— Troçki ile Kitlesel İşçi Partisi Üzerine Tartışma
Dergimizin bir önceki sayısında Troçki ile 1930’lu yıllar ABD’sinde “kitlesel bir işçi sınıfı partisi”nin imkanları üzerine yürütülen bir tartışmayı yayınlamıştık. Bilindiği gibiIV. Enternasyonal’in1938 “Geçiş Programı”na zemin teşkil eden bu tartışma, o sıralar, Troçki ile Amerikan Sosyalist İşçi Partisinin yöneticileri arasında sürdürülmüştü. Amerikan Sosyalist İşçi Partisinin yöneticilerinden Cannon, Shachtman ve Dunne 1920 yılında Amerikan Komünist Partisinin kurucuları arasında ve daha sonraki yıllarda da Uluslararası Sol Muhalefet’te yer almışdevrimci Marksistlerdi. ABD’de kurmuş oldukları parti IV. Enternasyonal’in üyesi en büyük devrimci işçi örgütüydü. Daha önceki sayıda söz verdiğimiz üzere, bu sayımızda Troçki ile Sosyalist İşçi Partisi yöneticileri arasında sürdürülen ilginç tartışmanın bir başka bölümünü sunuyoruz. PGB Sosyalizm
Dunne: İşçilerin, patronların ticari sırlarına ulaşmalarına ilişkin geçiş talepleri üzerine bir soru sormak istiyorum. Sanırım bu konudaki talepler üzerinde iyi düşünmek ve en uygun talepleri özenle formüle etmek gerekir, çünkü bu konuda daha önceki deneyimlerimizden hatırladığım kadarıyla ciddi güçlüklerle karşılaşmıştık. Sözgelimi, bazı patronlar, işçilerin öfkesini azaltmak için,”işletmenin muhasebe defterlerinin açılması” talebimize uygun olarak defterlerini açmışlar ve “işte gördüğünüz gibi para kaybediyoruz!” demeye getirmişler, bizse buna karşılık haklı olarak, “bizim meselemiz sizin dürüst olup olmamanız değil, siz kendi işlerinizi nasıl hallederseniz edin, bizim açımızdan önemli olan hayatımızı uygun koşullarda sürdürmektir” demiştik Bu durumda, patronların ticari sırlarına ulaşma talebimizin etkileri ne olacaktır diye düşünüyorum?
Troçki: Evet, kapitalistler bu yola iki durumda başvururlar: Bir, işletme gerçekten kötü durumda olduğunda. İki, işçileri kandırmak istediklerinde. Ama bence meseleyi daha geniş bir açıdan ele almak lazım. İlk elde, ortada milyonlarca işsiz var. Hükümet daha fazla ödeyemeyeceğini söylüyor, kapitalistler de daha fazla “fedakarlıkta” bulunamayacaklarını ifade ediyorlar. Biz tüm toplumun muhasebe kayıtlarına ulaşmak istiyoruz. Gelirlerin denetimi fabrika komiteleri tarafından örgütlenmelidir. İşçiler şunu diyeceklerdir: Biz, işçi sınıfına adanmış muhasebeciler ve istatistikçiler istiyoruz. Eğer bir sanayi dalı gerçekten iflas ettiğini kanıtlarsa, o zaman onlara şu cevabı vereceğiz: “Tamam, o takdirde sizi mülksüzleştirmeyi öneriyoruz. Sizden daha iyi yönetiriz. Neden kar etmediniz? Kapitalist toplumun kaosu yüzünden.” Şöyle diyeceğiz: ticari sırlar, sömürücülerin sömürülenlere, patronların işçilere karşı kurdukları bir kumpastır.
