Konumuz Arap ülkeleri ve Arapça olduğuna göre Devrim kelimesinin sözlükteki karşılığıyla ilgili olarak Arapçaya başvurmanın avantajını kullanmak mümkün, şöyle ki: Frenkçedeki Révolution yani bizdeki Devrim kelimesinin Arapçada iki karşılığı vardır. Bunlardan biri İnkılâp ve diğeriyse İhtilâldir. İnkilâp bir süreci ifade ederken, ihtilâl sadece eski yönetimin devrildiği an’ı adlandırır. Örnek vermek gerekirse; Büyük Fransız inkılabı Haziran 1789’da başlamış ve 1797’de sona ermiştir. Buna karşılık Fransız ihtilâli Bastille hapishanesinin düştüğü tarih olan 14 Temmuz 1789’dur. Gene 1917 yılının Şubat ayından patlak veren Rus inkılâbı iç savaşın sona erdiği 1921 yılına kadar sürmüş ama Rus ihtilâli 25 Ekim (7 Kasım) 1917 tarihinde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla bir başka biçimde ifâde etmek gerekirse, inkılâbın içinde ihtilâl gününün kendisi de dâhil olmak üzere bir dizi iniş ve çıkış vardır. Yani inkılâbın içinde devrim ve karşı devrim dalgaları vardır. İnkılâbın içinde yoğunlaşmış bir sınıf mücadelesi vardır. Devamı
Bildiriler
ABD’de Genel Grev
— Taylan Acar
İşçi Hakları Mücadelesinin Kalbi Wisconsin’de Atıyor
MADISON, WISCONSIN – Şubat 2011’de yeni Wisconsin valisi Scott Walker “Acil Bütçe Onarım Yasa Tasarısı”nı açıkladı. Walker’ın bu girişiminin ardından Wisconsin bir hafta içinde tamamiyle başka bir yer haline geldi.
Tunus Devrimi Üzerine Dördüncü Enternasyonal Bildirisi
Polis kalabalığın üzerine ateş açtı. Ama kitlesel gösterilerin her geçen gün büyümesini ve güçlenmesini engelleyemedi. Tüm dünyada işçiler ve halklar bu görüntüleri izlediler. Tunus halkının sokakları ele geçirmesini, baskıya karşı başkaldırmasını, devlete “kahrolsun rejim!” diye haykırmasını gördüler, duydular. Bunlar başkaldıran bir halkın görüntüleriydi…
Dördüncü Enternasyonal geçtiğimiz haftalarda baskıya, cinayetlere ve tutuklamalara karşı direnen; Ben Ali’yi alaşağı edip “Su ve Ekmek İstiyoruz, Ben Ali’yi Değil!” diye haykıran gençliğin, işçi sınıfının ve Tunus halkının hareketini selamlıyor.
Evet Mısır Halkı Silahlandırılmalı. Ama Nasıl?
|
Hüsnü Mübarek’in nerede eğitildikleri çok iyi bilinen “kontrgerilla” köpeklerinin Tahrir Meydanındaki halkın üzerine silah, kırbaç, atlar, develer, palalar ve taşlarla saldırması üzerine silahsız halkın silahlanması, ayaklanmanın başarıya ulaşabilmesi için de, Mısır proletaryasının ve halkının gelecekteki zaferi için de bir zorunluluk halini almış bulunuyor. Kuşkusuz birçok Arap ülkesindeki gibi Mısır’da da mütevazı dahi olsa bir proleter önderliğin olmaması bu silahlanmayı zorlaştırıyor. Bununla birlikte Mübarek yönetiminin büyük risk taşıyan girişimiyle birlikte Mısır proletaryasının önüne silahlanma konusunda büyük bir fırsat çıkmış bulunuyor. O da şu: Bütün tarihsel deneylerin gösterdiği gibi ayaklanan bir halkın silahlanmasının esas yolu silahları kendi burjuva ordusundan tedarik etmesidir. Dolayısıyla Mısır’da başta Tahrir Meydanı olmak üzere ordunun konuşlandığı her yerde askerlere yönelik sistemli ajitasyon faaliyeti yürütülmelidir. Ancak böyle bir faaliyetle askerlerin Mübarek’in çetelerine karşı ateş açmaları mümkün olabilir ya da bu iş için askerlerin ellerindeki silahlara halk tarafından el konulmasının meşru zemini yaratılabilir. Ancak böyle bir faaliyet emperyalizmin sadık hizmetkarı olan Mısır ordusunu felç etme imkânını sağlayabilir. Ve gene ancak böyle bir faaliyet, darbe için pusuya yatmış bu orduyu parçalayabilir. Hiçbir halkı dışarıdan milyonlarla silahlandıramazsınız; bu iş ancak içeriden mümkündür. Eğer askerlere yönelik sistemli bir ajitasyon faaliyeti sonucu meydanda konuşlanmış tek bir tank bile kontr-gerillacılara ateş açarsa iş biter.
Kaldı ki, bu riski göze alamayacak olan Genelkurmay eğer askerlerini meydandan çekerse, bu bile ayaklanmanın bir başarısı olur. Çünkü her ne kadar şu anda meydandaki ordu birlikleri oportünistçe “tarafsız” duruyorlarsa da, bu “tarafsızlıkları” bile ancak kontrgerillacıları yüreklendirmeye yarıyor.
|
IV. Enternasyonal Bildirisi: IMF ve AB Diktalarına Son Verilmelidir!
— IV. Enternasyonal Uluslararası Sekretaryası
Her şeyin su yüzüne çıkması için birkaç gün yetti: Mesele sadece Yunanistan’ın değil tüm Avrupa halklarının kaderine dair…
Yunanistan işçi sınıfı, gençliği ve tüm halkı fiziksel varlıklarını bile tehdit eden kutsal karşı-devrimci ittifakın ölümcül planlarına karşı meşru direnişlerini başlattılar. Obama, AB, Merkel, Papandreou, Sosyalist Enternasyonal önderleri ve ‘sosyalist’ Strauss-Khan’ın başkanlığında tüm IMF taraftarlarından oluşan bir kutsal ittifak bu. Devamı

