IV. Enternasyonal ve “Halk Cepheleri”, Ekim Dersleri

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter

— Jean-Pierre RAFFI1

Troçki, (Eylül 1924’te yazdığı) Ekim Dersleri kitabının birinci bölümünün başlığını “Ekim’i İncelemek Gerek” olarak belirlemiş ve 1917 Şubat’ından Ekim ayına kadar Bolşeviklerin Rusya’daki iktidarı ele geçirmeleri sırasında verdikleri savaştan dersler çıkarmayı önüne koymuştu. Aslında kitabın kendisi devrimi ilk önce “şekilsizleştiren”, daha sonra da ona “ihanet eden”2 Stalinist bürokrasinin yükselişine karşı verilen kavgayı temsil ediyordu. Bu kavga, bugün varisleri olduğumuz Bolşeviklerin, kitlelerin burjuvaziden koparak devrimci harekete geçirilmesi taktiğiyle, yani işçilerin birliği, birleşik bir işçi cephesi taktiği ile karşı çıktığı, “Halk Cephesi” adı altında yürütülen politikaya karşı verilen bir kavgaydı.

“Halk cephesi” ve “birleşik işçi cephesi” arasındaki sorun bugün bile işçi sınıfı için en önemli “stratejik sorunlardan”3 biri, Troçkizm ile işçi sınıfının burjuvaziden bağımsızlığını savunamayan diğer bütün akımların arasındaki ayırım çizgisi ve bir dönüm noktası olmaya devam ediyor ve böyle de devam edecek.

Sorunun ortaya konulması ise her zaman ülkere ve dönemlere göre farklılık gösteriyor.. Örneğin, 1930’ların sonlarına doğru büyük ekonomik kriz tüm dünyayı ve Amerika’yı vurduğunda, Troçki; “ABD’de halk cephesinin bir ‘Rooseveltçi’4 anlayışa büründüğünü, yani sosyalistlerin, komünistlerin ve ‘radikallerin’ oylarının Roosevelt’e kaymasına sebep olduğunu” söylemişti. Ama biçim ne kadar değişirse değişsin, bu cephenin temel politikası hep aynı kalıyor: Yani,

“Sınıf mücadelesinin yasalarının tümüyle reddi”.5

“IV. Enternasyonal’in Proletaryanın Geleneksel Örgütlerine Yönelttiği Temel Suçlama…”

Troçki’nin 1938’de esas yazarı6 olduğu IV. Enternasyonal’in kuruluş programı, yani Geçis Programı, halk cephelerine karşı IV. Enternasyonal’in temel programatik pozisyonunu kapsamlı olarak ortaya koyuyor:

“Ekonomi, devlet, burjuvazinin politikası ve uluslararası ilişkileri, toplumda öndevrimci bir durumda tipik olan bir toplumsal bunalımın derin etkisi altındadır. Öndevrimci durumu devrimci duruma dönüştürmede başlıca engel, proletarya önderliğinin oportünist niteliği, büyük burjuvazi karşısında küçük burjuva korkaklığı ve bu can çekişme anında bile onunla sürdürdüğü haince bağlarıdır.

Bütün ülkelerde proletarya derin bir huzursuzluk içindedir. Milyonların oluşturduğu kitleler tekrar ve tekrar devrim yoluna girmektedir. Fakat her seferinde, yolları, kendi tutucu bürokratik aygıtlarınca tıkanmaktadır.”

Program İspanya, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’nden örnekler verildikten sonra şöyle devam ediyor:

“Bir yanda ‘halk cepheleri’, öte yanda faşizm, emperyalizmin proleter devrime karşı mücadelesindeki son politik çareleridir.”

İşçi hareketini kontrol eden aygıtların bu ihanet politikalarına karşı Geçiş Programı, “işçi ve köylü hükümeti” sloganında şekillenen birleşik cephe taktiği ile karşılık verir. Bu “cebirsel” slogan, proleter mücadelenin içinde bulunduğu her ortamda, her koşulda ve her dönemde yeniden uyarlanmalı ve kesin bir şekle kavuşturmalıdır:

“IV. Enternasyonal’in merkezi görevi proletaryayı, tutuculuktan, çözülen kapitalizmin feci patlamaları ile bütünüyle çelişkide olan ve tarihsel ilerlemeye başlıca engeli oluşturan eski önderliğinden kurtarmaktır. IV. Enternasyonal’in, proletaryanın geleneksel örgütlerine yönelttiği başlıca suçlama, can çekişen burjuvazinin politikasından kopmak istememeleridir(…).

