Türkiye Devrimci Marksizmi: Bir tür “Solculuk” ve Ortayolculuk

— Şadi OZANSÜ

Türkiye devrimci Marksizmi 70’li yılların ilk yarısından, yani ortaya çıktığı andan itibaren bir tür ortayolculuk ve “solculuk”la malul olmuştur.

Çok genç bir hareket olarak başta İstanbul’daki ve Ankara’yla İzmir’deki öğrenci çevreleri içinde boy gösteren Troçkizm, kuşkusuz bu alanda yürüyen anti-faşist mücadelede hiç de azımsanmayacak bir yer tutmuş, bunun yanı sıra işçi hareketi içinde (ASİS 1 deneyimi; Türkiye’deki ilk anti-bürokratik, anti-Stalinist sendikal hareket) yer almış, İstanbul’da Kartal, Pendik, Maltepe ve Rumeli Hisarüstü’nde, İzmir’de Gültepe’de, Bursa İnegöl’de ağırlıklı olarak anti-faşist mahalle çalışmaları yürütmüştür. Bununla birlikte, Türkiye’de “sol”daki ağır Stalinizm basıncı altında (unutulmasın ki, Türkiye solunda hem SBKP bürokrasisini, hem ÇKP bürokrasisini, hem Arnavutluk Emek Partisi bürokrasisini izleyen çevreler aralarındaki bütün düşmanlıklara rağmen Stalinciydiler ve ortayolcu olarak görülen grupların teorik referans kaynakları da Vietnam ve Küba örneklerinde görüldüğü gibi her şeye rağmen gene de Stalinizmdi) şekillenen genç Troçkizm ister istemez defansif bir karakterde doğdu. 2 Üstelik bu defansif tavır, Kürt meselesinde aldığı çok net enternasyonalist pozisyona 3 rağmen böyle oldu.

Devamı

  1. DİSK’e bağlı ASİS’in (Ağaç Sanayi İşçileri Sendikası) ilk başkanlığını SDP (Sosyalist Devrim Partisi) yöneticilerinden Cenan Bıçakçı yapmış, daha sonra sırasıyla Troçkist sendikacılar Alev Ateş ve Rıfat Kendirligil sendikanın başkanlığını ASİS’in tüzüğü gereği rotasyonla yürütmüşlerdir. ASİS; toplu sözleşme görüşmelerini patronla sürdürürken, görüşmeleri mikrofonla bütün grevci işçilere aynı anda duyuran ünlü ELKA grevinin yürütücüsü sendikaydı.[]
  2. Ben henüz 20’li yaşlarında Troçkist olma sevdasında Deutscher okumuş genç bir devrimciyken, sevgili Şirin’in (Cemgil) şu sözlerine muhatap olmuştum: “Dikkat edin, bu çok tehlikeli bir tercih. Hem önden hem arkadan vurulma ihtimaliniz [önden derken burjuvaziyi, arkadan derken Stalinizmi kastediyordu. Ş.O.] söz konusudur!”[]
  3. Sanırım 1976 yılında, şimdiki YAZIN Yayıncılık’ın atası olan KÖZ Yayınevi’nden “Irak Komünist Partisi ve Kürt Hareketi” adlı Filistinli Troçkistlerce yazılmış bir kitabın çevirisini yapmıştık. Kitabın nihai sloganı şuydu: “Bağımsız, Birleşik, Sosyalist Kürdistan”. Türkiye Troçkizmi daha ortaya çıktığı andan itibaren Kürdistan’ı, emperyalizm tarafından parçalanarak beş ülkenin (Türkiye, Irak, İran, Suriye ve Sovyet Ermenistan’ı) topraklarına paylaştırılmış bir ülke olarak tanımlamakla yetinmeyip bu ülke halkının aynı zamanda ayrı bir örgütlenmeye sahip olması gerektiğini de dile getirmişti.[]

Ortadoğu Cehenneminde Kürt Halkının Katline HAYIR!

Hükümetin savaş tezkerelerine HAYIR!

Tampon bölge ya da güvenlikli bölgeye HAYIR!

Uçuş yasağına HAYIR!

