Evet Mısır Halkı Silahlandırılmalı. Ama Nasıl?

Hüsnü Mübarek’in nerede eğitildikleri çok iyi bilinen “kontrgerilla” köpeklerinin Tahrir Meydanındaki halkın üzerine silah, kırbaç, atlar, develer, palalar ve taşlarla saldırması üzerine silahsız halkın silahlanması, ayaklanmanın başarıya ulaşabilmesi için de, Mısır proletaryasının ve halkının gelecekteki zaferi için de bir zorunluluk halini almış bulunuyor. Kuşkusuz birçok Arap ülkesindeki gibi Mısır’da da mütevazı dahi olsa bir proleter önderliğin olmaması bu silahlanmayı zorlaştırıyor. Bununla birlikte Mübarek yönetiminin büyük risk taşıyan girişimiyle birlikte Mısır proletaryasının önüne silahlanma konusunda büyük bir fırsat çıkmış bulunuyor. O da şu: Bütün tarihsel deneylerin gösterdiği gibi ayaklanan bir halkın silahlanmasının esas yolu silahları kendi burjuva ordusundan tedarik etmesidir. Dolayısıyla Mısır’da başta Tahrir Meydanı olmak üzere ordunun konuşlandığı her yerde askerlere yönelik sistemli ajitasyon faaliyeti yürütülmelidir. Ancak böyle bir faaliyetle askerlerin Mübarek’in çetelerine karşı ateş açmaları mümkün olabilir ya da bu iş için askerlerin ellerindeki silahlara halk tarafından el konulmasının meşru zemini yaratılabilir. Ancak böyle bir faaliyet emperyalizmin sadık hizmetkarı olan Mısır ordusunu felç etme imkânını sağlayabilir. Ve gene ancak böyle bir faaliyet, darbe için pusuya yatmış bu orduyu parçalayabilir. Hiçbir halkı dışarıdan milyonlarla silahlandıramazsınız; bu iş ancak içeriden mümkündür. Eğer askerlere yönelik sistemli bir ajitasyon faaliyeti sonucu meydanda konuşlanmış tek bir tank bile kontr-gerillacılara ateş açarsa iş biter.
Kaldı ki, bu riski göze alamayacak olan Genelkurmay eğer askerlerini meydandan çekerse, bu bile ayaklanmanın bir başarısı olur. Çünkü her ne kadar şu anda meydandaki ordu birlikleri oportünistçe “tarafsız” duruyorlarsa da, bu “tarafsızlıkları” bile ancak kontrgerillacıları yüreklendirmeye yarıyor.