Düşünmek İsteyen Uluslararası Marksist Eğilim (IMT) Militanlarına Açık Mektup

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter

Alan Woods ve Serge Goulart iddia ediyor: IV. Enternasyonal canlandırılamaz!

Merak ediyoruz; nereye kadar gidecekler?

— Joao Alfredo LUNA1

İngiltere’de Ted Grant’ın kurduğu eski “Militant” grubunun devamcısı, Alan Woods’un grubu (Uluslararası Marksist Eğilim ya da IMT- International Marxist Tendency) ve Brezilya’daki temsilcisi Serge Goulart (Marksist Sol/EM – Esquerda Marxista) IV. Enternasyonal’e her türlü referansı terk ettiğini açıkladı.

18 Mart 2010 tarihinde IMT Sekretaryası tarafından yayınlanmış olan “V. Enternasyonal İçin” başlıklı açıklama şöyle diyor:

“IV. Enternasyonal adındaki oluşum bir örgüt olarak mevcut değildir. Onun adına konuşanlar, ne bunun için gerekli kitlelere, ne doğru fikirlere, hatta ne de lekesiz bir bayrağa sahiptirler. Bu temelde, IV. Enternasyonal’i yeniden inşa etmek üzerine söylenen her şey bizim dışımızdadır.”

Burada kullanılan retoriğe karşın (örneğin “onun adına konuşanlar” ile arasına sınır çekme) bu IMT açıklaması, grubun geleneksel muğlâklığının çok ötesine geçmektedir; çünkü şimdiye kadar –sanki bu mümkünmüş gibi- IV. Enternasyonal için mücadeleye değilse bile, Troçkizme bağlı oldukları iddiasındaydılar. Şimdi ise çok daha net bir konum almış oluyorlar.

18 Mart tarihli bu açıklama net bir biçimde IV. Enternasyonal ile ilgilidir. Şu anlama gelmektedir: “Komutan Chavez, emrindeyiz! V. Enternasyonal’den yana tarafız!”

Şüpheye yer bırakmadan söyleyelim: IV. Enternasyonal emperyalizme karşı koşulsuz olarak Chavez hükümetini desteklemektedir, ama bizler “Chavezci” değiliz. Her koşulda bizler siyasi bağımsızlığımızı koruruz.

IMT zaten yavaş yavaş “Chavezciliğe” kendini uyarlamış olmasına rağmen, bugün “yeniden canlandırılamayacak olan” IV. Enternasyonal’i atlayarak bir V. Enternasyonal’e katılmak (bunun ne anlama geldiğini aşağıda analiz edeceğiz) niyetindedir ve bu IMT için ciddi sonuçları olan büyük bir sıçrayış anlamına gelmektedir. Grant-Woods grubunun Troçkist gelenekte eğitilmiş herhangi bir üyesi şunun üzerine düşünmelidir:

Troçkizmin lekesiz programına, IV. Enternasyonal’in kurucu programına sırtını dönmek nasıl mümkün olabilir? Özellikle siyasal eğitimlerini IV. Enternasyonal’in Brezilya seksiyonunda almış olan ve dört yıl önce bu yapı ile yollarını ayırırken Goulart’ı izlemiş olan militanlar için zor bir sorudur bu.

Brezilya’daki Marksist Sol’un (EM) Merkez Komitesi 13 Mart 2010 tarihinde bir karar almış ve bu kararla şu çizgide V. Enternasyonal’e katılmaya karar vermişlerdir:

“Programlarından ve mücadelelerinden gurur duyan Troçkistler olarak Lenin ve Troçki’nin Enternasyonal’inin bu program üzerinden inşa edileceğini ilan ediyoruz.”

Ancak bu nasıl mümkün olabilir?

Lenin ve Troçki’nin Enternasyonal’i elbette III. Enternasyonal idi, kendi programı olan onların zamanının Komünist Enternasyonal’i. Marksist Sol’un Merkez Komitesi III. Enternasyonal’i mi yeniden inşa etmeye niyetli?

