— Lucien GAUTHIER 1
Lenin 1917’de şöyle yazmıştı:
Tarihte devrimci düşünürlerin öğretilerinin başına birçok kez gelen şey bugün de Marx’ın kuramının başına geliyor (…) Sağlıklarında devrimci düşünürlerin peşini bırakmayan egemen sınıflar (…) ölümlerinden sonra onları, zararsız simgeler haline getiriyorlar, tabiri caizse onları azizleştirerek (…) devrimci kuramlarının içeriğini değersizleştiriyorlar. Bugün de burjuvazi ve işçi hareketi içindeki oportünistler Marksizmin evcilleştirilmesinde mutabık durumdalar. 2
Bu satırlar günümüzde çarpıcı bir biçimde geçerliliğini koruyor. Kimilerine göre Marksizm 20. yüzyılla beraber nihayete erdi; kimilerine göre kapitalist iktisadın harikulade bir çözümlemesinden başka bir şey değil. Tüm bu görüşlere göre, Marx için tarihin “sınıf mücadeleleri tarihi” olduğunu ve sömürü ilişkileri çerçevesinde proletaryanın kendi partisine ihtiyaç duyduğunu unutmalıyız.
Marx ve Engels bağımsız bir işçi hareketinin ve partisinin ihdasının yorulmaz savunucularıydılar. Kapital dahil bütün kuramsal eserleri, kapitalist sömürünün mekanizmalarını inceleyerek işçileri burjuvaziden ayrı bir partide örgütlenme gereksinimine davet eder.
Marx’ın ölümünden iki yıl sonra kaleme aldığı 1885 tarihli mektupta Engels’in yazdığı gibi:
Biz hiçbir zaman yeni bilimsel bulguların kalın ciltli kitaplar içinde mürekkep yalamışlara sunulması fikrinde olmadık. Tam aksine, ikimiz de siyasi hareketlerle yakından ilintiliydik (…) bizim için başta Alman proletaryası olmak üzere, Avrupa işçilerini fikrimize kazanmak eşit önemdeydi. 3
(devamını basılı olarak edinebilirsiniz)
- La Vérité/Gerçek’in Nisan 2014 tarihli 81. sayısından dilimize Taylan Acar tarafından çevrilmiştir.[↩]
- Lenin, Devlet ve Devrim, 1. Bölüm, “Uzlaşmaz Sınıf Çelişkilerinin Ürünü Olarak Devlet”, s. 13.[↩]
- Friedrich Engels, “On The History of the Communist League” (Komünist Ligasının Tarihi Üzerine), 8 Ekim 1885.[↩]