İşçilere ve köylülere dayanan ve onlar adına konuşan her parti ve örgütten, burjuvaziden politik olarak kopmalarını ve bir işçi köylü hükümeti için mücadeleye girmelerini talep ederiz. Bu yolda onlara kapitalist gericiliğe karşı tam desteğimizi vaad ederiz. Aynı zamanda, bize göre ‘işçi köylü hükümeti’nin programını oluşturması gereken geçiş talepleri etrafında ajitasyonumuzu yorulmaksızın geliştiririz.”

Bolşevizmin halk cephesi politikası ile farkını ve Bolşevik-Leninist’lerin, iktidarı ellerine geçirmelerine kadar geçen gelişim sürecinde, halk cephesine ilişkin strateji ve taktiklerini en açık şekilde Rus Devrimi’nde ortaya koyduğunu görebiliriz. Troçki şöyle yazıyor:7

“Halk cephesinin çoğunlukla unutulan tarihsel bir örneği Şubat 1917 devrimidir. Şubat’tan Ekim’e kadar bugünün ‘komünistleri’ ve sosyal demokratları ile paralellik gösteren Menşevikler ve Sosyalist Devrimciler, burjuvazinin partisi ‘Kadet’ ile yakın işbirliği içerisinde ve sürekli bir koalisyon içindeydiler ve birçok koalisyon hükümetleri kurdular.

Halk cephesi altında işçi, köylü ve asker sovyetlerinden oluşan büyük bir halk kitlesi vardı. Tabii ki Bolşevikler de sovyetlere katıldılar, ama halk cephesine en ufak bir ödün bile vermediler. Talepleri ise halk cephesinden kopmak (vurgu yazara ait), Kadet’lerle işbirliğine son verilmesi ve gerçek bir işçi köylü hükümetinin oluşturulmasıydı.

Avrupa’daki halk cephelerinin çoğu basit ve çoğu zaman 1917 Rus Halk Cephesinin karikatüründen başka bir şey değil.”

1917 Rus Devrimi’ni halk cephesinin “en büyük tarihsel örneği” kabul edersek, onu takip eden 1930 İspanya, 1936 Fransa örnekleri gerçekten ancak bir karikatür ve faşizme doğrudan bir geçiş olabilir. Kırk yıl sonra, Şili halkı ve işçileri de Halk Birliği koalisyonu ile aynı trajik deneyimi yaşayacak ve binbir bahane ile Pinochet’in zaferine ve Pinochet diktatörlüğünün iktidara gelişine yolu açacaklardır8 .

Halk Cephesi Sorunu Günümüzde Nasıl Gündeme Geliyor?

Halk cephesi politikası sadece burjuvazi ile bir işbirliği anlamına gelmiyor. Aynı zamanda sınıf savaşının arka plana atılması ve bir devrimci kriz anında cephenin burjuvazi ile işbirlikçi bir kurum formuna bürünerek bütün ödünlerin haklı gösterilmesi anlamına da geliyor. 1936 İspanya iç savaşında ülkeleri, ekmekleri ve özgürlükleri için özgürçe başkaldıran kitleleri elleri ve kolları bağlı halde burujuvaziye teslim eden Halk Cephesinden başka bir cephe değildi. Bununla ilgili Troçki La Batalla’nın 22 Ağustos 1936 sayısında şöyle yazmıştı:

“Halk cephesi hükümeti ya da diğer adıyla işçi-burjuvazi ittifakı, özü itibariyle tam da bürokrasiye ve subaylara bir teslimiyet hükümetidir.” Bu, İspanya’da binlerce insanın hayatına mal olmuş olaylardan almamız gereken büyük bir derstir.”9

1936 yılında Fransa’da genel grevleri tasfiye ederek Fransa’yı tekrar “işbaşı yapmaya” çağırma amacında olan ve halk cephesinin reformlarını tek tek geri alan Radikal Edouard Daladier yönetimindeki hükümete yol açan da yine (Radikallerle temsil edilen)10 bir burjuvazi ittifakıydı.