Tarihin saatini geriye mi işletmeli, Troçki’nin yöneliminin gerekçesini teşkil eden Stalinizmin (yirmili yılların sonunda) veya Halkçı Cephelerin (otuzlu yılların ortalarında) zaferleri gibi önemli sorunları bir kenara mı bırakmalıyız?

Karar sahiplerinin kafası ne kadar karışık olursa olsun, V. Enternasyonal’e ulaşmak için IV. Enternasyonal’in üzerinden atlamak gerektiği ortadadır. Marksist Sol’un Merkez Komitesinin açıklaması IV. Enternasyonal’in artık bir daha dirilemeyeceği şeklindeki kendi dünya önderliğinin açıklamasını yalanlamıyor. Sözümona V. Enternasyonal adına IV. Enternasyonal için mücadeleden vazgeçmeye davet edilen Marksist Sol’un militanları bunu yeniden düşünmelidirler. Bu sıçrama ve bunun nasıl gerçekleştiğini değerlendirdiğimizde, bizler haklı olarak,Woods-Goulart liderliğinin bir dahaki sefere onları nereye sürükleyeceklerini açıkçası merak ediyoruz.

IMT Derin Krizde

Üretim araçlarının özel mülkiyeti sisteminin dünya çapında derin bir kriz yaşadığı ve bunun otomatik olarak işçi sınıfı hareketinin ve örgütlerinin her ülkede güçlenmesi anlamına gelmediği mevcut durum karşısında, yaşananlar baskının IMT’yi ciddi bir krize sürüklediğini ve geriye dönüş olanağının da olmadığını gösteriyor.

IMT yaklaşık yirmi yıl önce Bir İşçi Enternasyonali için Komite’nin (CWI, İngiliz “Militan”) İngiliz İşçi Partisi’nden ayrılma kararı sonrasında bölünmesi ile ortaya çıktı. Diğer ülkelerdeki kardeş gruplardan çoğu “yeni partiler” inşa etmeye çabaladılar – Brezilya’da ise PSOL’ye katıldılar. Grant-Woods grubu, IMT ise İşçi Partisi içerisinde kaldı.

CWI’ın ultra solculuğu ile tam bir karşıtlık içerisinde IMT ile bağlantılı gruplar “bütünüyle entrizm” olarak özetlenebilecek bir yönelimi benimsediler.

Bu oportunist çizgi onları Pakistan’da Benazir Butto’nun partisi PPP, Meksika’da PRD veya İsrail’de Siyonist “İşçi” Partisi ve Fransa’da FKP gibi yoz burjuva milliyetçisi partilere bile katılmaya götürdü.

İki yıl önce bu bir krize yol açtı. Bu, IMT’nin en büyük seksiyonundaki, Pakistan’daki hükümet partisi PPP içerisindeki “Mücadele” isimli gruptaki bölünme ile başladı: bir grup eski meclis üyesi Manzur Ahmet’i takip ederken, Woods ile bağlantılı diğer bir grup bir NGO statüsü almış grup olarak yoluna devam ediyor.

Ancak 2009’un sonunda hemen hemen dünya kongreleri esnasında, yeni bölünmeler ortaya çıktı, dolayısıyla şimdi IMT üç parçaya ayrılmış durumda.

IV. Enternasyonal’in geleneği hiçbir zaman militanları , uzak ülkelerdeki seksiyonların gerçek ya da hayali inşa başarı hikâyeleri ile kandırmak olmamıştır – bu bizim yöntemlerimizden biri değildir. Ancak bizim neden bahsettiğimizi anlayacak olan IMT miltanları yaşanmış ve üç blokun ortaya çıkmasına neden olmuş olan bölünmenin sebepleri üzerine derinlemesine düşünmelidirler. Bu bloklar şunlardır:

  • Devrimci Marksist Akım (CMR), kabaca İspanya ve Venezuela’dan seksiyonların liderlik ettiği İspanyolca konuşulan seksiyonlar;
  • İran seksiyonunu ve diğerlerini içinde barındıran, eski militan Maziar Razi’nin önderlik ettiği Uluslararası Bolşevik Fraksiyon (IBF);
  • Kalan gruplarla IMT.

