Helsinkicilere açık mektup Sungur Savran

12 Ocak 1991 günü Cumhuriyet gazetesinde “Helsinki Yurttaşlar Meclisi Türkiye Komitesi’ olarak bir duyuru yayınladınız.”‘Savaş istemiyorsak sessiz kalmayalım” başlığını taşıyan bu duyuru, Türkiye’nin insanlarını Bush’a ve Saddam Hüseyin’e içeriği belirlenmiş telgraflar çekerek savaşa karşı seslerini yükseltmeye çağırıyordu. Çoğunu telefonla arayarak imzasını aldığınız birçok aydının desteği ile aynı duyuruyu 13 Ocak tarihinde yine Cumhuriyet’te yayınladınız. Böylece metninize büyük çoğunluğu solda yer alan, aralarında sosyalistlerin ve devrimcilerin de bulunduğu geniş bir grubu ortak etmiş oldunuz. Metninizin içeriğini aşırı derecede kaygı verici, hatta vahim derecede sorunlu buluyorum. Savaşa karşı varolan yaygın duyarlılık ve muhalefeti böyle bir metne ve bu içerikte telgraflara kanalize etmekle çok ciddi bir politik sorumluluk altına girmiş bulunuyorsunuz. Bununla yetinmeyerek, İngilizce metnin Türkçe’ye çevirisinde tahrifat yaparak (ya da tersi) özellikle telefonla imza veren destekçilerinizi, telgraf çekmeye karar veren ama İngilizce bilmediği için yollanacak telgrafın içeriğini tam kavrayamayan insanları aldatıyorsunuz. (Üstelik, ilk gün sadece Türkçe metinleri yayınlamanızdan dolayı, imzacılar bu Türkçe versiyonlardan hareketle, İngilizce’sini görselerdi katılmayabilecekleri bir orijinal metne imzalarını atmış durumda kalıyorlar.) Ayrıca, en azından bir kişinin imzasının kendisine hiç danışılmaksızın kullanıldığını (bir rastlantı sonucu) saptamış bulunuyorum. Bu açık mektupla sizi eleştirmeyi, imzacıları uyarmayı ve daha doğru bir politik konumu benimsemeleri için ikna etmeyi hedefliyorum. Şimdi iddialarımı açık seçik sıralayayım.

1.Bildiri yaklaşan savaşın sorumlusu konusunda yanlış bir varsayım üzerine kurulmuştur. Savaşın nedeni Irak’ın Kuveyt’i işgal ve ilhakı değildir. ABD ve müttefiklerinin amacı, bildirinin hayalci doğrultusunun ima ettiği gibi, “uluslararası hukuku korumak” olsaydı, bu güçler, başta 23 yıldır adı üstünde “işgal altındaki topraklar”ı gasp etmiş olan İsrail olmak üzere Ortadoğu’daki birçok başka işgalci güce karşı da aynı saldırganlığı gösterirdi. ABD’nin amacı, Sovyet ve Çin bürokrasilerinin işbirliğiyle, hiçbir bağımlı ülkenin kendisine karşı sesini çıkaramayacağı bir “yeni dünya düzeni” kurmak (deyim Bush’undur), Filistin ve Kürt halklarının “İntifadası”nın dinamiğini kırmak, dünyanın petrol merkezi Ortadoğu’da İran devriminden bu yana yitirdiği hegemonyayı yemden kurmak ve uzun ömürlü bir askeri-politik ağ kurarak pekiştirmek, bu arada Avrupa ve Japonya’yı yeniden denetimine almaktır.

2.Bildiri emperyalist dünya düzenini görmezlikten geliyor. İnsanların ve ulusların eşitliğinden yana hiçbir kişi, dünyanın büyük bölümünü sultası altında inleten, sadece 80’li yıllarda bile Nikaragua’ya karşı örtülü savaş açan, Grenada ve Panama’yı işgal eden, Libya’yı bombalayan, Lübnan’a ve Liberya’ya askeri müdahalede bulunan ABD ile ezilmiş bir ulusun, Arap ulusunun bir bölümünü temsil eden Irak arasında görünürde tarafsız bir tavır alamaz. (Aslında bildirinin sadece görünürde tarafsız olduğunu, özünde ABD yanlısı olduğunu birazdan göstereceğim.)