Yine Fransa’da 1981’de burjuvazinin gölgesinin gölgesiyle (sol radikallerle temsil edilen küçük bir burjuva grubu) yapılan bir ittifak vardı. Aslında bu sonuncular daha çok Fransız Komünist Partisi’nin ve Sosyalist Parti’nin işçi sınıfını burjuvaziye oyununun bir “sahne dekoru”ydular. Bunun en önemli işareti ise 1983’te Mauroy-Fitterman-Deferre hükümetinin işçi sınıfını burjuvaziye bağlama kararı olankemer sıkma hareketinde ifadesini bulan “keskin dönüştü.

Peki ya bugün? Bugün halk cephesi politikasının aldığı biçim sendikaların İspanya’da Zapatero’nun “sosyalist” hükümetiyle, Yunanistan’da Papandreu’nun “sosyalist” hükümetiyle ve Brezilya’da Lula hükümetiyle bütünleştirilmesidir….

Birleşik cepheye karşı halk cephesi; “Ekim dersleri”ni çalışmanın tam zamanı.

İşte bu yüzden biz de La Vérité – Gerçek olarak Troçki’nin öldürülmesinin 70. yılında diğer eserlerini incelerken Ekim Dersleri’ne özel bir önem verdik.

Ama bu yazıdaki amacımız bu önemli eseri özetlemek değil. Amacımız bu eserdeki bölümlerden birini – Bolşeviklerin 1917 Devriminde Lenin’in önerisiyle dönüm noktasını işaret eden Nisan Tezleri’ni içeren bir bölümünü – yeniden hatırlatarak okurlarımızın ilgisini eserin bütününe çekmek.

Lenin’in Nisan Tezleri’ni Ortaya Attığı Dönemdeki Koşullar

Lenin Çarlık rejimi tarafından Rusya’dan kovulduktan sonra ancak 1917 Nisan’ında dönebildi ülkesine. Petrograd’a Nisan’ın dördünde11 Finlandiya tren istasyonunda girdi. Devrim beş hafta önce başlamıştı. Ülkenin her yerinde sovyetler oluşturulmuştu. Bu konseyler, mücadele içindeki işçiler, köylüler ve askerlerin seçtiği temsilcilerden oluşuyordu. Sovyetlerde büyük çoğunluğu oluşturan Menşevikler12 ve Sosyalist Devrimciler13 güçlerini kendi istekleriyle bir geçici meclise vermişlerdi. Çarlık rejiminden arta kalanlar ve burjuvazinin temsilcilerinden oluşan bu hükümet kendini devrimi durdurmaya ve konseyleri gelecek olan burjuva parlementer rejimi için hazırlayıcı rolüne getirme görevine adamıştı. Şubat’tan sonra Rusya’da kalan Bolşevik’lerin çoğunluğu, özellikle Stalin de, onları takip etmekteydi.

Troçki o dönemi şöyle anlatıyor:

“Lenin’in Finlandiya tren istasyonunda devrimin sosyalist karakteri hakkında yaptığı konuşma, partinin liderleri üzerinde bomba etkisi yaptı. Leninistler ve ‘burjuva demokratik devrimin tamamlanması’ taraftarları arasındaki polemik o gün orada başlamıştı.”

Bunu izleyen günlerde işçiler ve askerlerden oluşan kitlelerin, Şubat Devriminin temel sloganları olan barış, ekmek ve toprak taleplerinin çözümüne ne kadar uzak olunduğunu farketmeleriyle birlikte kızgınlık daha da arttı ve silahlı göstericiler “Kahrolsun Geçici Hükümet!14 sloganları ile ortalığı inletmeye başladı.