Garip biçimde ne IMT ne de CMR ayrışmalara ilişkin bir metin veya açıklama yayınlamamıştır. Bu nedenle bir azınlık olan IBF’nin yayını dışındakiler, işçi sınıfı hareketinin onların sorunları ile hiçbir ilişkisi olmadığını düşünüyorlarmış gibi davranıyorlar (bir bakımdan bu tümüyle yanlış da değil).

Şunu hatırlatalım ki Troçki ve Lenin, Marx ve Engels’in geleneğini takip ederek her zaman yaşanan bölünmelerin sebepleri hakkındaki bilgiyi yayınlarlardı. IV. Enternasyonal’in örneğin 2006’da kendi merkezi yayını La Vérité/ Gerçek’in bir sayısını Serge Goulart’ın ayrılışı ile ilgili tüm belgeleri içerecek şekilde yayınlamasının sebebi budur.

Ancak Woods-Goulart grubu ne kadar sert olacak olursa olsun yaşanacak açık bir siyasi tartışma iklimi için alan açmadığından, militanlar tersine IMT’de geçerli olan sekter atmosfer içerisinde izole kalma eğilimindedirler. Ve bu durum, bir hakaretler sağanağı biçiminde yapılan bir tür iç “tartışma” ile kol kola gitmektedir. Elbet bu öne sürülen fikirlerin gücünden veya sınıf çıkarları temelindeki çatışmalardan değil, aksine bütün olarak bir siyasi zaaftan kaynaklanmaktadır.

Dolayısıyla IMT önderliği tarafından yayınlanan ve militanlara bölünmeler hakkında bilgi veren doküman sorunu basit bir biçimde İspanya ve Venezuela seksiyonlarının liderlerinin “yabancı” olduğunu –geleneklerine yabancı- söyleyerek “çözüyor” ve bu geleneklerin ne olduğu ve neden bu üyelerin “yabancı” hale gelmiş olabilecekleri hakkında daha fazla hiçbir açıklama yapmıyor. Yine aynı açıklama, hiçbir kanıt verilmemesine karşın, İran seksiyonu liderinin bir polis muhbiri olduğunu söylüyor. Bu tür “hırsız”, “spekülatör” gibi veya “bir burjuva parti onu satın almış olabilir” türlü kişiselleştirilmiş ve cevaplanamayacak suçlamalar, aralarındaki anlaşmazlıkları siyasi tartışmadan kaçınarak çözümlemeye çalışan sektler içerisinde yaygındır. Ancak böyle suçlamalara karşın bu siyasi akım içindeki militanların kafa karışıklığının sürüyor olması son derece anlaşılır.

IMT tarafından son dönemlerde örgütlenmiş olan daimi kampanyalardan en son ikisi tam da Venezuela ve İran hakkında olmuştu. Bu nedenle açıklama yapılamaması muhtemel ki çeşitli ülkelerdeki başka militanlarını da demoralize edecek ve yeni bölünmelere yol açacaktır.

60 yıldan fazla süredir Grant-Woods grubu ile önemli anlaşmazlıklarımız oldu, ancak bu, bizler onların yanlış yolu seçmiş olduklarını düşünüyor olsak da, devrim yolunda mücadele etmiş yüzlerce militanın etrafa saçılıyor olduğunu görmekten memnun olduğumuz anlamına gelmiyor.

IV. Enternasyonal Bayrağı Altında

Bu Woods ve Goulart’ın hoşuna gitsin veya gitmesin, IV. Enternasyonal, kurucusu Lev Troçki’nin öldürülmesinden 70 yıl sonra bugün yaşamını sürdürüyor.

Bugün Birleşik Sekretarya hilekâr biçimde IV. Enternasyonal adını gasp etmeye çalışırken onlar ise hayali bir V. Enternasyonal’i savunan gevşek bir kümeye katıldılar.

