— Yasin KAYA
Batı kapitalizminin kalıtımsal “Çin istilası’’ korkusu yeni bir boyut kazanıyor. Artık korkulan sadece “dünyanın atölyesi’’ olan Çin’de üretilen ucuz malların dünya piyasalarını ele geçirmesi değil. “Kur savaşları’’ denilen süreçte ABD’nin para kurunu yükseltmesi için Çin’e yaptığı baskılara ve Çin’in ABD’ye “asıl sen dolar arzını arttırmayı durdur’’ demesine tanık oluyoruz. Çin Merkezi başkanı Zhou Xiaochuan’ın geçen yıl söylediği Amerikan dolarına bağımlı uluslararası para sistemini reforme etme çağrısı , bu yıl daha fazla tartışılmaya ve daha çok endişe uyandırmaya başladı. Çin dünyanın en büyük ihracatçısı haline gelirken, en büyük ticaret ortakları ABD ve AB’de taleplerin düşmesi yüzünden alternatif pazarlar arıyor. Örneğin, Afrika ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini güçlendiren Çin, Doğu Avrupa ve çevresindeki bölgelere açılmak için Yunanistan’da yeni liman satın alıyor; AB’nin başı beladaki diğer ülkeleri Portekiz, İrlanda ve İspanya’ya büyük yatırımlar yapıyor, bunlara AB’nin ya da İMF’nin vediğinden daha fazlasını sunmayı vaad ediyor ; “İslam dünyası’’ ile münasebetlerini artırıyor.
Artık palazlanan Türkiye burjuvazisi de bu tür korkulardan azade değil. Kafası karışan Güler Sabancı, ABD-Çin arasındaki gerilimi soğuk savaş dönemine benzetiyor. Ezberi bozulduğu için korksa da, doğası gereği irrasyonel tüm sermaye aktörleri gibi Türkiye burjuvazisi de korktuğu yeni koşullardan pay çıkarmaya çalışmaya hazır. Sabancı Holding Doğu Asya’daki ucuz iş gücünü kullanmak için üretimini ve Çin’in büyümesi beklenen iç pazarından yararlanmak için tüketiminin bir kısımını Doğu’ya kaydırmaya hazır. Elvis Presley’in “Doğu’ya git genç adam’’ sarkisi bizim patronlar ve patroncuların zihinlerine kazınıyor.
Bu gelişmeler nasıl yorumlanmalı? Yeni bir durum yok, gelişmeler Amerikan emperyalizminin yaygarasından mı ibaret? Yoksa Çin’in emperyalist sistemdeki rolü değişmeye mi başladı? Peki Çin’in bu haliyle mevcudiyeti emperyalizmin devamı için gerçekten tehdit mi? Eğer öyleyse bu işçi sınıfının uluslararası mücadelesi için ne manaya geliyor? Bu tür sorular başka memleketlerdeki sosyalistler arasında sorulmaya başlandı. Fakat Türkiye’de Çin üzerine tartışma henüz ciddi anlamda başlamadı. Bu gelişmelerin Türkiye işçi sınıfı için ne manaya geleceği konusunda ise tartışması neredeyse yok. Bu yazının gayesi bu fikir mesaisini Sosyalizm sayfalarında başlatmak. Devamı →