Serbest rekabet döneminde gizliliği kendilerini korumak için istediklerini söyleyip durdular. Şimdiyse birbirlerinden sakladıkları sırları yok, artık yaptıklarını sadece toplumdan saklamaya çalışıyorlar. Günümüzde ticari sırların açıklanması talebi, sanayinin yönetimine bir hazırlık planı olarak işçi denetimine yönelik bir geçiş talebidir. Her şey, yarın toplumun efendisi olacak olan işçiler tarafından denetlenmelidir. Ama Amerikan işçilerini bugünden iktidarın fethine çağırmak, onlara yasa dışı ve hayali gelecektir. Ancak onlara; “Kapitalistler tuttukları sahte kayıtlarla işsizlere ödeme yapmayı reddediyorlar ve gerçek karlarını hem devletten hem işçilerden saklıyorlar” derseniz, bunu anlayacaklardır. Çiftçilere: “Bankalar sizi dolandırıyor. Çok büyük karlar elde ediyorlar. Biz size bankaların hesaplarını görebilmeniz için bir çiftçi komitesi kurmanızı öneriyoruz.” derseniz, her çiftçi bunu anlayacaktır. “Çiftçiler sadece kendilerine güvenmek zorundadırlar, tarım kredilerini denetlemek için komiteler kurmalıdırlar” derseniz bunu da kolaylıkla anlayacaklardır.
Bu, çiftçilerin kıyameti koparmaya hazır oldukları dönemlerde ileri sürülebilecek bir taleptir, dolayısıyla her Allahın günü ileri sürülemez. Ama bu fikrikitlelerin bilincine ve yoldaşlarımızınkine yerleştirmek kesinlikle zorunludur ve vakit geçirmeksizin yapılmalıdır.
Shachtman: Söylediğinizin tersine, üretimde işçi denetimi şiarının işçi milisi şiarından önce kullanılabileceğini sanmıyorum. Kapitalist sınıfın muhasebe kayıtlarının açılması şiarının mevcut duruma daha denk düştüğünü ve popülerleştirilebileceğini düşünüyorum. Diğer iki talebe gelince. Evet bunlar gerçekten de geçiş talepleridir, ama yaklaşmakta olan yolun sonunu gösteren geçiş talepleridir ve iktidar mücadelesine hazırlığı ifade ederler. Uzun ya da kısa olsun, geçiş, izlenmesi gereken bir yolu gerektirir. Bu yolun her evresi kendi taleplerini dayatır. Bugün için kapitalistlerin muhasebe kayıtlarının incelenmesini ileri sürebiliriz, yarın ise üretimde işçi denetimi ve işçi milisini.
Troçki: Dünya ölçeğinde bu kadar kritik bir durumda, ABD’deki gelişmelerin evrelerini nasıl ölçebiliriz ki? Siz bunun bir son durum değil başlangıç olduğunu söylüyorsunuz. Aradaki mesafe nedir? 100 mü, 10 mu, 4 mü? Yaklaşık olarak ne? Geçmiş şaşaalı dönemlerinde Sosyal Demokratlar şöyle diyorlardı: “Bugün yanımızda 10 bin işçi var, yarın bu sayı 100 bin olacak ve daha sonra da 1 milyon olacak ve işte o zaman iktidarı ele geçireceğiz.” Evrensel gelişme onlara göre nicel bir birikimdi, 10 bin, 100 bin, vs. Şimdiyse bambaşka bir durumla karşı karşıyayız. İçinde bulunduğumuz dönem, çöküş halindeki kapitalizm dönemidir, daha şiddetli ve korkunç krizler dönemidir ve savaş yaklaşıyor. Savaş durumunda işçiler çok hızlı öğrenirler. Bekleyip görmemiz ve daha sonra propaganda yapmamız gerektiğini söylüyorsanız, öncü değil artçı oluruz.
