Kamu Sendikacılığı ve KESK

— Mahir HAMDİ & Kamil KARAAĞAÇ

Dünya kapitalizminin krizinin faturasının emekçilere yüklenmeye çalışıldığı; işsizliğin, iflasların, hak kayıplarının, baskıların vb. giderek arttığı bir süreçten geçiyoruz. Önümüzdeki dönemde krizin genişleyerek derinleşmesi, kamu emekçileri dâhil bütün işçi sınıfının hayat koşullarını daha da dayanılmaz hale getirecek ve çelişkileri keskinleştirecektir. 1990’larda kamu çalışanlarının kararlı ve militan mücadelesi sonucu 11–12 Kasım 1995 tarihinde kurulan KESK, bugün önemli bir tarihsel sorumlulukla karşı karşıyadır. KESK bu süreçte ya yeniden ayağa kalkıp en geniş emek cephesine önderlik edecek ya da var olan hantal, statükocu yapılardan biri olarak işçi sınıfının umudu olmaktan çıkacaktır. KESK halen Birleşik İşçi-Emekçi Cephesi’nin bu topraklarda oluşturulmasına önderlik edecek en büyük adaydır. Çünkü devletten ve sermayeden bağımsız bir politikada ısrarını sürdürüyor. Çünkü “işçi sınıfı buharlaştı” teorilerinin havada uçuştuğu 1990’lı yıllarda verdiği fiili ve meşru mücadele ile kamu sendikacılığının önünü açtı. Çünkü geçmişinde verdiği militan mücadele birikimi ve bu geçmişe sahip çıkmaya çalışan bir kadrosu var. Çünkü son 15 yıldır toplumsal muhalefete önderlik ediyor…

(Yazının tamamını okumak için tıklayın.)

Filistin Halkının Katline Son

— IV. Enternasyonal Uluslararası Sekretaryası

Emperyalizmin ve Kremlin bürokrasisinin desteğiyle bundan altmış yıl önce Birleşmiş Milletler Örgütünün dayatmasıyla gerçekleştirilen Filistin’in paylaştırılması kararı 1947-48 yıllarında İsrail devletinin doğumuna yol açmış ve bu durum günümüzde de Gazze’de hapsedilmiş bulunan 1,5 milyon Filistinlinin yeni ve korkunç bir katliama uğramasına neden olmuştur.

Üç gündür İsrail ordusuna ait savaş uçakları, helikopterler ve füzeler Gazze şeridini aralıksız olarak bombalıyorlar. Ölü ve yaralı Filistinlilerin sayısı daha şimdiden yüzlerle ifade ediliyor. 30 Aralık tarihi itibariyle, 360 ölü, ve 300 kadarı ağır olmak üzere 1700 yaralı var. Bunların arasında İsrail savaş uçaklarının hedefine kendi evlerinde giren onlarca çocuk, kadın ve yaşlı insan var.

Günlük İsrail gazetesi Haaretz’in 29 Aralık 2008 tarihli sayısında İsrailli gazeteci Amira Hass, “Gazze bombardımanı Hamas’a değil bütün Filistinlilere karşı gerçekleştiriliyor” diye yazıyor.

İlk bombardıman dalgası tam da okullarından çıkan çocukların evlerine dönüş saatlerinde gerçekleştirildi. Uçaklar bombalarını bıraktıklarında çocuklar henüz sokaktaydılar. Devamı

Avrupa Birliği’ne Karşı İsyan Büyüyor

— Christel KEISER
Avrupa Kurumları’nın tanık olduğu kurumsal ve siyasal kriz, son aylar boyunca, büyük ölçüde derinleşti. Bu durumun kökeninde, -kendisiyle beraber nüfusun diğer katmanlarını, özellikle de köylülüğü de sürükleyen- işçi sınıfının, bütün Avrupa ülkelerinde, Avrupa Birliği siyasetine karşı gösterdiği direnç bulunmaktadır. İşçi sınıfının, genelde yöneticilerinin birincil iradelerinin ötesine geçerek, sürece örgütlerini de çekmeye çalıştığı [görülmüştür].
(devamı basılı olarak edinilebilir)

LCR’nin Feshi ve NPA’nın Kuruluşu

— Dominique FERRE

Fransız kapitalistlerinin gazetesi Les Echos 12 aralık 2008 tarihli sayısında Fransız Komünist Partisinin krizinin kaynağında neyin yattığını yorumlarken şöyle yazıyor: “(…) bu kriz, Avrupa komünist hareketinin, kendi kaynağını oluşturan kolektivist modelin yerine ne tür bir model önereceğini bilememesinin ya da bu konudaki yetersizliğinin ürünüdür. Gerçekten de, esas sorun kolektivizmdir. Marx; sınai kapitalizmin öğütücü dişlilerinin karşısına işçi sınıfının çıkarlarına dayanan kolektif bir cevabı getirmeyi tasarlamıştı. Ama bu cevap, sadece kapitalist ekonominin başarısıyla değil, aynı zamanda bireyin toplumsal hayattaki karşı konulmaz yükselişiyle de yenilgiye uğradı.”

(devamı basılı olarak edinilebilir)

Emperyalizmin Krizi ve Türkiye İşçi Sınıfı için Birleşik İşçi Cephesi

— Musa UZUN
Yıllardır ekonomi haberleri diye finans sermayenin kumarhanesi olan borsa ve karşılıksız basılan paraların siyasi ve askeri gücüyle oynandığı döviz piyasası ve bankalar, faiz oranları gibi masallar dinledik. Üretimdeki düşüşe ve şirketlerin bilançolarındaki faiz-rant gelirlerine dikkat uyarılarımız görmezden gelindi. Bütün dünyada üretici güçlerin nasıl yıkıldığını anlatmaya çalıştık. Felaket tellallığı yaptığımızı, ekonominin iyiye gittiği masalını anlatmayı sürdürdüler. Bütçenin yarıdan fazlasının faiz ödemelerine ayrılmasına rağmen borçlar büyüyor, elde avuçta olan her şey özelleştirme adıyla yağmalanıyor ama delik kapatılamıyordu. Sonunda gerçek gizlenemez oldu ve kriz patladı. Zaten yaşamı cehenneme çevirmiş işsizlik patladı, işyerleri kapanmaya ve işçi çıkarmaya başladı. Zamlar işkenceye dönüştü, işkenceciler sokak ortasında insanları öldürmeyi sıradan olaylar olarak yaygınlaştırdı.
(devamı basılı olarak edinilebilir)