Metin basılı olarak Sosyalizm dergisinden edinilebilir.
19. Sayı
1963-65 tartışmalarında Che Guevara Kemal Ülker
Metin basılı olarak Sosyalizm dergisinden edinilebilir.
Che Guevara: Sönmeyen kıvılcım Michael Löwy
Metin basılı olarak Sosyalizm dergisinden edinilebilir.
Devlet mülkiyeti: Toplumsal mülkiyete giden yol “Yeni bir kamusal alan” tarifinin imkansızlığı1 SUNGUR SAVRAN
Bu çözüm, ancak modern üretici güçlerin toplumsal niteliğinin fiilen kabulü ile, dolayısıyla, üretim, mülk edinme ve mübadele tarzlarının üretim araçlarının toplumsallaşmış karakteriyle uyumlulaştırılması ile sağlanabilir. Bu da ancak bir bütün olarak toplumun kontrolü dışındaki her türlü kontrolün ötesine taşmış olan üretici güçlerin, toplum tarafından açıkça ve dolaysız biçimde sahiplenilmesi sonucunda gerçekleşebilir (…) Proletarya politik iktidarı eline geçirir ve üretim araçlarını devlet mülkiyeti altına alır. (Friedrich Engels)2
Dünya kapitalizminin neredeyse çeyrek yüzyıla uzanan krizine kendi lehine, işçi sınıfı ve emekçiler aleyhine bir çözüm arayan uluslararası burjuvazinin bu amaçla geliştirmiş olduğu yeni-liberal stratejinin ana eksenlerinden biri özelleştirmedir. Bu stratejinin “küreselleşme” ve esnekleştirme türünden öteki ayakları gibi, özelleştirme de açıkça ve dolaysız biçimde bir sınıf politikasıdır: Uluslararası burjuvazinin dünya işçilerine ve emekçilerine genel taarruzu çerçevesinde uygulanan bir politika. Özelleştirme politikasının bu berrak niteliğine rağmen, gerek dünyada, gerek Türkiye’de işçi sınıfı hareketinin ve solun özelleştirme konusunda, yer yer verilen ciddi mücadelelere rağmen tutarlı ve bütünsel bir karşı çıkışı gerçekleştiremediği, saptanması gereken bir olgudur. Elbette, bunda yaklaşık 20 yıldır uluslararası alanda ve Türkiye’de sınıf güç dengelerinin burjuvazi lehine gelişmekte oluşundan, burjuvazinin başarılı propaganda bombardımanına kadar birçok faktör rol oynamıştır. Ama işçi hareketinin ve solun özelleştirmeye tutarlı bir bütünlük içinde kartı çıkamamasının altında daha derine giden, ideolojik ve teorik boyutları olan bir sorun daha yatmaktadır. Devamı
Bir kongrenin anatomisi
— Şadi Ozansü
20 binin üstünde üyesi bulunan Özgürlük ve Dayanışma Partisi ilk Büyük Kongresini yaklaşık 2000 dolayında seçilmiş delegesiyle tamamladı. Türkiye sosyalist hareketinin birbirine son derece uzak birçok geleneğinin içinde yer aldığı bu topluluğun iki yıl gibi oldukça kısa bir zamanda dışarıdan bakanların anlamakta zorluk çektikleri bir biçimde bu süreci başarıyla tamamlamış olması fazlasıyla sevindiricidir. Partimizin bütün bileşenleri bu başarıdan kıvanç duyma hakkına sahiptirler. Bu satırların yazarı olarak, ben de, başarının altında imzası olan herkesi yürekten kutlamayı devrimci bir görev sayarak başlayacağım yazıya. Devamı