Aşağıda tekrar edeceğimiz bölümde Troçki, tam da Devrimin en önemli anında, Bolşevik Parti önderliği tartışmalarını bize aktarıyor. Bunu yaparken de partinin en önemli özelliği olan olağanüstü tartışma özgürlüğünün, fikirlerin ve bakış açılarının çatışmasındaki mutlak ve tam demokrasinin nasıl işlediğini vurguluyordu.

Nisan Konferansı

Lenin’in Finlandiya tren istasyonunda devrimin sosyalist karakteri hakkında yaptığı konuşma partinin liderleri üzerinde bomba etkisi yaptı. Leninistler ve ‘burjuva demokratik devrimin tamamlanması’ taraftarları arasındaki polemik o gün orada başladı.

Kahrolsun Geçici Hükümet” sloganının yükseldiği silahlı Nisan eylemlerinden sonra keskin bir çelişki oluştu. Bazı sağ kanat temsilcileri bunun üzerine Lenin’i Blankizm15 ile suçladılar.

Onlara göre sovyet çoğunluğuna dayanan geçici hükümetin desteklenmesi ancak işçilerin çoğunluğu gözönüne alınmadan gerçekleştirilebilecekti. Biçimsel bir bakış açısından Lenin’e yapılan bu suçlamaların haklı sebepleri olduğu düşünülebilir. Ama gerçekte Lenin’in Nisan politikalarında Blankizmin gölgesi bile yoktu. Lenin için önemli olan sovyetlerin, kitlelerin gerçek taleplerini yansıtmaya devam edip etmediği sorunu ve partinin kendisini sovyet çoğunluğuna göre yürütmekte yanılıp yanılmadığıydı. Gerektiğinden daha sola kayan Nisan eylemleri bu kapsamda sadece kitlelerin içinde bulunduğu ruh halini ve kitleler ile sovyetler arasındaki karşılıklı ilişkileri ortaya çıkarmak için yapılan bir keşif çalışmasıydı. Bu keşif çalışması sonucunda çıkan sonuç ise uzunca bir hazırlık süresinin gerekli olduğuydu. Zaten bundan sonra bu sonucu dikkate alan Lenin’in çok ileri giden ve Geçici Hükümet’i tanımadığını belirten Kronstadt’daki eylemcileri dizginlediğini gördük.

Bu iktidar savaşımının muhaliflerinin ise soruna yaklaşımı oldukça farklı oldu. Partinin Nisan Konferansı’nda Kamenev şöyle bir şikâyette bulundu:

“Pravda’nın 19. sayısında ilk olarak yoldaşlar (aslında Lenin’i kastediyor – ç.n.) tarafından Geçici Hükümet’i devirmemiz konusunda bir önerge geldi. Son kriz öncesi yayımlanan bu önerge ve bu slogan daha sonra örgütte bozulmalara sebep olacağı gerekçesiyle reddedildi ve hayalperest olduğu belirtildi. Bu karar yoldaşlarımızın bu kriz sırasında aslında birşeyleri öğrendiklerini gösteriyor. Şimdi (Lenin tarafından – ç.n.) karşımıza getirilen önerge de aynı hatayı tekrarlamaktadır.”

Önergeyi bu şekilde biçimlendirmek aslında çok anlamlıdır. Lenin, yaşanılan keşif deneyiminden sonra Geçici Hükümet’in indirilmesi sloganını geri çekmişti. Ama bunu belirli bir süre için değil, kitlelerin uzlaşmacılara karşı ne kadar çabuk başkaldıracağına bağlı olarak yapmıştı.

Muhalefet ise bu sloganın kendisini acemice bir hata olarak değerlendirdiler. Ama Lenin’in bu geçici geri çekilmesi sırasında politik hattında hiçbir sapma olmadı. Lenin demokratik devrimin hala tamamlanmamış olduğu noktasından değil, kitlelerin Geçici Hükümet’i yıkmaya daha yetkin olmadıkları noktasından politika yapıyordu. Bu yüzden ona göre kitlelerin Geçici Hükümet’i devirmelerini sağlamak için ne gerekiyorsa yapılmalıydı.

