve hatta basının fikrini sormasını bile beklemeden, İngiliz seçmenlere 23 Haziran’daki referandumda sorulacak olan “İngiltere AB’de kalsın mı, ayrılsın mı?” sorusuna vermeleri gereken cevabı dikte etti.

Obama’ya göre, AB içinde kalmak istiyoruz demeleri onların göreviydi. Eğer bunu yapmazlarsa, Obama “İngiltere ve ABD arasında yapılacak olan ticari anlaşmanın sıranın sonuna atılacağı” konusunda uyardı. (Financial Times, 23 Nisan).

Obama’nın pervasızlığı, Avrupa Birliği gerici yapısına ayrılma yönünde oy kullanarak indirilecek bir darbenin tüm dünya düzenine bir tehdit oluşturacağı gerçeğinin altını çiziyor. Dolayısıyla, İngiltere seçmenlerine her türlü otorite ve kurum – hükümet başkanları, IMF, Londra City1 ve ayrıca Avrupa işçileri adına konuşma hakkı olduğunu iddia eden “Avrupa Sendikalar Birliği” olarak yanlış adlandırılan ETUC – tarafından verilen buyruklar şu mesajı iyice vurguluyor: “Obama ve Cameron’un emirlerine itaat etmelisiniz.”

Bu geniş seferberlik içinde, son durak, Avrupa Birliği’yle bağların korunması için çağrıda bulunan İngiltere ve başka yerlerdeki işçi hareketi önderleri tarafından temsil ediliyor. Sürekli tekrar edilen argüman şu: Muhafazakar Parti’nin en gerici unsurları olan yabancı düşmanı ve faşist aşırı-sağ İngiltere’nin AB’den ayrılması çağrısını yapıyor.

Elbette, referandum, siyasi demokrasinin son derece indirgenmiş bir formudur çünkü seçmenler, kökten karşıt politik güçlerin tamamen farklı nedenlerle aynı yanıtı verebilecekleri bir soruya “Evet” ya da “Hayır” cevabı vermeye çağrılır.

Aslında, referandumların çoğu zaman onları düzenleyenlerin lehine dönmesinin temel nedeni de budur. Durum bu olmadığında, referandum derin bir krizin işaretidir. General de Gaulle’ün korporatist projesinin birleşik bir “Hayır” oyu seferberliği sayesinde yenildiği 1969 yılında Fransa’da olan da buydu. Bu seferberlik kararını ilk olarak Force Ouvrière sendika konfederasyonu almış ve CGT’de karara uymuştu.

Burjuvazinin tüm kesimlerinin –“Fransa Cezayir”i konusunda nostaljik bir özlem içinde olanları da dahil- kendine özgü nedenlerle “Hayır” oyu için çağrı yapmış olması, halkın işçi sınıfının çıkarlarının nerede yattığını net bir biçimde görmesine engel olmamıştı.

Aynı şey bugün İngiltere için geçerli. Cameron’un gerici hükümetinin yenilmesi ve AB kurumlarının reddedilmesi işçi sınıfının çıkarınadır.

Bu nedenle, tüm Avrupa’da işçi sınıfının çıkarlarını ve onun örgütlülüklerinin bağımsızlığını savunanlar, AB’den ayrılmak için çağrı yapan Britanya işçi hareketinin tüm kesimlerine koşulsuz desteklerini sunmaktadır.

  1. çev.- Londra Borsası’nın da bulunduğu dünya finans merkezi []

” ‘Amerikan malı’ alın!”

[Fransa Bağımsız Demokratik  İşçi Partisi’nin (POID) haftalık yayınlanan Workers’ Tribune (İşçi Kürsüsü) gazetesinin, 36. sayısının başyazısı]

— Daniel Gluckstein

Yeniden düzenlenmiş bir Avrupa Birliği’ne üyeliğin kendisi için elzem olduğu” Londra City1 ve “Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği projesine katılımının devam etmesinin gerekli olduğunu” deklare eden MEDEF’ten2 sonra, sıra Obama’da.