Bana, “Amerikan işçileri on yıl içinde iktidarı ele geçirebilirler mi?” diye soracak olursanız, ben de size, “evet, bu tümüyle mümkündür” diye cevap veririm. C.I.O.nun muazzam gelişmesi kapitalist toplumun temellerinin oyulduğunu gösteriyor. İşçi milisi ve üretimde işçi denetimi aynı sorunun iki yönüdür. İşçi bir hesap makinesi değildir. Hesapları görmek istediğinde, mevcut durumu önce denetleyerek, daha sonra yöneterek değiştirmek istiyor demektir. Kuşkusuz, şiarlarımızı, kitlelerden aldığımız yankılara göre sıraya koyacağız Kitlelerden aldığımız tepkiye göre, hangi talepte daha ısrarlı olacağımızı göreceğiz. “Roosevelt, işsizlere, savaş sanayiini geliştirerek yardımcı olmak istiyor. Oysa, biz emekçiler üretimi yönetiyor olsaydık, ölüler için değil, canlılar için bir başka sanayi bulabilirdik” diyeceğiz.
Mesele böyle konulduğunda, bugüne kadar politik bir hareket içinde yer almamış ortalama bir işçi için bile anlaşılır hale gelebilir. Emekçi kitlelerin devrimci hareketini küçümsüyoruz. Küçük bir propaganda örgütüyüz ve bazı durumlarda hızla gelişen kitlelerden daha şüpheci oluveriyoruz. Lenin 1917’nin başlarında, partinin kendi merkez komitesinden on kat daha devrimci olduğunu, ama kitlelerin de parti aygıtından yüz kez daha devrimci olduğunu söylüyordu.
Şu an Birleşik Devletlerde devrimci bir durum yok. Ama durgunluk dönemlerinde çok devrimci fikirlere sahip yoldaşlar, devrimci durumlarda hareketin önünde gerçek bir fren vazifesine soyunabilirler ve böyle bir durum çok sık gerçekleşir. Devrimci bir parti devrimi o kadar sık ve o kadar uzun zaman bekler ki, onunla gerçekten yüz yüze geldiğinde devrimi erteleme alışkanlığını edinmiş olur.
Cannon: Doğru, işte mevcut grev dalgası. Ülkeyi baştan aşağı sarıyor, silkeliyor ve devrimci partiyi faka bastırıyor. Bu geçiş programını sendikalara da önermek gerekir mi?
Troçki: Evet, sendikalarda bu programın propagandasını yaparız, onu kitlesel işçi partisinin programatik temeli olarak öneririz. Bu bizim için bir geçiş programıdır, ama onlar için programın kendisidir. Şimdi söz konusu olan üretimde işçi denetimidir. Ama bu program ancak bir işçi köylü hükümeti tarafından gerçekleştirilebilir. Böyle bir hükümet formülünü kitlelere benimsetmek gerekir.
Cannon: Peki bu şiarı bir geçiş programı olarak mı ileri sürmeliyiz, yoksa bu, proletarya diktatörlüğünün takma adı mıdır?
Troçki: Bize göre, bu, proletarya diktatörlüğüne götürür. İşçi ve çiftçilere, “Lewis’i 1 başkan olarak mı görmek istiyorsunuz?” Tamam, bu onun programına bağlıdır. Lewis artı Green artı LaFollette eşittir çiftçilerin temsilcileri midir? Bu da programlarına bağlıdır. Biz programımızı somutlaştırmaya, onu daha kesin hale getirmeye çalışıyoruz. Bu durumda, işçi ve köylü hükümeti, çiftçileri yöneten işçi hükümeti anlamına gelecektir.
Shachtman: Bu formülü, reformist bir kitlesel işçi partisi örgütlenmesi çağrısını yapamayacağımız anlayışıyla nasıl bağdaştırabiliyorsunuz? Açıkçası şunu öğrenmek istiyorum: Sendikası LNPL’ye bağlı ve kendisi de Kitlesel İşçi Partisi delegesi olan yoldaşlarımız somut olarak ne yapacaklar?
Bu durumda seçimlerde ne tavır alacağımız sorusu gündeme gelir ve biz “LaGuardia’yı destekliyoruz!” önerisinde bulunmuş oluruz. Bu durum karşısında yoldaşlarımız somutta nasıl davranacaklar?