Bütün Nisan Konferansı aslında tek temel soruna odaklanmıştı: Sosyalist devrim adına iktidarı ele geçirmek için mi çalışıyoruz yoksa demokratik devrimin tamamlanmasına mı yardım ediyoruz? Ne yazık ki Nisan Konferansı’nın raporları bugün bile açıklanmamıştır ve aslında devrimin geleceğine Nisan 1917 Konferansı kadar etki eden özel bir konferans olmamıştır.

Lenin’in tutumu şöyleydi: Savunmacılığa ve bunu destekleyenlere karşı uzlaşma götürmez bir mücadele, Sovyet çoğunluğunun ele geçirilmesi, Geçici Hükümet’in devrilmesi, iktidarın Sovyetler üzerinden ele geçirilmesi, devrimci bir barış politikası ve içte sosyalist devrim, dışta milletlerarası devrim programı. Buna karşın hepimizin bildiği gibi muhalefetin görüşü, demokratik devrimin Geçici Hükümet’e baskı yapılarak tamamlanması gerektiğiydi ve onlara göre bu sırada sovyetler, burjuvazinin kontrol edileceği iktidar organı olarak kalacaktı. Bu bambaşka ve savunmacılıkla çok daha uzlaşmacı olan bir görüştü.

Lenin’in muhaliflerinden Kamanev Nisan Konferansı’nda şöyle söylüyordu:

“İşçi ve asker sovyetleri vekillerinden sanki onlar bizim kuvvetlerimizin ve devlet güçlerinin örgütlenme merkezleriymiş gibi bahsediyoruz… Aslında isimlerinden belli oluyor ki bunlar halen tamamlanmamış olan burjuva demokratik görevler ile karşı karşıya bulunan bir küçük burjuva ve proleter bloğunu oluşturuyorlar. Burjuva demokratik devrim tamamlanmış olsaydı böyle bir blok olmayacaktı ve proletarya böyle bir gruba karşı devrimci bir savaşım içinde olacaktı… Ama bütün bunlara rağmen biz sovyetleri, bizim kuvvetleri örgütleme organlarımız olarak tanımlıyoruz… Sonuç olarak burjuva devrimi tamamlanmamıştır, hayatının sonuna gelmemiştir. Ben artık hepimizin bu devrimin sonlandırılmasından sonra iktidarın proletaryanın eline geçeceğini kabul etmemiz gerektiğini düşünüyorum.”

Yoldaşın ümitsizce ortaya koyduğu şema aslında kendini açıkça ele veriyor. Bütün bu konuşmanın temel noktası olan “bu devrimin tamamen sona erdirilmesi” aslında iktidarın el değiştirmesinden başka bir yolla elde edilemez. Yukarıdaki konuşma devrimin sınıf eksenini görmezden gelmektedir ve partinin görevini sınıf güçlerinin toplanması üzerinden değil, burjuvazinin biçimsel devriminden, burjuva demokratik devrim üzerinden tanımlamaktadır. Ona göre yapmamız gereken küçük bujuvaziyle birlik oluşturarak burjuva iktidarını denetleyip burjuva devriminin bitmesini beklemektir. Bu yolun Menşevik görüşe ait bir yol olduğu açıktır. Bir doktrin biçiminde, devrimin görevlerini aynı dili kullanarak (bir “burjuva” devrimi) açıklayan bu konuşmadan Geçici Hükümet’i kontrol ederek ondan ilhaklar olmadan bir barış isteyen bir politikaya ulaşmak hiç de zor değil. Demokratik devrimin tamamlanması da, Kurucu Meclis yoluyla uygulanacak bir dizi reform ile gelecekmiş! Ayrıca Bolşevik Parti’ye de Kurucu Meclis’te sol kanat rolü biçilmiş. Böyle bir görüş “Bütün iktidar Sovyetlere!” sloganını içi dolu gerçek bir anlamdan mahrum bırakıyor. Bu görüşü daha baskın, tutarlı ve açık dille yine Nisan Konferansı’nda muhalefetten Nogin dile getirmişti:

“Gelişme sürecinde Sovyetlerin birçok işlevi başka organlara aktarılacaktır. Birçok yönetim görevi yerel, özel ve diğer kurumlara aktarılacaktır. Devlet yapısının gelecekteki şeklini incelediğimizde ilk önce bir Kurucu Meclis’in, daha sonra da bir Parlamento’nun toplanacağını reddedemeyiz… Bu yüzden Sovyetlerin birçok işlevi onlardan alınacaktır. Ama bu onların sefalet içinde yokolmaya mahkûm edildikleri anlamına gelmez. Sovyetler sadece görevlerini başka kurumlara aktaracaklardır. Bugünkü sovyet yapısı ile ülkemizde bir komün cumhuriyetine ulaşmamız imkânsızdır.”