Onlara sağlam bir örgütsel çerçeve ve lekesiz bir bayrak sunarak, Woods ve Goulart gibi hareketimizden ayrılmış kişiler tarafından hayal kırıklığına uğratılmış olan militanlarını korumaya çalışmak, bizim sorumluluğumuzdur. Bu görev ilkeler temelinde açık ve samimi bir tartışmayı da içerir, örneğin Brezilya’daki 1997’den başlamak üzere işçi denetiminde işgal edilmiş bir fabrika deneyimi olan Cipla’daki son krizin bilançosu gibi.

Woods-Goulart, özellikle bu ülkenin dışında aynı çizgiyi uygulamaya devam etmiş olsalar da, 2007’den bu yana temel fabrikalardaki işgaller kalktıktan sonra (sadece yalıtılmış bir şekilde Sumaré kentinde 70 işçi ile Flasko’daki işgal devam ediyordu) Cipla ve Interfibra fabrikalarının işgal edildiği Joinville’deki gerçeklik artık çok farklıydı.

Dürüst işçi sınıfı militanlarını bir araya getirebilmek için Brezilya seksiyonu Temmuz 2007’de “Cipla-Interfibra’daki işgalin bitmesinin ardından bir bilanço için notlar”ı yayınladı. Bu metin temel olarak, bir yandan eski fabrika önderleri sonuçtan ve hareketin sönümlenmesinden duydukları kaygıyla militanlara sürekli eli kulağında bir iyileşmeden bahsederken, diğer yandan işgal edilmiş olan fabrikaların millileştirilmeleri için mücadeleden vazgeçilmiş olunmasının eleştirisine odaklanıyordu.

Anti-Emperyalist Birlik ve Sınıf Bağımsızlığı

IV. Enternasyonal her bir emperyalizme karşı direniş pratiği içerisinde Venezuela’daki Chavez hükümetinin yanında yer alır (millileştirmeler, toprak reformu, vb.) ancak bizler bu tutumu işlerini, ücretlerini ve yaşam koşullarını savunan proletaryanın pratik çıkarları açısından benimsiyoruz. Ancak Chavez hükümetinin izlediği tüm politikaları kendimizinmişçesine kabul etmiyor ya da desteklemiyoruz. Bizim bağımsız yönelimimiz mücadeleyi bir proleter devrime doğru ilerletebilecek şekilde sınıfın örgütlenmesini hedeflemektedir, dolayısıyla da işçi sınıfına sendikalarını veya İşçilerin Ulusal Birliği’ni (UNT) örgütlemekte destek olma ve belirli bir aşamada özgün işçi sınıfı partisini kurma çizgisini benimsemektedir.

Kooperatiflerin hükümet tarafından desteklenmesi ve “öz yönetim” hayali ile işçi sınıfı içerisinde kitlesel bir kafa karışıklığı yaratmayı desteklemiyoruz. Bunlar sınıfı güçsüzleştiriyor ve hatta kooptasyon aracılığıyla bağımsızlığını tehdit ediyor. Bu politikalar, büyük özel üretim araçlarının millileştirilmesinin yolunu açacak şekilde emperyalizm ile bağları koparma, ekonominin anahtar sektörlerinde tazminatsız millileştirme için mücadele gibi asıl önemli konuların üzerinden atlama çabasından kaynaklanıyor.

Bizler “Chavezci” olmadığımız için altı yıl önce bölgede çokuluslu şirketlerin hizmetinde “serbest ticaret”in bir aracı olan Mercosur’a üyelik için başvurduğunda onu dostça eleştirmek konusunda bir zorluk yaşamadık. Bu politikanın esasında ülkenin bağımsızlığını ve Venezuela devrimini zayıflattığını ortaya koyduk. Aynı temelde kendimizi 2005’te yapılan işgal edilmiş fabrikalar ve kooperatifler üzerine “Caracas Konferansından” da ayrı tuttuk. Bu konferansın sonuç metni “sosyal ve dayanışmacı bir ekonomi hedefi ile bir yasanın kabul edilmesi ve bu konunun Mercosur’a da dahil edilmesini” talep ediyordu (bu karara biz karşı çıkarken IMT ve Serge Goulart kararı desteklemişti).

