— IV. Enternasyonal Genel Konseyi
1. Mevcut durumda büyük bir altüst oluşla karşı karşıya bulunuyoruz. Kuşkusuz bugün ortaya çıkan her durum geçmiş dönemdekilerin bir birikimi, yani onları da içinde barındırıyor, ama bugünkü durum bu birikimlerin basit bir toplamı olmanın çok ötesinde.
(devamı basılı olarak edinilebilir)
Yazar: PGBSosyalizm
Filistin Üzerine Karar
— IV. Enternasyonal Genel Konseyi
1. IV. Enternasyonal 1947-1948’de Filistin’in parçalanması kararının karşısında durmuştur. Filistin’in parçalanmasını kendi çıkarları doğrultusunda 2. Dünya Savaşını fırsat bilerek örgütleyen Amerikan emperyalizmidir. Stalinci bürokrasi bu konuda Amerikan emperyalizmine yardımcı olmuştur. Birleşmiş Milletler Teşkilatı bu operasyon için kılıf oluşturmuştur.
(devamı basılı olarak edinilebilir)
IV. Enternasyonal VII. Dünya Kongresinin Önemi
— IV. Enternasyonal Genel Konseyi
IV. Enternasyonal’in VII. Dünya Kongresinin çağrısını yapacak olan Ekim 2008 Genel Konseyi IV. Enternasyonal’in Eylül 1938’deki kuruluşunun 70. yıldönümünün birkaç hafta sonrasında toplanıyor. Dahası, bu toplantımız dünya ölçeğinde kriz yaşayan kapitalist sistemin can havliyle saldırdığı bir zamanda gerçekleşiyor.
Yıkıma Karşı Birleşik Mücadele Programı
Mustafa Sönmez programının eleştirisi
Birleşemezsek kapitalizmin krizi işçi sınıfı için yıkımdır
— Engin BODUR
Kapitalizmin krizlerle yaşayan, krizden beslenen bir sistem olduğunu zaten onu tahlil eden bütün iktisatçılar 150 yıl öncesinden açıklaya geldiler. Spekülasyon, aşırı üretim ve kriz kapitalist sistemin hamurunda var. Marx ve Engels de bundan 150 yıl önce kapitalist sistemin dönemsel olarak krize girdiğini bütün bilimsel çıplaklığıyla açıkladılar. Elbette ki her yeni kriz ortaya çıktığı dönemin izlerini ve sorunlarını da bağrında taşır. Örneğin 1929 krizi, o yıllardaki dünya konjonktürü ve öne çıkan sınıfsal önderliklerin tahliliyle anlaşılabilir.
(devamı basılı olarak edinilebilir)
Kamu Sendikacılığı ve KESK
— Mahir HAMDİ & Kamil KARAAĞAÇ
Dünya kapitalizminin krizinin faturasının emekçilere yüklenmeye çalışıldığı; işsizliğin, iflasların, hak kayıplarının, baskıların vb. giderek arttığı bir süreçten geçiyoruz. Önümüzdeki dönemde krizin genişleyerek derinleşmesi, kamu emekçileri dâhil bütün işçi sınıfının hayat koşullarını daha da dayanılmaz hale getirecek ve çelişkileri keskinleştirecektir. 1990’larda kamu çalışanlarının kararlı ve militan mücadelesi sonucu 11–12 Kasım 1995 tarihinde kurulan KESK, bugün önemli bir tarihsel sorumlulukla karşı karşıyadır. KESK bu süreçte ya yeniden ayağa kalkıp en geniş emek cephesine önderlik edecek ya da var olan hantal, statükocu yapılardan biri olarak işçi sınıfının umudu olmaktan çıkacaktır. KESK halen Birleşik İşçi-Emekçi Cephesi’nin bu topraklarda oluşturulmasına önderlik edecek en büyük adaydır. Çünkü devletten ve sermayeden bağımsız bir politikada ısrarını sürdürüyor. Çünkü “işçi sınıfı buharlaştı” teorilerinin havada uçuştuğu 1990’lı yıllarda verdiği fiili ve meşru mücadele ile kamu sendikacılığının önünü açtı. Çünkü geçmişinde verdiği militan mücadele birikimi ve bu geçmişe sahip çıkmaya çalışan bir kadrosu var. Çünkü son 15 yıldır toplumsal muhalefete önderlik ediyor…