Son olarak bir diğer muhalif yoldaş Rusya’nın daha sosyalizme hazır olmadığı noktasında yola çıkan bir konuşma yapmıştı.

“Proleter devrim sloganını yükselttiğimizde kitlelerin desteğini alacağımıza emin miyiz? Avrupa’da Rusya’dan daha küçük burjuva bir ülke yoktur. Bu yüzden kitlelerin bir sosyalist devrime sıcak bakması imkânsızdır ve sonuç olarak parti sosyalist devrim duruşunu sergilemeye devam ettikçe küçülüp sadece bir propaganda merkezi haline gelecektir. Sosyalist bir devrim için itici güç Batı’dan gelmelidir.”

Sonra daha da ileri giderek şöyle devam ediyor:

“Sosyalist devrim güneşi nerede doğacak? Ben içinde bulunduğumuz durumu ve genel kültürel seviyemizi gözönüne alarak bunun bizim tarafımızdan gerçekleştirileceğine inanmıyorum. Biz gerekli itici güçlerden yoksunuz; gereken nesnel koşullar bizim ülkemizde yok. Ama Batı’da bu sorun, bizim çarlığı devirme sorunumuzun ortaya konulduğu biçimde konmuştur.”

Belki Lenin’in bütün muhalifleri Nisan Konferansı’nda Nogin ile aynı görüşe sahip değildi ama hepsi birkaç ay sonra, Ekim başında mantıksal olarak bu sonuçları kabul etmek zorunda kaldılar. Bu tartışma aslında partinin proleter bir devrime liderlik etmek ya da bir burjuva parlamentosunda muhalefete mecbur kalmak arasında seçim yapma savaşıydı. İkinci seçeneğin aslında bir Menşevik duruş olduğu, daha doğrusu Menşeviklerin Şubat Devrimi’nden sonra almak zorunda kaldıkları bir duruş olduğu açıktır. Gerçekten de Menşevikler yaklaşmakta olan devrimin burjuva devrimi olacağı, bu devrim hükümetinin yalnız burjuva görevlerini yapabileceği, sosyal demokrasinin burjuva demokrasisi görevlerini üzerine alamayacağı ve “burjuvaları sola iterken” kendisinin muhalefette kalması gerektiği gibi görüşleri yıllar boyu ağaçkakanlar gibi gagalayıp durdular. Bu senaryo özellikle Martinov’un sıkıcı kusursuzluğu ile düzenlenmişti. 1917’de burjuva devriminin başlaması ile Menşevikler birden kendilerini hükümet kadrosunda buluverdiler. Bu kadroya girdikten sonra “prensiplerle” belirlenmiş bütün tutumlarından geriye ancak tek bir politik sonuç kaldı: Proletarya iktidarı ele geçirmeye teşebbüs etmesin. Şimdi, devrimden önce Menşevik bakancılığı suçlayan ve aynı zamanda proletaryanın iktidarı ele geçirmesine karşı olan Bolşevikler, Menşeviklerin devrim öncesi tutumlarını alıyorlar.

Devrim iki yönde politik değişmelere sebep oldu: Sağcılar Kadet16 Kadetler de cumhuriyetçi oldular ( bu sola doğru açık bir kaymaydı); Sosyalist devrimciler ve Menşevikler de iktidardaki burjuva partisi oldular – bu da sağa açık bir kayma. İşte bunlar burjuva toplumunun devlet gücü, düzen ve denge için kendisine yeni bir dayanak aradığı yollardır. Fakat aynı zamanda Menşevikler biçimsel sosyalizmlerini terk ederek kaba demokratik pozisyona geçerlerken Bolşeviklerin sağ kanadı da Menşeviklerin dünkü pozisyonuna, yani biçimsel sosyalizme geçiyorlardı.

