Bir Eksik Yok mu?

— Daniel Gluckstein1

Yunan halkının kendi geleceğini özgürce tayin etmeye hakkı vardır. Yunan işçileri son iki yılda Troyka’nın ölümcül memorandumlarına karşı her defasında kendi yöneticilerinin kilitlemelerine toslayan 10’dan fazla genel grev gerçekleştirdiler. Eğer bugün Syriza yöneticilerinin taahhütlerini dikkate alıp seçim sandığını kullanarak memorandumun iptali için oy vermek istiyorlarsa, onların bu hakkına kim karşı çıkabilir?

Moskovici’lerin, Juncker’lerin, Merkel’lerin onlara savurdukları tehditlere kesinlikle tahammül edilemez. Bu çerçevede, bazı seçilmiş ve sorumlu Fransız politikacı ve sendikacılar “Avrupa Birliği’ne, Avrupalı yöneticilere, İMF’ye ve notasyon ajanslarına” çağrı yaparak, onlardan, “şantaj” yaparak “Yunan seçim kampanyasına müdahale etmemeleri” talebinde bulunuyorlar.2 Bundan daha meşru ne olabilir? Ama ortada bir eksiklik var ve bu insanı hayrete düşürüyor. Bu metinde, yani Avrupalı yöneticileri Yunan halkının gırtlağına bıçak dayamakla suçlayan bu metinde bir isim eksik: François Hollande. Ama zaten Hollande daha önce Yunan halkına tehdidini açıkça savurmuştu: “Yunanlılar kendi hükümetlerini özgürce seçme hakkına sahiptirler” ama “hükümet yöneticileri alınmış olan kararları uygulamak zorundadırlar”. Bir başka ifadeyle Troyka’nın planlarını uygulamak zorundadırlar! Aynı Hollande 11 Ocak tarihinde Merkel’le bir araya gelerek bu düzenlemelerini herkese ilan etti. Le Monde, büyük bir memnuniyet içinde başlığını attı: “Yunanistan: Merkel ile Hollande Oyunun Kurallarını Belirlediler”

Şimdi bu sessizliği nasıl yorumlamalıyız? Her kim ki Fransa’da Yunan halkına yardım etmek istiyor, onun görevi ilk elde Yunanistan’da memorandumların sürmesini dayatan Hollande-Valls Hükümetinin bu tavrıyla mücadele etmek değil midir?

Kaldı ki, Fransa’daki “Sorumluluk Sözleşmesi” ile Macron yasasının Yunanistan’daki İMF ile Troyka’nın ölümcül memorandumlarıyla aynı kaynaktan beslendiklerini kim inkâr edebilir?

İnsan gene bir konuda daha şaşırmadan edemiyor: Yüzlerce Fransız militan ve sorumlu tarafından imzalanmış bu metinde Portekiz, İspanya, İtalya ve Belçika’daki grevler ve gösterilerden söz ediliyor, ama Fransa’daki sınıf mücadeleleri konusunda tek kelime yok. Metin bu konuda dilsizi oynuyor. Peki, şimdi bunu nasıl anlayacağız? Yunan halkıyla yapılacak etkin bir dayanışma, nasıl olur da Fransa’da Hollande-Valls Hükümetinin (bu konuda Samaras Hükümetinden ne farkı varsa?) gerici politikasını başarısızlığa uğratmak için “Sorumluluk Sözleşmesi”ni süpürecek işçi sınıfı güçlerinin bir araya gelmesine yardımcı olacak mücadeleden koparılabilir?

Bu ilişki kurulmak istenmediğinde, gerçek sorumlulukların üstü örtüldüğü gibi gerçek çözümler ileri sürmek de imkânsızlaşır.

Açık konuşalım: Yunanistan’da olduğu gibi Fransa’da da demokrasinin ve işçi sınıfının öncelikli düşmanı kendi hükümetimizdir.

İşte bu zeminde POI, Yunan işçilerine olduğu kadar Avrupa kıtasının bütün ülkelerindeki işçilere, Troyka’nın ve sermayenin planları karşısında, birliklerini gerçekleştirmeleri için yardımcı olmaya çalışıyor. POI’nin 17 Ocak’ta Paris’te gerçekleştirilecek birlik ve direniş konferansına sunacağı destek de bu anlamdadır.

  1. Fransa Bağımsız İşçi Partisi (POI) Genel Sekreterlerinden []
  2. İmzacılar arasında Fransız Komünist Partisi (FKP) Ulusal Sekreteri Pierre Laurent, Jean-Luc Mélenchon ve Eric Coquerel gibi Sol Parti yöneticileri, FKP Stains veya Ile-Saint-Denis (Yeşil) Belediye Başkanları, bir dizi Yeşil, Sol Cephe ve sendikalist sorumlular vardır. []

Fransa Bağımsız İşçi Partisi’nin Charlie Hebdo Açıklaması

IV. Enternasyonal’in Fransa Seksiyonu Uluslararası Komünist Akım’ın da içinde yer aldığı Fransa Bağımsız İşçi Partisi’nin (POI) Charlie Hebdo’ya karşı yapılan saldırı üzerine Açıklaması

Charlie Hebdo’yu alçakça vuran saldırıdan bu yana geçen üç gün boyunca olaydan duydukları kaygıyı ifade eden memleketimizin insanlarını bugüne kadar benzeri görülmemiş bir duygu seli kaplamış bulunuyor.

