— Şadi OZANSÜ
Emek Partisi (EMEP), Türkiye sosyalist hareketi içinde gerçek bir partileşme sürecinin esas olarak işçi sınıfı hareketi içinden yaratılması gerektiğinin farkına varan ve buna uygun olarak davranmaya çalışan örgütlü yapıların başında geliyor. Bu partinin öncüllerinin 70’li yılların başındaki çizgisi göz önünde bulundurulduğunda (THKO çizgisi) aslında bu gelişme oldukça şaşırtıcı. Muhtemelen bu olumlu yönelim değişikliğinin ardında Halkın Kurtuluşu çevresinin teorik ve örgütsel donanımını ileride değineceğimiz tüm sınırlarına rağmen Arnavutluk Emek Partisi (AEP) üzerinden kurgulamış olmasının payı önemli gibi. Gerçekten de Latin Amerika’nın fococu örgütlenme geleneğini savunan bir başlangıç çizgisinin işçi sınıfı örgütlenmesine evrilmesi pek olağan bir gelişme olmasa gerek. Öte yandan SBKP’nin (Sovyetler Birliği Komünist Partisi) Türkiye uzantısı olan geleneksel TKP’nin Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle birlikte kendini tasfiye edip tarih sahnesinden silinmesi göz önünde bulundurulduğunda SBKP ve SSCB’den hiç de farklı bir gelişme seyri izlememiş olan AEP’nin ve Arnavutluk Halk Cumhuriyeti’nin çöküşüne rağmen, zamanında onun politikalarına sıkı sıkıya bağlı kalan bir yapının mevcut gelişimi anlamlı olsa gerek. Devamı