IV. Enternasyonal hiçbir zaman “dayanışma ekonomisi” ile –kooperatifler, öz yönetim ve ortak yönetim- barış içinde bir arada yaşamayacaktır. Bunların her biri işçileri (onları kooperatif üyesi haline getirerek) örgütsüzleştirmek ve örgütlerini (yönetim kurulları içerisine katarak) sistemin parçası haline getirmek için kullanılmaktadır.

Üretim araçlarının özel mülkiyeti genel çerçevesi içerisinde böylesi yapılar isçi sınıfının kendi kurtuluşu için verdiği mücadeleye karşı kullanılır.

Yine IV. Enternasyonal Mercosur’a katılmanın sonuçlarının neler olacağına işaret etmemezlik de edemez. En gerici hükümetlere sahip olanlar da dâhil olmak üzere, 1990’lardan bu yana Mercosur üyesi olan ülkelerin deneyimlerinin gösterdiği gibi, bu “modern” kurumun ulusal egemenliği parçalamakta oynadığı rolün bilincindeyiz. Avrupa Birliği’ne karşı mücadeleden çıkartılmış tüm dersler –hem aradaki benzerlikleri hem de farklılıkları dikkate alarak- Mercosur üyeliğinin isçilerin ve halkların aleyhine olduğunu teyit etmektedir.

Ancak IMT bu görüşte değildi ve şunları söylemekteydi:

“Kapitalizm çerçevesinde Avrupa Birliği’nden çıkılması taraftarı veya bunun karşıtı değiliz. Bu çözümlerin ikisi de isçi sınıfının çıkarlarını temsil etmiyor.”

Gerçek şu ki bu dogmatik “tarafsızlığın” arkasında gerçek anlamda bir oportünizm yatmaktadır, bu tutum nedeniyle isçi sınıfı örgütlerini AB yapıları sisteminin parçası haline getiren büyük aygıtlar ile birlikte varolma (aynen Mercosur örneğinde olduğu gibi) ve bu kurumlarla ilişkili “dayanışma ekonomisi” biçimlerinden kaynaklanan avantajların paylaşımına katılmak mümkün olmaktadır.

IV. Enternasyonal; tüm biçimleri ile burjuvazinin kapitalist “serbest ticaret”i ve işçi örgütlerini yanına çekme ve parçalama hedefli politikaları reddetmektedir.

Bunun sonucu olarak da Brezilya’da, Lula hükümetine işgal edilmiş fabrikaların millileştirilmesini dayatmak için mücadelemizden, dünya kapitalist piyasası bağlamında ayakta kalabilmek için finansman sağlama niyetini taşıyan sözde “gerçekçi strateji” adına vazgeçmeyeceğiz.

IV. Enternasyonal’den ayrılan işgal edilmiş fabrikaların yöneticileri tam da bunu yapmışlardır ve bu da onları kapitalist işletmeleri kurtarmak için işçilerin Sosyal Güvenlik haklarını ve diğer haklarını çiğnemeye ve “işbirliği ile yönetilen” yatırımların getirisinden pay almaya itmiştir.

Halen işgal edilmiş olan Brezilya’daki Flasko fabrikasında böyle bir süreç Woods-Goulart’ın işçilerin çıkarlarından daha da uzaklaşması ile sonuçlanmıştır: millileştirme için mücadele yerine başka bir şey konulmuştur; simdi “kamu çıkarı” için bir hüküm adına “belediyeleştirme”den ve bir kooperatif kurmaktan bahsetmektedirler. IV. Enternasyonal’in Brezilya seksiyonunun yayınladığı gazete bu konuyu açıklamıştır.

Sonuç Yerine

Bir yere kadar liderlerinin kendi kendilerini tebrik eden açıklamaları dışında bir bilgiye sahip olmayan birçok IMT militanının neden grubun çöküşünü tam bir açmaza varana kadar izlediklerini anlayabiliyoruz. Ancak doğal olarak diğer kimi kadrolar da sorular sormakta, şu anda karşı karşıya oldukları durumu anlamaya çalışmakta ve bir çıkış yolu aramaktadırlar. Ancak bunu yapamadan IMT’den atılmışlardır.