Troçki: LNPL’ye katılma sorununu tartıştığımız bir sendikal toplantıda bulunduğumuzu varsayalım. Bu toplantıda öncelikle şunu söylerim:” Her şeyden önce, sendikaların politik bir temelde birleşmeleri ileri bir adımdır. Ancak düşmanın oyununa gelmemek için şu iki önlemi öneriyorum: 1) Temsilcilerimiz sadece işçi ve köylüler olmalıdır; parlamentodan sözde müttefiklere kesinlikle bağımlı olmamalıyız; 2) Temsilcilerimiz, kendi programımızı izlemeliler.” Ardından, işsizlik, savunma bütçesi vb., üzerine somut planlar sunmalıyız
Ve daha sonra da şöyle derim: “Eğer beni aday olarak göstermek istiyorsanız, benim programımı biliyorsunuz. Temsilciniz olmam halinde, LNPL’de 2 de, kitlesel İşçi Partisinde de bu program doğrultusunda mücadele edeceğim.” LNPL, LaGuardia’ya 3 oy kullanmaya karar verdiğinde, ya bu durumu protesto etmek için istifa edeceğim ya da gene bu durumu protesto edip, şöyle diyerek partide kalacağım: ” LaGuardia için oy kullanamam. Beni vekil tayin edenler buna karşı.” Bu durumda propaganda için çok yeni ve büyük imkanlar elde etmiş olacağız.
Örgütümüzün lağvı kesinlikle gündem dışıdır. Kendi örgütümüze ve basınımıza sahip olduğumuzu açıkça ilan ederiz. Bu bir karşılıklı güçler ilişkisidir. Yoldaş Dunne, henüz sendikaları Sosyalist İşçi Partisini desteklemeye çağıramayacağımızı söylüyor. Neden? Çünkü henüz çok zayıfız. Ama, işçilere, “daha güçlü ve etkili olacağımız zamanı bekleyin” diyemeyeceğimize göre, harekete varolan haliyle müdahale etmemiz gerekir.
Shachtman: Eğer bir kitlesel işçi partisi için bir hareket yoksa, ya da biz böyle bir partinin kuruluşuna karşı olsaydık, bu durum programımızı nasıl etkilerdi? Bu hala bizim geçiş programımız mı olurdu?
Şunu anlayamıyorum: Bir yandan reformist bir kitlesel işçi partisini savunamayacağımızı söylüyorsunuz, ama öte yandan işçilerin iradesini politik olarak yansıtabilme amacıylaböyle bir partiyi savunduğumuzu ve kitlesel bir işçi partisine yönelik hareketin başında olmamız gerektiğini ifade ediyorsunuz?
Troçki: Reformist bir partiyi savunduğumuzu söylemek saçma olur. LNPL’nin yöneticilerine şunu söyleyebiliriz: ” Bu hareketi Demokrat Partinin basit oportünist bir uzantısı haline getirmek üzeresiniz.” Bu pedagojik bir yaklaşım sorunudur. Reformist bir partinin kuruluşunu talep ettiğimiz nasıl ileri sürülebilir? İşçilere, iradenizi reformist bir parti aracılığıyla değil, sadece devrimci bir parti aracılığıyla ortaya koyabilirsiniz diyoruz. Stalinciler ve liberaller bu hareketten reformist bir parti çıkartmak istiyorlar. Ama bizim kendi programımız var ve bu partiyi devrimci bir parti yapacağız.
Cannon: Devrimci bir kitlesel işçi partisini nasıl açıklayacaksınız? Biz, “Sosyalist İşçi Partisi tek devrimci partidir ve onun programı da tek devrimci programdır” diyoruz. Bu durumda kitlesel işçi partisinin de devrimci bir parti olduğunu işçilere nasıl açıklayacağız?