Ekim Dersleri”nin birincisi

“Parti olmadan, partiye rağmen, partinin yerini alacak başka bir örgütle proletarya devrimi başarıya ulaşamaz! Son çeyrek yüzyıldan alınacak en önemli ders budur.”

Troçki metnin sonuna doğru şöyle devam ediyor:

“Partinin proleter devrimindeki önemi üzerindeki yargımıza, bunu inkâr edemeyecek ve anlamını küçümsemeyecek kadar büyük bir bedel ödeyerek varmış bulunuyoruz.”

“Proleter devriminde, proletarya sadece temel mücadeleci güç değil, ama öncüsü sayesinde aynı zamanda yönetici güçtür de. Burjuva devriminde burjuvazinin eğitimi, belediyeleri ve üniversiteleriyle oynadığı muazzam rolü proleter devriminde proletarya ancak partisiyle oynayabilir.. Ayrıca düşmanın daha bilinçli hale gelmesiyle partinin rolü daha büyük bir önem kazanmaktadır. Yüzyıllara uzanan hâkimiyeti zarfında burjuvazi eski bürokratik monarşininkiyle kıyaslandığında onunkinden çok daha üstün bir politik ekol geliştirmiştir.

Parlamentarizm proletaryaya devrim için bir dereceye kadar eğitim yeri olarak hizmet etmişse, karşı devrimci stratejinin okulu olarak burjuvaziye çok daha büyük hizmette bulunmuştur. Bu konuda, burjuvazinin parlamentarizm yoluyla Sosyal Demokrasi’yi özel mülkiyetin temel dayanağı olacak şekilde eğitmiş bulunduğunu söylemek yeter.

Avrupa’da toplumsal devrim çağı, ilk adımlarından belli olduğu gibi yalnız şiddetli ve insafsız bir mücadele değil, aynı zamanda 1917’ de bizde olduğundan çok daha planlı ve hesaplı savaşlar çağı olacaktır.”

