— Kamil KARAAĞAÇ
Tarihsel bir hatırlatma…
Tarih: 2005 Mart’ı
Yer: Mersin
Konu: Newroz kutlamaları
Diyarbakır’da yüz binlerin katıldığı eylemde DEHAP genel başkanı “Türkiye isterse Kürt sorunu 3 ayda çözülür” dediğinde Türkiye’nin cevabı, Mersin’deki Newroz kutlamaları esnasında bayrağını yerden kaldıran ve ağzında salyalarla hedefine saldıran sivil poliste kristalize oldu.
Bir tarafta barış için elini uzatanlar, öbür tarafta ellerinde bayrakları ile saldırıya geçenler.
Bir tarafta barış türküleri söyleyip halaya duranlar, öbür tarafta milli duyguları kabarıp saldırı için birbirine kenetlenenler.
Bir tarafta barış sesleri, öbür tarafta tek bayrak, tek dil, tek vatan nidaları…
Belirtilen tarihte hükümette ilk döneminde olan AKP vardı. Mersin’de yapılan bayrak yakma eyleminin provokasyon olduğu sonuçları itibariyle daha belirgin olarak açığa çıkmıştı. Barış isteyen taraf ve karşısındakiler netti.
Yine o dönemde, Newroz’dan önce MHP’nin Hitlerli-Bushlu “kahrolsun faşizm” afişleri peydah olmuştu. Afişler, Hitler’in kitlelere
“yaşasın sosyalizm” diyerek iktidara gelmesini anımsatıyordu. Tabii yaşanan olaylar sonucu besin kaynaklarına ulaşan kurtlar, kuzu postundan çıkıp ulumaktaydılar.
TC’nin ABD ile Büyük Ortadoğu Projesi’nde (BOP) işbirliği yapmasının her durumda Kürtlerin ve emekçilerin aleyhine bir gelişme
olacağı ve sınıfsal özü olmayan barış çağrılarının hüsranla sonuçlanacağı o dönemde de tarafımca yapılan tespitlerdi.
Şimdi…
Tarih: 2009 Ağustos’u
Konu: Kürt “Açılımı”
Gündeme getiren: AKP Hükümeti
Bir tarafta AKP-DTP el sıkışması, diğer tarafta AKP-MHP restleşmesi. Bir tarafta ‘Norşin’ diyenler, diğer tarafta ‘Güroymak’ diyenler.
Bir tarafta ‘analar ağlamasın’ deyip gözyaşı dökenler, diğer tarafta ‘şehidimin kanı yerde kalmasın’ deyip kendinden geçenler.
Bir tarafta barışçı çözümü konuşanlar, diğer tarafta savaşçı şahinler. Bir tarafta demokrasi diyenler, diğer tarafta ABD planı diyen ‘anti- ABD’ciler’…
Taraflar böyle sunuluyor. Yukarıdaki olayda taraflar netken burada işler karışık.
Aradan 4 yıl geçti. Hükümet yine AKP hükümeti. 2007 seçimlerinde bile Hakkâri’de ‘ya sev ya terk et’ mealinde açıklamalar yapan
aynı başbakan. Ne oldu da Kürtlerin barış çığlığı görmeyen gözlerce görüldü, duymayan kulaklarca duyuldu, konuşulmayan dillerde konuşulmaya başlandı.
MHP’nin ‘kahrolsun ABD’ afişleri peydah olursa şaşırmamak gerekir. Ama kurtlar bu sefer ortalıkta ulumuyor. Çünkü arkalarında
Genelkurmay’ın desteği yok.
TC hükümeti ve ordusuyla ABD’nin müttefiki ve Ortadoğu’daki destekçisi durumundayken buna rağmen Kürtler lehine bir çözüm olabilir mi? Bu çözüm işçi sınıfının durumuna nasıl etki eder? Ne yapabiliriz? Bu soruların cevabı ayrıntılı bir dönem analizi üzerinden hareketle cevaplanabilir. Elimden geldiğince dönemin belki satırbaşlarına değinerek analizini yapıp, sorulara yönelik cevabımı ve sosyalistlere düşen görevleri ele alacağım.
(Yazının tamamını okumak için tıklayın.)