Brexit zaferi, işçi sınıfının zaferi olur!

23 Haziran perşembe günü Büyük Britanya’da Brexit oylaması yapılıyor, yani Britanya’nın Avrupa Birliği’nde kalıp kalmamasına ilişkin oylama. Bu konuya bizde pek fazla ilgi gösterilmiyor, ama dünyada durum farklı. ABD Başkanı Obama Britanya’ya sırf bu konuyla ilgili ziyaret yapıyor, NATO Genel Sekreteri “Britanya’nın AB’de kalması şart” diyor, Türkiye’deki bütün işçi sendikaları konfederasyonlarının bağlı olduğu ETUC yöneticileri “aman Britanya AB’de kalsın” diyor. Avrupa’nın ve dünyanın bütün emperyalist hükümetleri Britanya’nın AB’de kalmasından yanalar. Çokuluslu şirketler, dünyanın büyük finans kapitalistleri Britanya’nın AB’de kalması için çırpınıyorlar. Bu, soyguncular düzeninin savunucularıyla işçi sınıfı arasında uzlaşmaz bir mücadele. Britanya’daki kavga tam da bir sınıf hattında ilerliyor. Bu konuda ikircikli ya da tarafsız kalmaya çalışmanın ne büyük bir saçmalık olduğu, Paris’te 28 Mayıs günü yapılan enternasyonalist toplantıyı izleyince anlaşılıyor. Bu toplantıda konuşulanlar Avrupa işçi sınıfının devrimci önderlerinin bilinç düzeyini göstermesi açısından son derece ilginç. “Avrupa işçi sınıfından bir hayır gelmez, onlar burjuvalaşmışlar ve kendi emperyalistlerini destekliyorlar” anlayışının nasıl büyük bir palavra olduğunu gösteriyor.

Videoda yer alan konuşmacılar:

  • HEİNZ-WERNER SCHUSTER – Ver.di sendikacısı, SPD Düsseldorf İşçi Komisyonu üyesi, Almanya
  • STEVE HEDLEY – Britanya Deniz ve Demiryolu İşçileri Federasyonu (RMT) Genel Sekreter Yardımcısı
  • CLAUDE CHARMONT – 17 Mayıs tarihinden bu yana FO ve CGT sendikaları işçilerinin birlik halinde grevde oldukları RP rafinerisindeki Büyük Kuyular mevkiindeki Seine et Marne Bölgesi sendika militanı, Fransa
  • PANAGİOTİS TASSOPOULOS – Öğrenci, LAE (Halk Birliği) partisi militanı, Yunanistan
  • KLAUS SCHÜLLER – SPD’nin Thüringen Eyaleti İşçi Komisyonu üyesi, demiryolu işçisi, sendikacı, Almanya
  • PAULİNE GEORGES – SNCF sendikası militanı, Fransa
  • DARİO GRANAGLİA – FIOM -CGIL sendikası (metalurji) delegesi, Turin-İtalya
  • MARİE-LUCE MOULY – Ocak 2016’ya kadar Sol Parti’nin Eure-et-Loir Eş-sekreteri, Fransa
  • ROBERTO GİORROCCO – Flaman-Valon birlik komitesi üyesi, Belçika
  • ALEX GORDON – Demiryolu işçisi, Lexit (Left+exit) Kampanyası ile sendikacılar arasındaki bağı kurmakla görevli eski sorumlu, Britanya
  • DANİEL GLUCKSTEİN – Bağımsız Demokratik İşçi Partisi (POİD) Genel Sekreteri, Fransa

Avrupa’nın emperyalist burjuvazisi korksun: Mayıs 68’in beteri geliyor!

Fransa’da hükümetin yeni çalışma yasasını protesto eden işçi sendikaları, üniversite ve lise öğrencileri sendikalarının 9 Mart’ta, Paris’te gerçekleşen ortak gösterisine 500 binden fazla kişi katıldı. Gösteriler yeni bir Mayıs ’68’in ateşini harlıyor.

“Yasa derhal geri çekilsin!”, “Wals’e* vals yaptıracağız!”, “Grev!”, “Bu daha başlangıç!” sloganlarının atıldığı gösterinin fotoğraflarını aşağıda görebilirsiniz.

*Wals: Fransa Başbakanı

 

Fransa Bağımsız İşçi Partisi (POI) Bildirisi

Bağımsız İşçi Partisi (Parti Ouvrier Indépendant), 13 Kasım tarihinde Paris’te gerçekleştirilen kasaplığı bütün gücüyle mahkûm eder.

Bir kez daha, masum ve sivil insanlar barbarlığa kurban edilmişlerdir.

Bağımsız İşçi Partisi, 2015 yılının başında gerçekleştirilen Charlie Hebdo saldırısının hemen ertesinde yapmış olduğu şu açıklamayı yeniden hatırlatır: Bu tüyler ürpertici hadiselerin yeniden cereyan etmemesi için mücadele etmek, dünya ölçeğinde yaygınlaşan barbarlığın gayrımeşru çocuğu olan savaşa karşı mücadeleyi gerektirir.

Bağımsız İşçi Partisi, savaşa karşı mücadeleye baş koyduğunu bir kez daha hatırlatırken, çok uluslu şirketlerle kapitalist sınıfın hizmetindeki büyük güçlerin hükümetleri tarafından Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da ve Orta Afrika’da gerçekleştirilen bütün askeri müdahalelere de karşı olduğunu ilan eder.

Dünya çapında ülkeleri parçalayan ve her yere barbarlık tohumları eken bu politikadır.

Bağımsız İşçi Partisi açısından, barış ve demokrasi için barbarlığa karşı yürütülen mücadele, birleşmiş emekçileri vuran sefalet politikalarına karşı, o emekçilerin örgütleriyle birlikte yürüttükleri mücadeleden ayrı düşünülemez.

Bu kavga; barbarlığa karşı işçi haklarının savunusu için, demokrasi için, barış için, halkların egemenliği için ve topyekûn insan uygarlığının korunması için verilen kavgayla aynı kavgadır.

Bu kavga; içinde bulunduğumuz ve anlamını çok iyi bildiğimiz şu dramatik durumda, işçi sınıfı adına hareket ettiğini iddia eden örgütlerin, hükümet ve patron örgütleriyle birlikte bir “kutsal ittifak” içine girmeleri şeklindeki daveti ellerinin tersiyle reddetmelerini gerekli kılar.

Paris, 14 Kasım 2015, saat: 15.15