Bu Sayı

— Yayın Kurulu

Değerli okuyucularımız,

Tekrar bir araya gelmenin sevincini yaşıyoruz.

8-11 Ekim tarihlerinde IV. Enternasyonal 7. Dünya Kongresi’ni gerçekleştirdi. Bu sayımızdaki ilk yazımız Kongre’nin dünya politik durumu ve IV. Enternasyonal’in görevleri üzerine Genel Karar. Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet sisteminin ağır krizinin ortasında hazırlanan bu metin “kapitalizmi yıkmak” noktasına özellikle vurgu yapıyor. Kapitalizmin en vahşi savunucularından en mahçup savunucularına kadar herkesin bir parça “antikapitalist” olduğu, kapitalizmi eleştirerek düzeltmek gerektiğini önerdiği günümüzde Kongre; kuruluş amacını hatırlatıyor: “kapitalizmi eleştirmek değil yıkmak”. Devamı

IV. Enternasyonal 7. Dünya Kongresi Genel Kararı

— IV. Enternasyonal 7. Dünya Kongresi

1. “İnsanlık krizi ve önderlik krizi”

VII. Dünya Kongremiz Geçiş Programı’nı onaylamış olan IV. Enternasyonal’in kuruluş kongresinin 72. yıldönümünde toplanmış bulunuyor. 1938 Geçiş Programı şu iddiayı ortaya atmıştı: “İnsanlığın krizi proletaryanın devrimci önderliğinin krizi halini alıyor.” 72 yıl sonra insanlık, işçi hareketinin yönetici aygıtlarının karşı-devrimci politikası sayesinde üretim araçlarının özel mülkiyeti rejiminin günümüze kadar varlığını sürdürmesine imkân tanıdığı için giderek derinleşen ve yaygınlaşan bir krize batmış bulunuyor. Devamı

“Kürt Açılımı”nın Açılımı ve Kurucu Meclis

— Kamil KARAAĞAÇ

Tarihsel bir hatırlatma…

Tarih: 2005 Mart’ı
Yer: Mersin
Konu: Newroz kutlamaları

Diyarbakır’da yüz binlerin katıldığı eylemde DEHAP genel başkanı “Türkiye isterse Kürt sorunu 3 ayda çözülür” dediğinde Türkiye’nin cevabı, Mersin’deki Newroz kutlamaları esnasında bayrağını yerden kaldıran ve ağzında salyalarla hedefine saldıran sivil poliste kristalize oldu.

Bir tarafta barış için elini uzatanlar, öbür tarafta ellerinde bayrakları ile saldırıya geçenler.

Bir tarafta barış türküleri söyleyip halaya duranlar, öbür tarafta milli duyguları kabarıp saldırı için birbirine kenetlenenler.

Bir tarafta barış sesleri, öbür tarafta tek bayrak, tek dil, tek vatan nidaları…

Belirtilen tarihte hükümette ilk döneminde olan AKP vardı. Mersin’de yapılan bayrak yakma eyleminin provokasyon olduğu sonuçları itibariyle daha belirgin olarak açığa çıkmıştı. Barış isteyen taraf ve karşısındakiler netti.

Yine o dönemde, Newroz’dan önce MHP’nin Hitlerli-Bushlu “kahrolsun faşizm” afişleri peydah olmuştu. Afişler, Hitler’in kitlelere
“yaşasın sosyalizm” diyerek iktidara gelmesini anımsatıyordu. Tabii yaşanan olaylar sonucu besin kaynaklarına ulaşan kurtlar, kuzu postundan çıkıp ulumaktaydılar.

TC’nin ABD ile Büyük Ortadoğu Projesi’nde (BOP) işbirliği yapmasının her durumda Kürtlerin ve emekçilerin aleyhine bir gelişme
olacağı ve sınıfsal özü olmayan barış çağrılarının hüsranla sonuçlanacağı o dönemde de tarafımca yapılan tespitlerdi.

