IV. Enternasyonal Bildirisi: Tunus Devrimi Üzerine

— IV. Enternasyonal 1

Polis kalabalığın üzerine ateş açtı. Ama kitlesel gösterilerin her geçen gün büyümesini ve güçlenmesini engelleyemedi. Tüm dünyada işçiler ve halklar bu görüntüleri izlediler. Tunus halkının sokakları ele geçirmesini, baskıya karşı başkaldırmasını, devlete “kahrolsun rejim!” diye haykırmasını gördüler, duydular. Bunlar başkaldıran bir halkın görüntüleriydi…

Dördüncü Enternasyonal geçtiğimiz haftalarda baskıya, cinayetlere ve tutuklamalara karşı direnen; Ben Ali’yi alaşağı edip “Su ve Ekmek İstiyoruz, Ben Ali’yi Değil!” diye haykıran gençliğin, işçi sınıfının ve Tunus halkının hareketini selamlıyor. Devamı

  1. Yasin Kaya tarafından çevrilmiştir.[]

Troçki ve Geçiş Programı

— Daniel GLUCKSTEIN 1

Geçiş Programı Troçki’nin bütün temel metinleri ve çalışmaları arasında kuşkusuz en kısa olanlarından biridir. Ve de ilk bakışta yapısı itibariyle insana en şaşırtıcı gelenidir. Bununla ilgili olarak Troçki şöyle yazıyor:

Son yaptığımız tartışmalarda bazı yoldaşlar metindeki kimi önerme ve taleplerimi oportunist bulmuşlar. Kimi yoldaşlar ise metnin objektif koşullara tekabül etmeyen, aşırı devrimci bir metin olduğunu söylediler. Bu tür iki görüşün biraradalığı şaşırtıcı. Bu yüzden görünürdeki bu ikilemi kısaca savunarak açmaya çalışacağım.” 2

Devamı

  1. La Vérité/Gerçek’in 69. sayısından dilimize Yasin Kaya tarafından çevrilmiştir.[]
  2. Discussion pour résumer sur les revendications de transition”, 23 mars 1938, tome 17 des Oeuvres de Trotsky.[]

IV. Enternasyonal ve “Halk Cepheleri”, Ekim Dersleri

— Jean-Pierre RAFFI 1

Troçki, (Eylül 1924’te yazdığı) Ekim Dersleri kitabının birinci bölümünün başlığını “Ekim’i İncelemek Gerek” olarak belirlemiş ve 1917 Şubat’ından Ekim ayına kadar Bolşeviklerin Rusya’daki iktidarı ele geçirmeleri sırasında verdikleri savaştan dersler çıkarmayı önüne koymuştu. Aslında kitabın kendisi devrimi ilk önce “şekilsizleştiren”, daha sonra da ona “ihanet eden” 2 Stalinist bürokrasinin yükselişine karşı verilen kavgayı temsil ediyordu. Bu kavga, bugün varisleri olduğumuz Bolşeviklerin, kitlelerin burjuvaziden koparak devrimci harekete geçirilmesi taktiğiyle, yani işçilerin birliği, birleşik bir işçi cephesi taktiği ile karşı çıktığı, “Halk Cephesi” adı altında yürütülen politikaya karşı verilen bir kavgaydı. Devamı

  1. La Vérité/Gerçek’in 69. sayısından dilimize Ceyhun Seval tarafından çevrilmiştir.[]
  2. Troçki’nin SSCB’nin stalinci yozlaşmasını tahlil eden iki eserine yapılan atıf;: Şekilsizleşen Devrim (1929) ve İhanete Uğrayan Devrim (1936).[]

TEKEL Işığında Aygıt Meselesi

— Kamil KARAAĞAÇ

TEKEL işçilerinin direnişi işçi sınıfının son dönemdeki en önemli mücadele deneyimidir. Bu mücadele belli uğraklardan geçmiş ama işçiler açısından henüz son söz söylenememiştir.

TEKEL işçilerinin mücadelesiyle iş güvencesi yerine dayatılan 4-C uygulaması yani kuralsız ve esnek çalıştırmaya ilişkin işçi sınıfında bir bilinçlenmenin ve akabinde karşı duruşun şekillendiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. TEKEL işçilerinin kendi aralarında sağladığı birliğin başta kendileri olmak üzere işçi sınıfına bir özgüven kazandırdığı da herkesin malumu. İşçilerin mücadele sürecinde AKP’nin emek karşıtı politikaları teşhir olmuş, demokrasi maskesi düşmüştür. Kardeşliğe yönelik açılımı kimlerin yapmaya muktedir olduğu gözler önüne serilmiştir. Bütün bu söylenen ve buna benzer söylenebilecek olan olumlu sonuçların yanı sıra bir şeyin daha sorgulanmasına da ışık tutmuştur. Aygıt meselesi. Bu öyle bir mesele ki mücadeleyle belli bir noktaya getirilmiş bütün olumlu gelişmeleri ters yüz edebilecek bir karaktere sahip. Bu mesele TEKEL işçilerinin mücadelesiyle ortaya çıkmamıştır. Kökü hem Türkiye’de hem de dünyada çok daha öncelere gitmektedir. Yeni olan TEKEL işçilerinin mücadelesinin başarılı olmasının aynı zamanda bu meselenin çözümüyle yakından bağlantılı olmasıdır.

Nedir bu aygıt meselesi?

(Yazının tamamını okumak için tıklayın.)

Avrupa: Anvers, Belçika’daki Opel Fabrikası Hedef Tahtasında

— Christel KEISER

Fabrikanın kapatılması, ABD emperyalizminin Avrupa endüstrisi üzerine planlarının habercisi.

Balta, Anvers, Belçika’daki Opel fabrikasına indi. 2007 yılında, Opel’in yeni modelinin Anvers’de üretilmesini öngören bir yazılı anlaşmanın karşılığında fabrikada işten çıkarmalar ve beraberinde maaşların dondurulması başladı.

21 Ocak 2010’da Avrupa General Motors Başkanı Nick Reilly Haziran’da Anvers’deki Opel fabrikasını kapatmayı planladıklarını doğruladı. Bu, 2.600 kişinin, yani Avrupa’daki tüm Opel çalışanlarının %5’inin işten çıkarılması anlamına geliyor ki taşeronları da dahil edince Anvers bölgesinde tehdit altında olan işlerin sayısını üçle çarpabilirsiniz. 2009 kârını 3,4 milyon Avro olarak açıklayan GM, Almanya’da 4.000, Avrupa’da toplamda 8.300 Opel işçisini işten çıkarmayı planlıyor.

(Yazının tamamını okumak için tıklayın.)