Savaşa, Sömürüye ve Güvencesiz Çalıştırmaya karşı Mumbay Dünya Konferansı Manifestosu ve İlk İmzacılar Listesi

Savaşa, Sömürüye ve Güvencesiz Çalıştırmaya karşı Dünya Konferansı

Mumbay-Hindistan (18-19-20 Kasım 2016)

Bizler 28 ülkeden [ABD, Afganistan, Almanya, Avusturya, Belarus, Belçika, Benin, Brezilya, Çin, Fransa, Güney Afrika/Azanya, Haiti, Hindistan, İngiltere, İsveç, İtalya, Kore, Macaristan, Meksika, Morityus, Portekiz, Romanya, Rusya, Şili, Togo, Türkiye, Ukrayna, Zimbabwe] 350 delege olarak farklı geleneklerden gelen sendika militanları ve işçi sınıfı hareketinin farklı akımlarının temsilcileriyiz. Savaşa, Sömürüye ve Güvencesiz Çalıştırmaya karşı Dünya Konferansı için Mumbay’da (Hindistan) bir araya geldik.

Konferansımız ayrıca diğer 20 ülkeden [Arjanjin, Avusturya, Bangladeş, Burundi, Çek Cumhuriyeti, Ekvador, Filipinler, İspanya, İsviçre, İzlanda, Japonya, Kanada, Norveç, Pakistan, Peru, Polonya, Porto Riko, Ruanda, Tunus, Yunanistan] siyasi militanlar ve sendika militanları tarafından da desteklendi ve geliştirildi.

Müzakerelerimiz sonucunda aşağıdaki kararı aldık ve tüm dünya işçilerine yaygınlaştırmayı kararlaştırdık:

Savaşa, Sömürüye ve Güvencesiz Çalıştırmaya karşı Mumbay Manifestosu (20 Kasım 2016)

Şu bir gerçek: Savaş tüm kıtalarda yaygınlaşmaya devam ediyor, sömürünün derinleşmesi sürüyor ve güvencesiz emek gitgide daha genel bir hal alıyor.

Savaş: Konferansımız savaşların, müdahalelerin, işgallerin, askeri üslerin ve ayrıca yeni çatışma tehlikelerinin hızla çoğaldığı bir dönemde toplandı. Birçok heyet, bölgelerindeki çatışma durumlarından dolayı Konferansımıza katılamadı.

Bu savaşların diktatörlüklere ve/veya terörizme karşı verildiği ve dolayısıyla meşru olduğunu iddia edenlere elimizdeki gerçeklerle yanıt vermek istiyoruz. Gerçekler, emperyalist sistemin varlığının ve yağma politikalarının devamını teminat altına almak için barbarlığa yol verdiğini ortaya koymaktadır. Ortadoğu’yu kanlı bir kaos içine sokmuş, koskoca ülkeleri altüst etmiş ve milyonlarca kadını, erkeği ve çocuğu en gaddar koşullarda göç yollarına düşmeye mecbur bırakmış olan bu sistemdir.

Sömürü: Tüm ülkelerde ve tüm kıtalarda işçi hakları, kolektif güvenceler, sosyal güvenlik sistemleri ve örgütlenme hakkının kendisi çürüyen bir kapitalist rejim tarafından geriye götürülmektedir; çünkü bu rejim hayatta kalmak için daha vahşi sömürü koşullarını oluşturmak zorundadır.

Kitlesel işsizlik kural haline gelmektedir. İş kanunları sömürü koşullarındaki her türlü hukuki kısıtlamayı ortadan kaldırmayı hedefleyen bir saldırı altındadır.

Her yerde emekçi kitlelerin haklarını kısıtlamak –ve onların direncini kırmak– için mevcut rejimler demokrasiye, ulusal egemenliğe ve halkların kendi kaderini tayin hakkına saldırmaktadır.

Bu rejimler her yerde “serbest ticaret bölgeleri”ni ve işçi sınıfını bölmeyi, işçi haklarını geriye götürmeyi ve emek maliyetini düşürmeyi hedefleyen bölgesel kurumları oluşturmaktalar.

Büyüme ve kalkınma adı altında çiftçiler ve köylüler mülklerin ele geçirilmesi yoluyla topraklarını kaybetmektedir.

Her yerde sömürücüler ve onların hükümetleri işçi örgütlerini–en çok da sendikaları- patronların planlarına tabi olmaya zorlayacak baskılarını yoğunlaştırmaktadır.

Güvencesiz çalıştırma: Dün bu konu Asya’daki, Afrika’daki ve Latin Amerika’daki ülkelerle sınırlı bir sorundu. Bugün ise endüstrileşmiş ülkeler dâhil tüm ülkelerde baskın durum haline geliyor.

Sömürücüler için hedef tüm işleri güvencesiz hale getirmektir. Güvencesiz çalıştırma; kolektif haklar ve güvencelerin kitlesel imhası için ve işçilerin her türlü bağımsız örgütlenmesine karşı kullanılan bir silahtır.

Bu beladan en fazla etkilenen genç nesillerdir; sömürü düzeninin gereksinimleri yüzünden onların geleceği çalınmaktadır.

Yirmi beş yıl önce emperyalizmin bütün güçleri, SSCB’nin dağılmasını, bütün dünyada işçilerin kolektif hak ve güvencelerine yönelik şimdiye dek görülmemiş ölçekteki bir saldırıyı başlatmak ve işçi militanları üzerindeki baskıyı artırmak için bir sinyal olarak gördü.

Mumbay’daki Dünya Konferansının toplanması için yapılan Çağrı bu konuda şunları ileri sürmektedir: “Bu Dünya Konferansı çağrıcılarının elbette bu olayın sebepleri hakkında farklı tahlilleri olabilir. Yönetici sınıflar gibi işçileri savunduğu iddiasında olan pek çok lider de kapitalist sistemin ve üretim araçlarının özel mülkiyetinin ‘aşılamaz bir ufku’ teşkil ettiğini ileri süren konuşmalar yapmışlardır.

Deneyimlerimiz son 25 yıldır bize göstermiştir ki, ne zaman işçi örgütleri, önderlikleri tarafından, işçi haklarına yönelik saldırıların karşısında mücadele etmek yerine, bu “aşılamaz ufuk” adına saldırılara eşlik etmeye yönlendirildiyse; ne zaman bu önderlikler “kötünün iyisi” adına emek karşıtı bu saldırıları hafifletme arayışında oldularsa, sonuç değişmez bir şekilde işçi sınıfı, işçi hakları ve demokrasi adına, çoğu kez de büyük adımlarla, geri çekilmeler olmuştur.

Ve işçi hareketinin bağımsızlığı alanındaki geriye gidişler her zaman barış konusunda ve ulusların egemenliği konusundaki geriye gidişlerle kol kola gitmektedir.

Biz aşağıda imzası olan ve bu Mumbay Manifestosu’nu yayınlayanlar, geçtiğimiz 25 yılın, bize açık bir şekilde, sınıf mücadelesinin tarihin itici gücü olmayı sürdürdüğünü gösterdiğini ileri sürüyoruz. Bizler insan uygarlığının, barışın ve demokrasinin gelişmesinin, en başta ve en çok, tüm dünyada sömürülenlerin ve ezilenlerin kendi örgütlerinin bağımsızlığını koruyabilmelerine bağlı olduğunu yineliyoruz. Tüm dünya genelinde gerçekleşen genel grevlerin, milyonların gösterilerinin sayısını artık takip edemez olduk. Başarısız bir kapitalist sistemin çıkarlarını muhafaza etmek için; IMF, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği gibi kapitalistlerin çıkarlarını savunan büyük uluslararası kurumların dikte ettiği politikaları uygulamak için sorumluluk üstlenmiş olan farklı siyasal kanatlardan hükümetlere karşı işçilerin, köylülerin ve öğrencilerin bir sınıf olarak ayağa kalktığı kitle hareketlerinin sayısını izleyemiyoruz.

Yirmi beş yıl önce ABD öncülüğündeki Irak saldırısının arifesinde İspanya Barcelona’da savaşa ve sömürüye karşı bir Dünya Konferansı toplanmıştı. Bu konferansın sonuç metninde şu açıklanmıştı: “Emperyalizmin hizmetine giren her çeşit siyasal kanattan hükümetler, savaş bahanesiyle tüm haklarımızı ve sosyal kazanımlarımızı ortadan kaldırma çabasına girecekler. (…) Savaş, işçi örgütlerinin –özellikle de sendikaların- bağımsızlığını tehdit eden, bu örgütlerin Devlete tabi kılınmasına yönelik katmerli bir saldırı anlamına gelmektedir.

1991 yılındaki bu konferansta İşçi Enternasyonali için İşçilerin ve Halkların Bağlantı Komitesi (ILC) kuruldu. ILC de sonrasında Paris’te (Fransa), San Francisco’da (ABD), Madrid’de (İspanya), Berlin’de (Almanya) ve Cezayir’de bir dizi dünya konferansı organize etti. Mumbay’da yer alan birçok delege Barcelona Konferansına ve onu izleyen diğer konferanslara da katıldı. Mumbay’a katılan diğer bazı delegeler, bu hareketin, işçi hareketinin bağımsızlığını ve yönetici sınıfın saldırısına eşlik etme politikalarına karşı bir direniş hareketini öne çıkararak tüm kıtalara yayılmasını göz önüne alarak konferansa katılım gösterdiler.

Mumbay Konferansının başarısı bu direniş yoluna koyulmuş olan tüm siyasi ve sendikal güçleri kalıcı bir şekilde bir araya getirecek ve sınıfın bağımsızlığının yolunu arayan ve uluslararası düzeyde birliği isteyen herkes için –sınıf hareketi içerisinde hangi gelenekten gelirlerse gelsinler- bir çatı oluşturacak bir girişimi gerekli kılmaktadır.

İşte bu nedenle sömürü ve baskı zincirlerinden kurtulmak için eyleme geçmeye hazır olan tüm güçlere çağrı yapıyoruz; onlara barbarlık, savaş ve sömürü dünyasının yerine uluslar ve işçiler arasındaki uyumlu bir işbirliğinin geçeceği bir dünyaya doğru ilerlemek için uluslararası düzeyde ve her bir ülkede örgütlenmeleri için çağrıda bulunuyoruz.

İşte bu sebeple bu Manifestonun imzacıları bir İşçi Enternasyonali için Savaşa ve Sömürüye Karşı Uluslararası İşçi Komitesini kurmaya karar vermişlerdir.

Konferansımızın başlığının gururla ifade ettiği gibi Enternasyonal’in sözleri ile söylersek: Barbarlığa, savaşa ve ulusların parçalanmasına karşı “Enternasyonalle kurtulur insanlık!

Mumbay Manifestosu İlk İmzacıları

Türkiye’den ilk imzacılar:

Korkut Boratav, profesör doktor – 2011 Cezayir Dünya Konferansı delegesi; Fikret Başkaya, profesör doktor, Türkiye ve Ortadoğu Forumu – Özgür Üniversite; Ertuğrul Ahmet Tonak, profesör doktor – 2011 Cezayir Dünya Konferansı delegesi; Gençay Gürsoy, profesör doktor – 2011 Cezayir Dünya Konferansı delegesi; Atilla Özsever, akademisyen – gazeteci; Cengiz Arın, akademisyen; Cemal Bilgin, Taş.İş-Der; Tarık Safak, İşçi Kardeşliği Partisi (İKP); Şadi Ozansü, İşçi Kardeşliği Partisi (İKP) Genel Başkanı; Hüsnü Öndül, İnsan Hakları Derneği (İHD) – İnsan Hakları Akademisi Kurucu Başkanı; İshak Kocabıyık, Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) Genel Sekreteri; Yaşar Avcı, İşçi Kardeşliği Partisi (İKP) MYK üyesi; Fulya Ayata, İşçi Kardeşliği Partisi (İKP) MYK üyesi; Birsen Yeşilkanat Kaya, Sağlık-İş üyesi; Kenan Okta, Maden-İş Eskişehir-Kırka Şubesi üyesi; Haluk Altay, Makina Mühendisleri Odası – İzmir Şubesi üyesi.

Tüm imzaları aşağıda görebilirsiniz:

ABD: Alan Benjamin, San Francisco Labor Council [for id. only]; Colia L. Clark, Judicial Violence Symposium; Guadeloupe-Haiti Tour; Grandma for Mumia Abu Jamal; Free Russel Maroon Shoatz; Eco Socialist Movement; Lindsay Koli, Black Lives Matter; Chris Silvera, Local 808, International Brotherhood of Teamster [for id. only]; Ed Rosario, President, NY LCLAA (AFLCIO) [for id. only]; Carol Gay, New Jersey State Industrial Union Council [for id. only]; Allan Fisher, AFT 2121 [for id. only]; Donna Dewitt, President Emeritus, South Carolina AFL-CIO [for id. only]; Rodger Scott, AFT 2121 [for id. only]; Ralph Schoenman, author, lecturer; Mya Shone, author, labor rights organizer; Millie Phillips, Editorial Board, The Organizer; Hal Sutton, UAW-retiree; Larry Duncan, Labor Beat Cable-TV Series, Chicago [for id. only]; Nancy Wohlforth, Secretary-Treasurer Emerita, OPEIU [for id. only]; Gene Bruskin, Founding member, US Labor Against the War [for id. only]; Saladin Muhammad, Southern Workers Assembly [for id. only]; Nativo López, Hermandad Mexicana Nacional; Jack Rasmus, SEIU 1021, St. Mary’s College, Economic Dept.; Michael Carano, Retired Teamsters Union; Lynn Spivey (pers. cap.); Jerry Levinsky, SEIU 509 [for id. only]; Jim Lafferty, Executive Director Emeritus, National Lawyers Guild, Los Angeles.

AFGANİSTAN: Noor, Left Radical of Afghanistan (LRA); Sami, LRA Youth.

ALMANYA: Peter Salmüller; Claudia Schuller; Klaus Schuller, SPD, AFA, EVG; H.W. Schuster, Afa SPD Düsseldorf, Ver.di; Jürgen Hiepe, SPD AfA Düsseldorf, IG Metall; Sidonie Kellerer, GEW (pers.cap); Wilfried Klapdor, SPD-AfA Düsseldorf, ver.di; Christian Krähling, company Council AMAZON, ver.di (pers.cap); Peter Kreutler, vice-president of AfA Düsseldorf, Ver. di delegate (pers.cap.); Mechthild Middeke, ver.di Union secretary (pers.cap.); Hans Jörg Miller, AfA Düsseldorf, ver.di; Norbert Müller, AfA Frankfurt/M., ver.di; Heiner Reiman, IG Metall union secretary (pers.cap.); Sven Rothe ver.di AMAZON (pers.cap.); Bodo Schoo, SPDAfA Düsseldorf, IG Metall; Heimgard Schüller, IG BAU trade-unionist; Anna Schuster, ver. di- delegate Düsseldorf (pers.cap.); Karsten Schuster, ver.di Lüdenscheid; Birgit Schutz, AfA Düsseldorf, member of Company Council, NGG union; Ismail Eren, AfA Düsseldorf, TSD/Turkish social-democrats of Düsseldorf, member of the leadership; Dürdane Tutmaz Eren, TSD/Turkish social-democrats of Düsseldorf, president.

AVUSTURYA: Matthias Lauer, ACUS başkan, member of the national council of the SPÖ (pers. cap.), member of GPA union.

BANGLADEŞ: Rafiqujjaman, President, Bangladesh Jatiyo Sramik Federation (BJSF); Shamimara, Secretary BJSF; Mujibar Rahman, Secretary (Dinajpur), BJSF.

BELARUS: Yuri Glushakov, Social movement “Razam”.

BELÇİKA: Laetitia Coucke, student; Serge Monsieur, trade unionist (pers. cap.); Monique Lermusiaux, retired trade unionist; Claire Thomas, teacher trade unionist; Djazia Boudaoud, teacher trade unionist; Philippe Ferdinande, healthcare trade unionist; Maurice Mateke, student; Jacques Allard, retired; Roberto Giarrocco, public services trade unionist; Gaetan Coucke, teacher trade unionist.

BENİN: Innocent Assogba, Confédération syndicale des travailleurs du Bénin (CSTB); Paul Esse Iko, CSTB; Yovo Serge Dossou, Syndicat national des personnels de l’enseignement secondaire (SYNAPES); Jean-Pierre Koucou, Syndicat national des enseignants contractuels du Bénin (SYNECOB); Soule Salako, Syndicat national des travailleurs des services de la santé humaine du Bénin (SYNTRASESH).

BREZİLYA: Ney Ferreira, Workers Party activist and trade unionist; Daniel Nodari, CUT trade-unionist, Curitiba (Parana); Anisio Garcez Homem, Workers Party activist, Curitiba (Parana); Claudio Ribeiro, labour lawyer, founding member of the Workers Party (Parana); Johnson G. Homem, Workers Party activist (Florianopolis); Marina de Godoy, teacher, Municipal Executive of the Workers party – Curitiba (Paraná); Rodrigo Rossi, teacher (Paraná); Claudia Caramez, teacher, (Paraná); Alex Ferreira Garcia, teacher (Paraná)

BURUNDİ: Richard Hatungimana (Workers and Democracy Party, PTD); Jérôme Sinzinkayo (PTD); Eugène Habonimana (PTD); Zacharie Niyukuri (PTD); Abel Nshimirimana (PTD); Jean Claude Ndikumwenayo, student; Donatien Girukwigomba, student; Albert Bwashi, tradeunionist; Philippe Ntahomvukiye, trade-unionist; Justin-Désiré Ndikuriyo; trade-unionist.

BÜYÜK BRİTANYA: (all pers. cap.) Nick Phillips, Southwark Trade Union Council; John Sweeney, UCATT; Mike Calvert, Deputy Secretary Islington Unison; Ian Hodson, National President of the Bakers Union BFAWU; Adrian Kennett, Unison NEC; Naomi Fearon, NUT and Socialist Educational Association NEC Wythenshawe and Sale East CLP; Jane Doolan, Secretary Islington Unison; Paul Filby, UCATT Secretary Construction Safety Campaign;  Terry Luke, Islington Unison; M. Nat Queen, University of Birmingham University and College Union UCU;  Henry Mott, Unite Southwark;  Doreen McNally, Women of the Waterfront, Mike Arnott, Secretary Dundee Trades Council, Charles Charalambous, freelance writer; Zarina Bhatia, Palestine Solidarity Campaign, Campaign for nuclear disarmament;  Raymond Mennie, Dundee Trades Council and Unite Dundee Area Activists Committee; Barbara Lowe, Islington Unison; Cllr Gill Kennett, Independent Hull; Fiona Monkman, Chair Islington Unison; Cllr Mouna Hamitouche, Islington Labour Councillor; Alex Wood, Islington Unison; Mark Lysaght, Islington Unison; Michael Calderbank, Islington Unison; Rachael Harris, Momentum; Sean Fox, Branch Secretary Haringey Unison; Cllr Makbule Gunes, Haringey Labour Councillor; Peter Durrant, Kings Lynn; Alex Barrett, NW Norfolk CLP.

ÇEK CUMHURİYETİ: Vladimíra Vítová & Petr Schnur, České mírové fórum (Czech Forum for Peace) CMF; Ivan David Nová republika (New Republic).