Bütün özgürlüklerin ve demokrasinin temel direği olan basın özgürlüğüne karşı girişilen saldırıdan duyulan kaygı… Demokrasiyi ve laik cumhuriyeti parçalamaya yönelik cemaatçiliğin serpilip gelişmesinden duyulan kaygı…

Obama liderliğinde Fransa ve bütün Avrupa ülkelerinin dahil olduğu koalisyon tarafından sürdürülen savaşın ülkemize kaydırılmasından duyulan kaygı…

Bu kaygı; İMF ve AB’nin emirlerine uyan hükümetlerin orkestra şefliğinde sosyal hakları ve sosyal güvenceleri tahrip ederek işsizlikle sefaletin üretilmesinden besleniyor. İlk saldırı haberleri duyulduğunda Bağımsız İşçi Partisi (POI) bunu büyük bir kesinlikle mahkûm etti. Geçen hafta boyunca üyelerimiz milyonlarca işçi ve genç ile birlikte kendiliğinden açığa çıkan bu öfkenin ve kaygıların her türlü dillendiriliş biçimine aktif olarak katıldı.

Gene de POI şu sorunun cevaplanmasını talep ediyor: Demokrasi ve barış özlemine uygun bir çözüme ulaşabilmek için atılması gereken ilk adım François Hollande, Angela Merkel, Mariano Rajoy, David Cameron, Matteo Renzi, Juncker (Avrupa Komisyonu Başkanı), Obama’nın Adalet Bakanı ve hatta NATO Genel Sekreterinin öncülüğünde bir gösterinin düzenlenmesi mi olmalıydı?

Obama’nın komutasında Suriye’de, Irak’ta, Mali, Libya ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nde savaş eken ve harabeler bırakan aynı insanların barış özlemini temsil edebilecek ve barışa liderlik edebilecek ehliyetlerinin olmasının mümkün olduğuna kim inanabilir?

AB himayesinde her ülkede kemer sıkma, işsizlik ve kuralsızlaştırmayı dayatan aynı insanların sosyal adalet ve sosyal hakların korunması taleplerine karşılık vermesinin mümkün olduğuna kim inanabilir?

Bağımsız İşçi Partisi’ne (POI) göre, kendi sınıf zemininde, kendi talepleriyle, kendi sahip olduğu bağımsızlığı koruyarak mücadele eden işçi hareketi, dün olduğu gibi bugün ve yarın da demokrasi ve barış mücadelesine en temel katkıyı sunacaktır.

Biz bu temelde mücadele ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. Sınıfımızın kendi çıkarlarını savunmak için bir araya gelmesi, sömürülen ve baskı altında olan bir sınıf olarak kendini savunması, barış ve demokrasinin yeniden fethi ve savunulması kavgasına en tayin edici katkıyı sunmasını sağlayacaktır.

Barış ve demokrasi için verilen kavga Hollande-Valls hükümetinin politikasına karşı verilen mücadeleye sunulan destekten ayrı düşünülemez. Bu hükümet sadece Ocak ayında patronlara 41 milyar Avro vergi muafiyeti getiren ve kamu hizmetlerinden 50 milyar Avroluk kesinti yapan “Sorumluluk Sözleşmesi”ni kendi başına uygulamaya soktuğu gibi Macron yasasıyla da bütün sosyal haklara karşı saldırıya geçti.

Bu nedenle işçi sınıfının eyleme geçmesine, sınıf mücadelesi alanında sosyalizm, cumhuriyet, demokrasi için savaşmasına yardım etmek için bir araç olarak otantik bir bağımsız işçi partisi inşa ediyoruz. İşçilerin mutlak bir bağımsızlık içinde politik olarak gruplaşmaya ihtiyaçları var. Çünkü onların,  AB’den ve bütün hükümetlerden olduğu gibi, kapitalist sınıftan da onun devletinden de tamamen bağımsız olacak kendi partilerine ihtiyaçları var.

İşte partimizin V. Kongresine ve ilçe kongrelerine bu temelde hazırlanıyoruz. Ülkemizdeki durumun vahametiyle bu gidişatı nasıl engellemek gerektiğini kafasında sorgulayan bütün işçilere ve militanlara açık olacak bir kongredir bu. POI’nin Ulusal Federal Konseyi (CFN), Açık Kongre hazırlıklarını ve tartışma metinlerini gelişmelere bağlı olarak pey der pey yayınlamak üzere Daimi Sekretaryasını görevlendirmiştir.

(POI’nin CFN’si tarafından oybirliğiyle kabul edilmiştir.)

10 Ocak 2015, Saat 18.00