İranlı deneyimli parti kadrosunun yaşamış olduğunu bu anlamda anlayabiliriz. Kendisi 1979’da Şah’ın monarşik diktatörlüğünü deviren devrim esnasında tutukluydu ve daha sonra IMT’nin İran seksiyonunun lideri oldu. IMT’nin Chavez’in Ahmedinejad ile topyekûn işbirliğine ve yine onun, onu boğmaya niyetli emperyalist baskılarla karşı karşıya olsa bile, isçi sınıfı örgütlerine düşman, baskıcı bir rejimi savunmasına yönelik en ufak bir eleştirinin bile tartışılmasını reddetmesi ile karşı karşıya kaldı.

Sorun, bu liderin bakış açısı ile tam olarak örtüşüp örtüşmediğimiz değildir; ama onun, V. Enternasyonal ilanının ardından, kendisinin ihraç edilmesi ile Woods-Goulart’ın Chavez ile sadık işbirliği arasındaki ilişkiyi nasıl açıkladığını net bir şekilde anlamalıyız:

“Gerçek sebep (bu liderin ihraç edilmesi ve seksiyonun üyelikten çıkartılmasının ardındaki) Chavez’in, yani İran rejiminin yüzlerce genç insanı öldürmesi ve katletmesini tümüyle destekleyen adamın, bir “V. Enternasyonal” kurulmasını önermiş olmasıdır. Bunun dünya kongresinin tartışması ve oylaması gereken çok önemli bir konu olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla bizim aceleyle ihraç edilmiş olmamızın ardındaki gerçek siyasal sebep IEC’nin (IMT önderliği) Chavez’e verdiği destek ve onun sözde “V. Enternasyonal”i olmuştur. Bunu kongreye bir emrivaki olarak sunacaklardır2.

Gerçekten de böyle olmamış mıdır?

“Chavizm” onlara faturayı ödetmektedir.

Daha önce işgal edilmiş olan fabrikaların işçileri, bugün işten atılmış olan militanlar Chavez’in Cipla’ya vermiş olduğu tüm desteğin (hammadde, sözleşmeler, vb.) sonuçta Brezilya’da Marksist Sol tarafından kitleler içerisindeki mevcudiyeti ile hiçbir bağı olmayan bir profesyoneller aygıtı inşa etmek için kullanılmış olup olmadığını merak edebilirler. İşgal edilmiş olan fabrikaların işten atılan işçileri bir çıkmaza sürüklendiklerini biliyorlar.

IMT tarafından seksiyondaki bölünmenin ardından IMT’nin inşasının en başarılı kanıtı olarak gösterilen Venezuela bahsine geri dönecek olursak, artık kim IMT’nin sunduğu Venezuela hülyasına inanabilir? Ve “Caracas Taahhüdü” denilen şeyin bir V. Enternasyonal inşa etmek için uygun bir temel olduğu fikrini kim kabul edebilir?

Bir V. Enternasyonal önerisi ile ilgili bugün elimizde olan tek belge olan “Caracas Taahhüdü” sadece şu gözlemde bulunmaktadır: “Kapitalist krizin merkez üslerinden biri ekonomik alandadır; bu bize özel tekellerin hakim olduğu engelsiz serbest piyasaların sınırlarını göstermektedir”. Bu herhangi bir parti ya da sendika aygıtının liderlerinin kapitalist sisteme karşı piyasanın önüne engel koymanın ötesinde en küçük bir pratik mücadelenin içerisine girmeden kabul edebilecekleri bir genel ifadedir.

