Foti Benlisoy’a cevap

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter

— Doğan Fennibay

Foti Benlisoy’un kobanê ve abd: “emperyalist haydutlardan patates ve silah almak” başlıklı makalesini okuduktan sonra kısa bir cevap verme gereği duyduk.

Metnin Lenin ve Troçki’nin pozisyonlarından verdiği örnekler[1] şunlar:

  • Lenin’in Alman emperyalizminin Sovyet iktidarına yönelik yakın askeri saldırı tehdidine karşı Fransız ve İngiliz emperyalizminden yardımı kabul etmek yönündeki görüşü
  • Troçki’nin II. Dünya Savaşı öncesi dönemde Belçika’da farazi bir devrim durumunda Nazi Almanya’sının ona saldırmasına karşılık Fransız emperyalizminden yardım istenebileceği görüşü
  • Troçki’nin yine farazi olarak Fransız emperyalizmine karşı ayaklanan Cezayir halkının faşist İtalyan emperyalizminden yardım kabul edebileceği görüşü

Marksizm, fıkıhtan farklı olarak, basit kıyas yöntemini kullanmakla yetinmez. Diyalektik yönteme sadık kalmak için bu örnekleri doğrudan almak değil, içlerindeki öz fikri kavrayıp yeni durumlara uygulamak gerekir.

Tüm bu metinlerdeki öz, emperyalist olmayan bir tarafın (proleter devrimi yahut ulusal devrim) emperyalist iki tarafın arasındaki çelişkiden faydalanmasıdır. Öz, budur, zira Marksizm nasıl tahlilini ezen ve ezilen sınıflar temeline dayandırıyorsa ülkeler düzeyindeki tahlilini de ezen (emperyalist) ve ezilen (sömürge, yarı-sömürge) ülkeler temeline dayandırır:

Komünist Partisi (…) mali sermaye ve emperyalizm döneminde özgü olan, dünyanın toplam nüfusunun muazzam çoğunluğunun, en zengin, en ileri kapitalist ülkelerdeki küçük bir azınlık tarafından sömürgeleştirilmesi ve mali bakımdan köleleştirilmesini gizleyen burjuva-demokratik yalanlara karşı, ezilen, bağımlı, eşit haklara sahip olmayan uluslarla ezen, sömüren, bütün haklara sahip uluslar arasında aynı netlikte bir ayrımı ön plana çıkartmalıdırlar. (Lenin, “Milliyetler ve Sömürge Sorununa İlişkin İlkeler”, 1920, III. Enternasyonal Belgeler 1919-1943, Belge Yayınları, Ekim 1979) (vurgu bizim)

Devrim, emperyalist güçlere ‘hayır, siz birleşin, ben hepinizle birden mücadele edeyim’ veya ‘siz kiminle kavga ederseniz edin, ben üçüncü cephe olacağım’ deme lüksüne sahip değildir. Devrimci Marksistler şekilci ahlakçılık uğruna devrimi yokuşa sürmezler.

Asıl meseleye gelirsek: Kobanê’de hangi iki emperyalist güç çatışıyor da Kürt Hareketi bu çatışmadan ABD yardımı alarak yararlanıyor? Bir taraf ABD ve onunla ittifak içindeki Avrupa emperyalistleri. Öbür tarafın kim olduğunu Lenin ve Troçki açık açık belirtirken Benlisoy niye hiç yazmamış? Bu tali bir mesele mi?

Peki, öbür emperyalist taraf kim diye biz tahmin edelim. İD mi, Suriye mi, Türkiye mi, İran mı? Bunları gülünç alternatifler olarak geçelim. Yoksa Rusya mı? Ama Rusya İD’yi uzaktan yakından, hele hele ABD ile kıyaslandığında hiç, desteklemediği gibi bir emperyalist ülke olması da olanaksız, zira çürüyen kapitalizm çağında yeni bir kapitalist ülke, hele hele bir emperyalist ülke kurulması da olanaksız.

Bundan 1,5 sene evvel Benlisoy’un çizgisi olan Suriye’deki “üçüncü seçenek” politikasını ahlaki temellere dayandırmakla eleştirmiştik. Şimdi baktığımızda pragmatik bir çizgiye geçtiğini görüyoruz. Bu değişim; Almanya’da sosyal demokrasiyle her türlü ittifakı reddedip “üçüncü dönem” ve “sosyal faşizm” çizgisi izleyerek Nazileri iktidara taşıyan Stalinist bürokrasinin sonra Fransa’da burjuvaziyle dahi ittifakı içeren halk cephesi politikasına sarılmasına çok benziyor.

Kobanê halkı şüphesiz çok zor durumda. Ancak onu bu zor duruma düşüren emperyalizmin İD vd. aracılığıyla Suriye’de yürüttüğü emperyalist savaş ve kurtuluş da bu sebeple ancak (III. Enternasyonal’in ilk dört kongresinde geliştirilen) antiemperyalist birleşik cephe taktiğiyle mümkün. İçinde mücadele yürüttüğümüz İKP 1 Ekim’de bölgede emperyalizmin saldırısına maruz kalan tüm güçleri birliğe çağırırken[2] bu temel üzerinde hareket ediyordu.

Benlisoy’dan yaklaşık beş hafta önce kendisiyle aynı uluslararası akıma (Birleşik Sekretarya) mensup Danimarka milletvekili Michael Voss Irak’taki askeri müdahaleye Danimarka’nın dahil olmasına onay vermesini yine Lenin’in Şubat Devrimi’nin ardından Rusya’ya dönebilmek için Alman emperyalizmiyle bir uzlaşmaya gittiği örneğiyle meşrulaştırmaya çalıştı.[3] Yine iki emperyalist güç (dönemin emperyalist Rusya’sı ve Almanya) arasındaki çatlaktan yararlanmaya çalışan bir devrimci ve yine bunun ezilen bir ülkeye emperyalist bir müdahaleyi meşrulaştırmak için kullanılması… Benlisoy’un tavrı bireysel veya tesadüf değil, Birleşik Sekretarya’nın alamet-i farikasıdır ve IV. Enternasyonal tüm dünyada bu gerici merkezci çizgiye karşı mücadelesini devam ettirecektir.

————

[1] Benlisoy’un verdiği örnekleri olduğu gibi aldık ancak özenli bir yazarın alıntılarını kaynak ve tarih göstererek yapması gerektiğini hatırlatalım.

[2] İKP, “Ortadoğu Cehenneminde Kürt Halkının Katline HAYIR!”, 1 Ekim 2014.

[3] M. Voss, “Why Danish leftists supported military aid to Iraq”, International Viewpoint, 15 Eylül 2014.

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter