Yunanistan krizinden Avrupa Birliği’nin lağvedilmesine: Tekrar Avrupa-Amerika İlişkileri Üzerine

— Dominique FERRE

Avrupa’daki durum, Avrupa Birleşik Sosyalist Devletleri mücadelesini gündeme taşıyor.

27 Mart: IV. Enternasyonal Avrupa Seksiyonlarının Konferansı; Gündemi Avrupa’daki Siyasi Durum ve IV. Enternasyonal’in Görevleri
Avrupa kapitalizmi umutsuz bir durum içinde. ABD burjuvazisi bilinçli olarak istemese bile ABD’nin ekonomik üstünlüğü, Avrupa kapitalizminin krizi atlatmasını engelliyor. Amerikan kapitalizmi, Avrupa’yı daha fazla kontrol ederek kıtayı devrim yoluna doğru itiyor. Küresel sorunun merkezinde de bu durum yatıyor.

Bu sözler Leon Troçki tarafından 1926 yılında yazıldı. Sanki bugün yazılmış gibi değil mi?

(Yazının tamamını okumak için tıklayın.)

Yugoslavya Savaşı’nın ‘Barışçıl Yollarla’ Sürdürülmesinin Aracı Olarak Srebrenitsa – Madalyonun İki Yüzü: Şovenizm ve NATO-Pasifizmi

— Pavlusko IMSIROVIC

Avrupa Birliği Parlamentosu denilen kurum, geçenlerde 11 Temmuz’u Srebrenitsa katliamının anma günü ilan etti ve tüm Avrupa Birliği (AB) destekçileri de Sosyalist Federal Yugoslavya Cumhuriyeti’nin (SFYC) çökertilmesiyle ortaya çıkan tüm ‘devlet’lerin bunu kendi meclislerinde kabul etmelerini bağlayıcı kılmak için kampanya başlattı. Zorunlu hale getirmenin propagandasını yaptıkları ‘anma’ hem kısıtlı hem de gerçekçi değil. Bir kez daha, küresel ve Balkan siyasi ve ‘kültürel’ aygıtları, Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan beri işlenmiş en büyük savaş suçu olan Srebrenitsa trajedisinin 14. Yıldönümünün, Yugoslavya savaşının “barışçıl” aygıtlarla sürdürülmesi ve Balkanlardaki gerici statükonun sonu gelmez bir şekilde yerleştirilmesi için kullanıyorlar. Bu durumdan hareketle, sizlere Yugoslavya savaşıyla ilgili medya ve siyasi aygıtlar tarafından gizlenen, sümen altı edilen ve bahsedilmeyen gerçekleri hatırlatacağım.

(Yazının tamamını okumak için tıklayın.)

Bir Kez Daha Türkiye’de “Kurucu Meclis” Taktiği Üzerine

— Şadi OZANSÜ

Patronsuz, Generalsiz, Bürokratsız Sosyalizm dergisinin son sayılarında gerek Türkiye’de Kürt meselesinin çözümü bağlamında, gerek Türkiye’nin emperyalizme bağımlılığının zayıflatılması anlamında ve gerekse eksiksiz bir siyasal demokrasinin fethi mücadelesinde bir “kurucu meclis” şiarıyla harekete geçmenin önemi üzerinde ısrarla durdum. (Bkz. “Dünya Durumu, Ortadoğu ve Türkiye” başlıklı makale, PGB Sosyalizm, Kasım 2007, Sayı 38; “Ulusal Bağımsızlık ve Sürekli Devrim” başlıklı makale, PGB Sosyalizm, Nisan 2008, Sayı 39; “29 Mart Seçimlerinin Türkiye Politikasına Etkileri” başlıklı makale, PGB Sosyalizm, Nisan 2009, Sayı 40) Sıraladığım bütün bu konuların çözümü anlamında bir kitle seferberliğine yol açabilecek tek taktiğin bir kurucu meclis şiarı olduğunu artık bir kez daha anlatmayacağım. Sadece, uluslararası sınıf mücadelesi deneyimlerinin sonucunda ortaya çıkan bu taktiğin ülkemizde ne anlama geldiğinin ve nasıl kullanılması gerektiğinin üzerinde durmaya çalışacağım.

Bugüne kadar ortodoks Marksist geleneğin dünya sınıf mücadelesine kazandırdığı tarihsel bir kazanım olan “kurucu meclis” taktiği ile ilgili aldığım bütün eleştiriler esas olarak Türkiye sosyalist hareketi içindeki devrimci Marksist kesimlerden ve onların izleyicilerinden geldiği için anlatmak isteyeceklerim aynı zamanda Türkiyeli devrimci Marksistlerin “ikameci” anlayışların peşine takılarak zaman içinde nasıl kendi köklerinden de uzaklaştıklarını sergilemek olacak. Umarım bu yazı bir nebze olsun Türkiyeli devrimci Marksistlerin yılların kış uykusundan uyanmalarına yardımcı olur.

(Yazının tamamını okumak için tıklayın.)

Emperyalizm Karşısında Kurucu Meclis

— Yasin Kaya

Bugün Türkiye bağlamında merkezi sorun emperyalizmdir. Ortak mücadelenin cephesi anti-emperyalizm olmalıdır. Bu temelde, IV. Enternasyonal ve Türkiye Birleşik İşçi Partisi anti-emperyalist mücadele taktiği olarak Kurucu Meclis’i önermektedir. Kurucu Meclis bir geçiş talebidir, sosyalizm yolunda bir araçtır. İşlevi, kitlelerin seferberlik halinde harekete geçirilmesi ve bilinçlerinin üst seviyelere taşınmasıyla sınırlıdır. Bu işlevi gerçekleştirdiğinde, bizzat kitleler tarafından yetersiz görülecek, yıkılacak ve yerine sovyetler kurulacaktır. Bu yazı, Kurucu Meclis talebinin bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu emperyalist ilişkilerden kopuşu için önemi, bu talebin içeriği ve devrimci mücadele içindeki yeri üzerinedir.

(Yazının tamamını okumak için tıklayın.)

Dördüncü Olağan Kongrenin Arifesinde Brezilya İşçi Partisi

— Markos SOKOL

Önümüzdeki Ekim ayında gerçekleşecek genel seçimler, 20 yılın ardından Lula’nın aday olmayacağı ilk Başkanlık seçimi olacak. Kongre arifesindeki PT yeni bir durumla karşı karşıya.

PT, başkanlık seçimlerinden sekiz ay önce Şubat ayında, Lula’nın adayı Dilma Rousseff1’in adaylığını görüşmek üzere dördüncü kongresini toplayacak.

Tarihindeki en büyük seçim başarılarına imza atan PT’yi önümüzdeki günlerde yeni bir tehlike bekliyor. Brezilya silahlı kuvvetlerinin, kilisesinin ve medyanın hükümete yönelik sert açıklamaları, sağ kanat bakanların ve Brezilya Demokratik Hareket Partisi’nin (PMDB) muhalefeti tehlikenin boyutlarını gösteriyor. Hepsi bir ağızdan utangaç bir şekilde diktatörlük2 döneminde işlenmiş suçların araştırılması için kurulması düşünülen “Ulusal İnsan Hakları Planını” eleştiriyor.

(Yazının tamamını okumak için tıklayın.)