Troçki: Kitlesel işçi partisinin devrimci bir parti olduğunu söylemeyeceğim. Ama onun devrimci bir parti olması için elimizden gelen her şeyi yapacağımızı söyleyeceğim. Her toplantıda şöyle diyeceğiz:” Ben Sosyalist İşçi Partisinin bir temsilcisiyim. Bu partinin tek devrimci parti olduğunu düşünüyorum. Ama ben sekter değilim. Siz, şimdi büyük bir işçi partisi kurmaya çalışıyorsunuz. Bu konuda size yardımcı olacağım. Bu yüzden de böyle bir partinin yaratılması için incelemeniz amacıyla size bir program sunuyorum. Şu ve şu önerilerde bulunuyorum.” İşte böyle başlanır. Bu durumda ileri doğru çok büyük bir adım atılmış olur. Varolanı, tüm açıklığıyla, kamuflajsız ve diplomatik olmayan bir tarzda söylemekten niye kaçınalım ki?
Cannon: Bugüne kadar program sorunu hep soyut olarak ele alınmıştı. İlk defa bu kadar açık olarak tasvir etmiş oluyorsunuz. Lovestonistler* hep bir kitlesel işçi partisi taraftarı oldular, ama programları yoktu ve sürekli zirve ittifakı arayışları içindeydiler. Bana öyle geliyor ki, bir programımız olur ve ona referans yaparsak…
Troçki: Her şeyden önce program vardır ve daha sonra da liberal ve küçük burjuva şahsiyetlere karşı sendikaların egemenliğini garanti altına alan tüzükler gerekir. Aksi takdirde, bu, toplumsal bileşimiyle bir işçi partisi, ama politikasıyla bir burjuva partisi olur.
Shachtman: Ama şimdi, savaşın eli kulağında oluşuyla kitlesel işçi partisi bir tuzak haline gelebilir. Ve ben hala kitlesel bir işçi partisinin tümüyle parlamenter reformist bir partiden nasıl farklı olabileceğini anlayabilmiş değilim.
Troçki: Sorunu çok soyut olarak ele alıyorsunuz, şöyle ki: Tabiatıyla, reformist bir parti biçimine bürünebilir ve bu durumda da bizi ihraç eder! Ama biz hareketin bir parçası olmuş oluruz. Lovestonistlere 4, Stalinistlere ve benzerlerine,” biz devrimci bir partiden yanayız, siz ise onu reformistleştirmek için elinizden geleni yapıyorsunuz” diyeceğiz. Bu arada ısrarla kendi programımızı öne sürmeye devam edeceğiz. İşçilere her zaman, ” Kitlesel işçi partisine bir program gereklidir, işte bizimki diyeceğiz.” Ve geçiş talepleri programımızı önereceğiz. Savaş meselesine gelince. Onu da yarın tartışacağızve size geçiş programımızı bu durum karşısında nasıl kullanacağımızı yeniden göstereceğim.
- John L. Lewis (1880-1969),Birleşik Maden İşçileri Sendikası Başkanı. Krizden kendine göre ders çıkartmış en sert sendika bürokratlarından. Otuzlu yıllarda, ayakta kalabilmek için kitle sendikacılığının öncülüğünü yapıyordu. (Çev. notu)[↩]
- LNPL (Labor’s Non Partisan League/Partiler Dışı İşçiler Birliği) “Partiler Dışı”, ABD’de iki büyük parti, yani Cumhuriyetçilerle Demokratlara üye olmayan işçiler anlamında kullanılıyordu. (Çev. notu)[↩]
- La Guardia, Cumhuriyetçi Partinin sözde “ilerici” kanadının temsilcisi, seçimlerde Demokrat aday Roosevelt’e oy verilmesi çağrısı yapıyordu, New York Belediye Başkanı. (Çev. notu)[↩]
- “Lovestonistler” Amerikan Komünist Partisi eski yöneticilerinden Jay Lovestone’un taraftarıydılar. Lovestone 1928’de partiden ihraç edilmiş Komünist Parti (Muhalefet) ve Bağımsız İşçi Birliği’ni (ILL) kurmuştu. CIO’nun bazı yeni sendikaları ve özellikle Otomobil Sendikası U.A.W üzerinde ciddi etkisi vardı. (Çev. notu)[↩]