3.Bildiri Birleşmiş Milletler’i “dünyanın polisi” ilan ettiği için anti demokratik bir yapıya destek veriyor. Bildirinin emperyalist düzeni görmezlikten geldiğini söyledim. Sizler ABD’nin “dünya barışının bekçisi” olmadığını ileri sürdüğünüzü, dolayısıyla ABD’ye karşı çıktığınızı iddia edebilirsiniz. Ama Birleşmiş Milletler’in, bazı ülkeleri ötekilerden “daha eşit” kılan yapısının hiçbir “demokrat” insanın kabullenemeyeceği kadar anti-demokratik olduğunu fark edemiyor musunuz? Sovyet ve Çin bürokrasilerinin emperyalizmin dümen suyuna girmelerinden sonra, BM’nin doğrudan doğruya emperyalizmin dünyayı denetleme araçlarından biri haline geldiğini göremiyor musunuz? Günümüzün Körfez bunalımında ABD’yi savaş açmaya yetkili kılanın bizzat BM Güvenlik Konseyi olduğundan haberiniz yok mu? ABD ordusu üzerine BM etiketi takılmasını önerirken, ABD’nin Kore savaşını BM bayrağı altında yürütmüş olduğunu unutmuş olabilir misiniz?

4.Bildiri Filistin konusundaki suskunluğuyla ABD ve Birleşmiş Milletler’in çifte standardına ortak oluyor. İngiltere dışındaki AT devletlerinden ABD Katolik Kilisesi’ne kadar, ilericiliğinin sözü bile edilemeyecek birçok güç Filistin sorununu Körfez bunalımının çözümünün bir parçası haline getirmeyi önerirken, büyük uluslararası güçler arasında sadece ABD (ve onun gölgesi gibi hareket eden İngiltere) Filistin sorununu tartışmanın dışında bırakmaya çalışıyorlar. Bildiri on yıllardır Siyonist devletin işgal, ilhak ve baskı politikası altında ezilen Filistin halkına ilişkin tek bir kelime içermemekle ABD’nin yanında yer alıyor. Ama sadece bununla değil.

5.Bildiri ABD yanlısıdır. Bildirinin en vahim yönlerine şimdi geliyoruz. Bunlardan ilki, ABD’nin Irak’a uyguladığı her türlü baskıya “evet” dedikten sonra, Bush’a sadece “savaşı başlatmayın” diye bir ricada bulunmasıdır. (Bunun da sınırları var, birazdan değineceğiz.) Bildiri sol eğilimli kişiler için dehşet verici bir biçimde, Irak’a karşı yaptırımları açıkça savunuyor. Burada bir çeviri “yanlışı”(!) imzacıların ve okuyucuların bir bölümünü açıkça aldatmak anlamına geliyor. Telgrafların İngilizce metni “yaptırımların ve diplomasisinin sonuç vermesi için zaman tanıyın” diyor, Türkçe’si ise “diplomasi ve başka tedbirlerin sonuç vermesi için zaman tanıyın”. Helsinki Komitesi’nde İngilizce’yi mükemmel biçimde bilenler olduğuna göre bu tahrifat neden? Yaptırımları desteklediğinizi Türkiye kamuoyuna açıklamaktan utanıyor musunuz yoksa? Uluslararası bir kampanyada belirleyici olan yabancı dildeki metindir, insanlar neden bilmedikleri metinlerin altına imza atmaya itiliyor?

6.Bildiri ABD’nin açacağı savaşa karşı dahi değildir, işte bildirinin en acıklı yanı! Bildiri Bush’a savaşı şimdi başlatmaması için ricada bulunuyor. Yani bir süre sonra, eğer yaptırımlar sonucunda ülkenin çocuklarının gıdasızlıktan ve ilaçsızlıktan kitlesel biçimde telef olmasına rağmen Irak dize gelip Kuveyt’ten çekilmemekte direnirse, bildiri ABD’nin ezilmiş bir ulusa karşı savaş açmasını mubah görüyor! Bildirinin yazarları başlığı yanlış koymuşlar: “Savaşı şimdi istemiyorsak” demeleri gerekirdi. Ayrıca burada ikinci bir tahrifat ile karşı karşıyayız. İngilizce metin Bush’a “savaşı şimdi başlatmayın” derken, Türkçe metin “şimdi” kelimesini “makaslıyor”.Bütün bunlardan sonra bu girişimin tam bir skandal olduğunun söylenmesi kimseyi şaşırtmamalı. Varılacak sonuç ikili. Birincisi, bildiri emperyalizm yandaşıdır. Çağrıcılar, emperyalizm karşıtı insanların savaşa karşı muhalefetini emperyalizm yanlısı bir metne kanalize etmişlerdir, ikincisi, çağrıcılar gerçekleştirdikleri tahrifatla imzacıları ve İngilizce bilmeyen okuyucuları aldatmışlardır, imzacıları bu tahrifatı uygun gördükleri biçimde kınamaya çağırıyorum.