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on Twitter
  1. La Vérité/Gerçek’in 69. sayısından dilimize Ceyhun Seval tarafından çevrilmiştir. []
  2. Troçki’nin SSCB’nin stalinci yozlaşmasını tahlil eden iki eserine yapılan atıf;: Şekilsizleşen Devrim (1929) ve İhanete Uğrayan Devrim (1936). []
  3. Le RSAP et la Quatrieme Internationale”, 15 ve 16 Temmuz 1936 (Trotsky, Oeuvres completes, Bölüm 10, sayfa 248). []
  4. “Lettre a James P. Cannon”, 20 Ekim 1937 ( Trotsky, Oeuvres completes, Bölüm 15, sayfa 198). Roosevelt o sıralar Demokrat Partiden cumhurbaşkanlığına adaydı. []
  5. Quatre-vingt-dix- années de Manifeste communiste”, 30 Ekim 1937 (Trotsky, Oeuvres completes, Bölüm 15, sayfa 229). []
  6. Bugün Geçiş Programı adıyla bilinen program tasarısı ilk kez Rusça olarak Muhalefet Bülteni’nin 66 ve 67. sayılarında, yani Mayıs-Haziran 1938 tarihlerinde yayınlandı. IV. Enternasyonal’in 1938 yılının Eylül ayındaki kuruluş konferansında da kabul edildi. []
  7. Le RSAP et la Quatrieme Internationale”, 15 ve 16 Temmuz 1936 []
  8. Şili’de 4 Eylül 1970 seçimlerinden zaferle çıkan Halk Birliği, Sosyalist Parti’yi, Komünist Parti’yi, Sosyal Demokrat Parti’yi, Birleşik Halk Eylemi Hareketi’ni (MAPU), Bağımsız Halk Eylemi’ni (API), Hıristiyan Solu ve Ulusal Sendika Federasyonu’yla Birleşik İşçi Konfederasyonu’nu (CUT) biraraya getiren bir partiler ve işçi sendikaları koalisyonuydu. Bu koalisyon, kuruluşundan tam üç yıl sonra, 11 Eylül 1973’te, Amerikan emperyalizminin doğrudan desteğiyle gerçekleştirilen bir askeri darbeyle devrildi. Askeri darbenin lideri general Pinochet’di ve Halk Birliği hükümeti tarafından “demokratik meşruiyete duyduğu saygı” gerekçe gösterilerek Genelkurmay Başkanı olarak atanmıştı. Bu politikanın bedelini her partiden binlerce emekçi, genç ve militan özgürlükleri ve hayatlarıyla ödediler. []
  9. Oeuvres completes, Bölüm 10, sayfa 312. []
  10. Radikal Parti: Troçki o sıralar bu partinin işlevinin küçük burjuvaziyi sermayenin yedeğine çekmek olduğunu söylüyordu. Troçki Halk Cephesinden söz ederken şöyle diyordu: “ Radikal Parti ve onun benzeri daha da küçük kokuşmuş grupların şahsında cisimlenen bir işçi sınıfı ile emperyalist burjuvazi koalisyonuydu. Bu koalisyon parlamenter zemine de uzanıyordu. Radikal Parti her iki zeminde de tam bir eylem özgürlüğüne sahipti ve proletaryanın eylem özgürlüğünü sertlikle sınırlıyordu.” (26 Kasım 1935 tarihli “Halk Cephesi ve Eylem Komiteleri” başlıklı makalenin ilk satırları). []
  11. O sıralar Kanada’da sürgünde olan Troçki Rusya’ya ancak Mayıs ayında geri dönebilecektir. []
  12. Menşevikler: Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin (RSDİP) 1903 yılında gerçekleşen Londra Konferansı’ndaki parçalanması sırasında azınlık eğilimine verilen addır. Bolşeviklere (çoğunluklar) muhalefet eden Menşevikler, 1917’de Geçici Hükümete katıldıkları gibi bu hükümetin bütün savaş politikasını sırtlandıklarından devrimci sürecin önündeki ana engel olarak dikiliyorlardı. 25 Ekim 1917’deki Sovyet Kongresinde 673 üzerinden 110 delegeyle azınlık olarak temsil ediliyorlardı ve Ekim Devrimi’nin kararının alınması üzerine bunun bir “Bolşevik Hükümet Darbesi” olduğunu ilân ederek salonu terk ettiler. []
  13. Rus Devrimci Sosyalist Partisi (SR): 1901’de Berlin’de sürgünde kurulmuştu. Lenin’in Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ne muhalif olan bu parti, kendini köylülüğün temsilcisi olarak görüyordu. []
  14. Geçici Hükümet: 16 Mart 1917’de Petrograd’da oluşturulan hükümet. Bu hükümet, Çarlık rejimin çökmesi sonucu kitle hareketini dizginlemek için kurulmuştu. Menşevikler ve SR’ler tarafından destekleniyordu ve burjuvaziyle Çarlık rejimini artıklarından meydana geliyordu. Geçici Hükümet önce prens Georgi Lvov tarafından daha sonraysa Sosyalist-Devrimci (SR) Aleksandır Kerenski tarafından yönetildi. Bu hükümetin temel hedefi şuydu: Devrimi geri çekilmeye zorlamak ve Rusya’nın 1. Dünya Savaşı sırasında “müttefikler”in safında kalmasını garanti altına almak. []
  15. Blankizm: Adını militan Fransız sosyalisti Auguste Blanqui’den (8 Şubat 1805-1 0cak 1881) alan XIX. yüzyılın devrimci akımı. Blanqui, devrimin iyi örgütlenmiş küçük bir devrimciler grubunun gerçekleştireceği bir darbenin sonucu olacağını varsayıyordu. Ona göre bu darbe halkın devrime katılmasına ivme kazandıracaktı. []
  16. Anayasal Demokratik Parti: 1905 yılının ekim ayında Moskova’da kuruldu. Çarlık Rusyasının “liberal” burjuva partisidir. Partinin üyeleri Kadetler olarak adlandırılıyordu, çünkü Kadet Rusçada KD kısaltmasıydı. []