Birleşmiş Milletler müdahalesine HAYIR!

İslam Devleti’nin lojistik desteğinin kesilmesine EVET!

Kobanê ve Rojava halkının emperyalizm dışı güçlerce silahlandırılmasına EVET!

 

Ortadoğu cehenneminde (özellikle Kobanê ve Rojava’da) yetersiz silâhlarla donatılmış Kürt halkının, başta ABD emperyalizmi tarafından yaratılmış, her türlü lojistik desteğini Türkiye’den alan İD (İslam Devleti) tarafından katledilmesine göz yumulamaz. Devamı

Pavlusko Imsirovic (1948-2014)

Yugoslavya’da ve Balkanlar’da IV. Enternasyonal Yolunda Elli Yıllık Bir Mücadele

Pavlusko ImsirovicPavlusko Imsiroviç, uzun bir süre kararlılıkla mücadele ettiği hastalığın sonucunda, 16 Ağustos 2014 tarihinde Belgrad’da hayatını kaybetti. Ağır hastalığına rağmen IV. Enternasyonal’in son kongresinde yer almasının yanı sıra, üyesi olduğu Uluslararası Sekretarya’nın toplantılarına da düzenli olarak katılıyordu. Devamı

Bu Sayı

— Yayın Kurulu

Dergimizin bu sayısı hazırlanırken İD (İslam Devleti) Kobanê’ye saldırılarını sürdürmekte. Kürt Hareketi şu ikileme zorlanıyor: ya İD tarafından katliama uğra ya da emperyalist devletlerle ve onların bölgedeki işbirlikçileriyle anlaş, onlardan silah al ve Suriye’nin parçalanması sürecinde “ılımlı” muhaliflere katıl. Aynı sırada emperyalizmin kendi güçlendirdiği İD’ye karşı göstermelik 1 bombardımanları sürüyor.

Böyle bir durum karşısında emperyalizmin artık var olmadığı, yerini “İmparatorluk” adı verilen bir ulusüstü yapıya bıraktığı yahut tüm ülkelerin emperyalist olduğu türünden teoriler bir fayda sağlamıyor. Yahut Lenin’in dediği gibi emperyalizmin “her düzeyde gericilik” olduğu gerçeğini unutmak İD’ye karşı emperyalizmin gerçekten etkili bir saldırı yürüteceği yanılsamasına yol açabiliyor. Bugün dünyadaki gericiliğin baş sebebi emperyalist sermayedir.

Devamı

  1. “Wall Street Journal’e konuşan bir IŞİD yetkilisi ise ABD’nin daha çok boşaltılmış boş kampları bombaladığını söyledi ve ekledi: ‘Esad güçlerinin hava saldırıları çok daha etkili oluyor.’ Radikal, “Kobani’de çatışmalar 3 cephede yoğunlaştı”, 7 Ekim 2014[]

Gazze Ambargosuna Karşı Uluslararası Kampanya

Filistin halkının yılmayan direnişi, tüm emperyalist güçlerin açıkça ve koşulsuz İsrail’e destek olmasına rağmen ediyor. Dünya devriminin en ileri noktası haline gelen bu direnişe ve Filistin halkına destek olmak üzere, Cezayir İşçi Sendikaları Konfederasyonu (UGTA) ve Cezayir İşçi Partisi (PT), 14 Eylül’de uluslararası bir kampanya başlattılar. Kampanya, Filistin’deki bombardımanlara son verilmesi, ablukanın kaldırılması, limanların ve havaalanının açılması için tüm dünya işçilerinden ve halklarından destek bekliyor.

PGB Sosyalizm olarak, “İsrail’i, ordusunu ve ölüm saçan çılgınlığını destekleyen hükümetlerin sağladığı yardıma son vermenin, tüm dünyadaki işçi hareketi örgütlerinin özellikle sorumluluğu” olduğuna işaret eden bu çağrıyı destekliyoruz ve tüm Türkiye işçilerini ve halklarını da örgütleriyle birlikte, Filistin halkının en temel taleplerini sahiplenen bu kampanyayı desteklemeye davet ediyoruz. Devamı