Avrupa’ya resmi ziyareti sırasında ABD Başkanı, halkı Bretix’i3 reddetmeye çağırıyor, “çünkü odaklandığımız şey büyük bir blokla, Avrupa Birliği’yle, müzakeredir” diyor.

Obama neyi müzakere etmek istiyor?

Bu müzakerenin konusu; Soir 3’de4 verdiği röportajda bir ekonomi profesörünün ifade ettiği gibi amacı “uluslararası şirketlerin kendi standartlarını empoze etmesi”  olan o meşhur Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı5.

Açıkça söylemek gerekirse: müzakere konusu, ürünlerin ve özellikle “işgücü maliyetleri”nin, dolayısıyla işçi haklarının toptan bir kuralsızlaştırılmasıdır. Bir Amerikan üniversitesi eğer bu anlaşma uygulamaya konulursa Avrupa’da 600.000 işin yok edileceğini hesaplıyor.

İşte, Avrupa Birliği bunun için var; en güçlü emperyalizmin uysal “birleşik” ortağı olmak için!

Obama, Hanover’da (Almanya) açık sözlü sloganı “’Amerikan malı’ alın”ı dile getirip turuna devam ederken, Fransa’daki demiryolu işçileri Avrupa Birliği direktiflerinin uygulanmasının gereği olan “rekabete tamamen açık olma”nın getirdiği sonuçlara karşı greve gitti. Demiryolu işçileri özellikle mesai saatlerinin uzatılmasına ve dinlenme sürelerinin azaltılmasına itiraz ediyorlardı.

Kim halâ Britanya’nın Avrupa Birliği’nden çıkmasının sınıfsal bir sorun olmadığını söylemeye cesaret edebilir?

Bir yanda; sermaye sınıfı, Obama, hükümet başkanları ve tüm kapitalist ülkelerin yöneticlierinin hepsinin oluşturduğu, Avrupa Birliği’yle gerçekleştirilenlerin devamını ve hatta “transatlantik ortaklık” ile yoğunlaştırılmasını talep eden bir blok var. Başta İş Kanunu’nu (Avrupa Birliği’nin taleplerine cevaben) yok etmeyi hedefleyen El Khomri Bill olmak üzere işçi haklarının tamamen kuralsızlaştırılmasını talep eden birleşik bir blok.

Diğer yanda; Britanya’da olduğu gibi Fransa’da da işçi sınıfı grevler, gösteriler vb. şekillerde kendi örgütleriyle ve aynı zamanda fırsat doğduğunda referandumlarla karşı koyuyor.

Bu koşullarda, işçilerin, işçi sınıfını temsil ettiğini iddia eden örgütlerin –Avrupa Birliği düzeyinde Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) ve ayrıca Britanya ve diğer ülkelerdeki belirli işçi örgütlerinin- liderlerinin, Britanya’nın AB içinde kalması için ısrarlı bir kampanya yürüttükleri gerçeğini nasıl yorumlamaları gerekiyor?

Sınıfsal bir bakış açısıyla, Britanya’nın AB’den ayrılması bu halklar hapishanesinde bir gedik açacaktır. Ve tüm Avrupa işçileri ve halkları kendilerinde bu açılan gedikten sırayla geçme ve baskı ve sömürü kurumlarını paramparça etme cesaretini bulacaktır.

Ve bu gedik sayesinde, kendilerinde işçilerin, halkların ve Avrupa’nın özgür uluslarının özgür birliğinin yolunu açma cesaretini bulacaklardır.

  1. çev.- Londra Borsası’nın da bulunduğu dünya finans merkezi []
  2. Fransa işverenler örgüt; çev.- Türkiye’nin TÜSİAD’ı []
  3. Britanya’nın Avrupa Birliği’nden ayrılması. Bununla ilgili olarak 23 Haziran’da referandum gerçekleştirilecek []
  4. bir TV kanalı []
  5. TTIP: Transatlantic Trade and Investment Partnership []