Haziran Ayaklanmasında İşçiler ve İşçi Örgütleri

— Fulya AYATA

Tarihte kritik zamanlar vardır. Kitaplardan okuyup tanıklarından dinlediğimiz, insanlık tarihinin gidişatını değiştiren zamanlar… Bazıları tüm dünyayı etkileyen, bazıları ülkelerin tarihlerini yeniden yazdıran, bazıları doğrudan kişisel tarihimize dokunan… İşte son birkaç yıldır tüm dünyada, tarih kitaplarının yazımını değiştirecek böyle gelişmeler yaşıyoruz. Komünist Manifesto’nun ünlü cümlesini 165 yıl sonra bir kez daha kazıyoruz zihinlerimize: Tarih, sınıf mücadeleleri tarihidir.

Yaşı ancak Berlin Duvarı’nın yıkılışına ve Sovyetler’in çöküşüne yetenler için destansı gelen bir tarihti ardımızda bıraktığımız. Bu memlekette de o yıllardan bu yıllara, gençlere hep yenilgi hikâyeleri anlatıldı. 1980’den sonra işçi sınıfının örgütlü mücadelesine dahil olanlar için bile siyasi iktidarı hedef alan büyük kitlelerin harekete geçtiği “hikâyeler”, kendilerinden önceki kuşakların “eski güzel günleri” gibiydi. Kapitalizmle derdi olan gençler “eskileri” dinledi, mücadeleye inandı, ama bir masalın mutlu sonuna inanır gibi… Fakat Haziran İsyanı ile bunun bir masal olmadığı görüldü. Tıpkı Tunus’ta polislerden şiddet görüp tezgâhı elinden alınan bir seyyar satıcının bedenini ateşe verip tetiklediği devrim gibi polis tekmelerine rağmen Gezi Parkı’ndaki ağaçlara sarılan gençler de Haziran İsyanını ateşledi. Devamı