“Taahhüt” siyasal görünümünü şu şekilde özetlemektedir: “Özetlersek kapitalist kriz sadece bir mali krize indirgenemez; bu sermayenin ekonomik krizi ekolojik bir krizle birleştiren yapısal bir krizi, bir gıda krizi ve bir enerji krizidir. Bunlar hepsi bir arada insanlık ve dünya için ölümcül bir tehlike anlamına gelmektedir. Bu kriz karşısında sol hareketler ve partiler doğanın korunmasını ve ekolojik olarak sürdürülebilir bir toplumun inşa edilmesini daha iyi bir dünya için mücadelelerinin temel bir ekseni olarak görmektedirler.”

Eğer V. Enternasyonal tarafından önerilen temel bakış “ekolojik olarak sürdürülebilir bir toplum” için mücadele ise – bu ille de devrimci olması gerekmeyen ve aslında bugünkü uluslararası düzenin finans kurumlarınca da paylaşılan bir ihtimaldir – o halde bu yönelimin gerçek içeriği metindeki ilerici anti-emperyalist yönlerle çelişebilir. Aynı şey Chavez’in politikaları için de geçerlidir, bunlar tamamlanmamış politikalardır, nihai olarak emperyalizm ile tüm bağlarını koparamayan küçük burjuva anti emperyalist politikalardır.

Bu “taahhüt” somut anlamda Venezuela’da devrimci süreci ilerletmeye yaramakta mıdır? Bu sorunun yanıtı olumsuzdur.

Örnek olarak “Caracas Taahhüdü” metninin Haiti’deki tahammül edilemez işgalle ilgili hiçbir şey söylemediğine dikkat çekmemiz gerekiyor. Bu da kurulacak bir V. Enternasyonal’in Karayipler komşusuna herhangi ciddi bir dayanışma sağlayamayacağı anlamına geliyor. Elbette yine ifade edelim ki buna karşın elbette IV. Enternasyonal, Chavez tarafından veya V. Enternasyonal tarafından bu yönde atılacak somut adımları tümüyle destekleyecektir.

Diğer bir ifadeyle bizler Chavez ile veya diğerleriyle birlikte en geniş anti-emperyalist birleşik cephe için mücadele ile işçi sınıfının bağımsızlığını inşa etmeyi birbirine karıştırmıyoruz. Bizler bir yandan da işçilerin birleşik cephesi için mücadele ediyoruz; bu ise özellikle devrimin aracı olarak bağımsız işçi partilerini inşa etmeyi, Brezilya İşçi Partisi (PT) gibi işçiler tarafından inşa edilmiş kimi örgütleri boğmakta olan burjuva aygıtlar ile kopuşmak için mücadeleyi de içeriyor. Dolayısıyla bizler “21. Yüzyıl sosyalizminden” bahseden küçük burjuva önderlerce yönetilmeyecek partiler için mücadele ediyoruz. Böyle liderler bağımsız işçi sınıfı partileri inşa etmiyorlar ve Marx ve Engels’in geleneklerinin mirasına talip olabilecek bir Enternasyonal inşa etmeleri daha da olasılık dışıdır.

Bu durum, yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi, IMT’nin geliştirdiği türden bir “derin antrizm” politikasına, bir sınıf kriteri olmaksızın her türlü “kitle örgütüne” yaygınlaştırılmış bir antrizme ışık tutmaktadır. Yine bu politika, bu kitle örgütlerine önderlik eden aygıtlara yönelik oportünist bir siyasi tutumu da içermiştir.

Bu tutum er ya da geç bir açmaza yol açmakta ve antrist grupların kendilerinin yıkımına neden olmaktadır.

IMT kökenli militanlar bu konuyu ciddi olarak düşünmelidirler. Geçiş Programı’nın ilkelerinin geçerliliği ve savunusu temelinde serbest tartışma için bir çatı sunan bir örgüt mevcuttur: IV. Enternasyonal. Gelecekteki zaferinizde taşıyacağınız bayrak budur!

15 Nisan 2010

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter
  1. La Vérité/Gerçek’in 68. sayısından dilimize Pınar Erol tarafından çevrilmiştir. []
  2. “Maziar Razi’nin ihracı ve IRMT’nin üyelikten çıkartılması üzerine”, IRMT, 22 Mart 2010 []