Şimdi…

Tarih: 2009 Ağustos’u
Konu: Kürt “Açılımı”
Gündeme getiren: AKP Hükümeti

Bir tarafta AKP-DTP el sıkışması, diğer tarafta AKP-MHP restleşmesi. Bir tarafta ‘Norşin’ diyenler, diğer tarafta ‘Güroymak’ diyenler.

Bir tarafta ‘analar ağlamasın’ deyip gözyaşı dökenler, diğer tarafta ‘şehidimin kanı yerde kalmasın’ deyip kendinden geçenler.

Bir tarafta barışçı çözümü konuşanlar, diğer tarafta savaşçı şahinler. Bir tarafta demokrasi diyenler, diğer tarafta ABD planı diyen ‘anti- ABD’ciler’…

Taraflar böyle sunuluyor. Yukarıdaki olayda taraflar netken burada işler karışık.

Aradan 4 yıl geçti. Hükümet yine AKP hükümeti. 2007 seçimlerinde bile Hakkâri’de ‘ya sev ya terk et’ mealinde açıklamalar yapan
aynı başbakan. Ne oldu da Kürtlerin barış çığlığı görmeyen gözlerce görüldü, duymayan kulaklarca duyuldu, konuşulmayan dillerde konuşulmaya başlandı.

MHP’nin ‘kahrolsun ABD’ afişleri peydah olursa şaşırmamak gerekir. Ama kurtlar bu sefer ortalıkta ulumuyor. Çünkü arkalarında
Genelkurmay’ın desteği yok.

TC hükümeti ve ordusuyla ABD’nin müttefiki ve Ortadoğu’daki destekçisi durumundayken buna rağmen Kürtler lehine bir çözüm olabilir mi? Bu çözüm işçi sınıfının durumuna nasıl etki eder? Ne yapabiliriz? Bu soruların cevabı ayrıntılı bir dönem analizi üzerinden hareketle cevaplanabilir. Elimden geldiğince dönemin belki satırbaşlarına değinerek analizini yapıp, sorulara yönelik cevabımı ve sosyalistlere düşen görevleri ele alacağım.

(Yazının tamamını okumak için tıklayın.)

İran Devrimi’nin Dünü Bugünü

— Erdem EVCİL

Devrim öncesi iç politika ve sosyoekonomik yapı

Batı Asya’da bir devlet olan İran’ın kuzeyinde Ermenistan, Azerbaycan, Hazar Denizi ve Türkmenistan, doğusunda Afganistan ve Pakistan, batısında Irak ve Türkiye, güneyinde Basra Körfezi ve Umman Denizi bulunuyor. Ülkede Türkler, Araplar, Kürtler, Yahudiler, Ermenilerden oluşan önemli bir azınlık var.

(Yazının tamamını okumak için tıklayın.)

Latin Amerika’nın Tarihsel Yol Ayrımı

— C. Taylan ACAR

Amerika Birleşik Devleti’nin tarihindeki ilk siyah başkan olan Demokrat Parti adayı Barack Obama’nın seçilmesinin üzerinden bir yıla yakın zaman geçti. Obama, 20 Ocak’ta görevi resmen devraldığından beri birçok alanda yaptıklarıyla konuşuldu. Özellikle kriz döneminde, Bush’un öngördüğü 700 milyar dolarlık kurtarma paketini hayata geçirmesi ve Irak’tan çekilmeyi takvime bağlayarak Afganistan ve Pakistan’daki askeri operasyonlara öncelik vereceğini açıklaması çok konuşuldu. Dikkat edilmesi gereken diğer önemli bir konu olarak ise daha Obama koltuğunda birinci yılını doldurmadan gerçekleşen Honduras darbesi ve bunun ışığında Bush döneminde iyice gerilen ABD-Latin Amerika/Karayip ilişkileri öne çıkıyor.

(Yazının tamamını okumak için tıklayın.)