Bir Kez Daha Türkiye’de “Kurucu Meclis” Taktiği Üzerine

— Şadi OZANSÜ

Patronsuz, Generalsiz, Bürokratsız Sosyalizm dergisinin son sayılarında gerek Türkiye’de Kürt meselesinin çözümü bağlamında, gerek Türkiye’nin emperyalizme bağımlılığının zayıflatılması anlamında ve gerekse eksiksiz bir siyasal demokrasinin fethi mücadelesinde bir “kurucu meclis” şiarıyla harekete geçmenin önemi üzerinde ısrarla durdum. (Bkz. “Dünya Durumu, Ortadoğu ve Türkiye” başlıklı makale, PGB Sosyalizm, Kasım 2007, Sayı 38; “Ulusal Bağımsızlık ve Sürekli Devrim” başlıklı makale, PGB Sosyalizm, Nisan 2008, Sayı 39; “29 Mart Seçimlerinin Türkiye Politikasına Etkileri” başlıklı makale, PGB Sosyalizm, Nisan 2009, Sayı 40) Sıraladığım bütün bu konuların çözümü anlamında bir kitle seferberliğine yol açabilecek tek taktiğin bir kurucu meclis şiarı olduğunu artık bir kez daha anlatmayacağım. Sadece, uluslararası sınıf mücadelesi deneyimlerinin sonucunda ortaya çıkan bu taktiğin ülkemizde ne anlama geldiğinin ve nasıl kullanılması gerektiğinin üzerinde durmaya çalışacağım.

Bugüne kadar ortodoks Marksist geleneğin dünya sınıf mücadelesine kazandırdığı tarihsel bir kazanım olan “kurucu meclis” taktiği ile ilgili aldığım bütün eleştiriler esas olarak Türkiye sosyalist hareketi içindeki devrimci Marksist kesimlerden ve onların izleyicilerinden geldiği için anlatmak isteyeceklerim aynı zamanda Türkiyeli devrimci Marksistlerin “ikameci” anlayışların peşine takılarak zaman içinde nasıl kendi köklerinden de uzaklaştıklarını sergilemek olacak. Umarım bu yazı bir nebze olsun Türkiyeli devrimci Marksistlerin yılların kış uykusundan uyanmalarına yardımcı olur.

(Yazının tamamını okumak için tıklayın.)