ÇİN: Hoi Go, Guangzhou; Apo Leong, HongKong;

FİLDİŞİ SAHİLİ: Mamadou Ouattara, CNESC (Coordination Nationale des Enseignants du Supérieur et Chercheurs de Côte d’Ivoire).

FİLİPİNLER: Partido Manggagawa (PM, Labour party).

FRANSA: Patrick Albert, trade unionist; Christine Aubery, UAS; Jacques Aurigny, trade unionist;  Jean-Pierre Barrois; Jean Bartholin, Loire Department Councillor; Karim Benmedjeber, teacher trade unionist; Thierry Bonus, trade unionist, Paris; Patrick Boulo, trade unionist, health sector; Jean-Marie Bourgoin, trade unionist, retired railworker; Thierry Brion, trade unionist, postal worker; Bernard Brizon, free thinker, peace activist; Rémi Candelier, trade unionist; Jean-Pierre Cassard, teacher trade unionist; Brigit Cerveau, teacher trade unionist; Claude Charmont, trade unionist; Bernard Chevreau; Mickaël Chilou, trade unionist  building industry; Guislain Chocun, trade unionist; Daniel Clerc, Councillor and railway worker trade unionist; Pascal Corbex, trade unionist  (pers. cap.); Gilles Cordival, Councillor; Katel Corduant, trade unionist, public services; François de Massot ; Pascal Dhennequin, trade unionist; Olivier Doriane, POID (Democratic Independent Workers’ Party); Fadila Doukhi, shop steward prison staff; Eric Dussin, trade unionist, telecommunication; Dominique Ferré; Yves Gandolfi, trade unionist, steelworker; Samuel Garnier, PG (Left Party); Daniel Gluckstein, POID; Grégory Gosse, trade unionist, metalworker; Allain Graux, PG, trade unionist; Murat Gunay, trade unionist, chemical industry; Laurent Gutierrez, PCF (French communist party); Marc Hebert, UAS; Lucette Hohmann, trade unionist; Eric Jarry, trade unionist, chemical industry; Martine Jarry, trade unionist; Fabrice Jolys, trade unionist, telecommunication; Jean-Jacques Karman, French Communist Party National Committee, Gauche communiste (Communist Left); Christel Keiser, Town Councillor, POID; Marylise Khun, deputy Mayor; Stephane Knapp, POID; Erdogan Koscun, trade unionist CGT Mahler Behr; Patrick Lartaut, PCF; Véronique Lartaut, PCF ; Christelle Leclerc, trade union activist ; François Leclerc, trade unionist; Fabrice Le Roux, trade unionist  health sector;  Fabienne Lodola, teacher trade unionist; Tristan Lombart, student; Francisco Lopera, trade unionist, steelworker; Yvon Luby, Former Mayor of Allones; Maria-José Malheiros, trade unionist, Paris; Norbert Malicet, trade unionist, CGT steel worker; Philippe Manenti, Chair Luxembourg based frontier workers defense committee; Lucie Marzaq, trade unionist  education administration, (pers cap.); Isabelle Michaud; Jean-Rolland Michel; Marie-Luce Mouly, Former co-ordinator PG (28); Alexia Muller, trade unionist; Baba Nabé, Town  Councillor, PS (Socialist Party); Jean-Pierre Normand, trade unionist; Antonio Oliveira, trade unionist and Socialist Party Councillor; Armel Paneri, trade unionist; Boris Papelier, trade unionist  building industry; Frederic Parisot, public services trade unionist; Hélène Peytavi, trade unionist; Marie Pichon, UAS ; Yves Poey, headmaster; Emmanuel Poisson, Nogent-le-Rotrou CGT Trades Council, Secretary; Raynald Prévost, trade unionist; Nicolas Puglia, trade unionist public services; Loïc Ribaud, Jeunesse révolution  (Revolutionary Youth); Gilles Robillard, CGT trade unionist; Jean-Jacques Rodriguez, trade unionist, glass industry (pers. cap.); Isabelle Rose, pers cap; Joëlle Rotré, trade unionist; Bernard Saas, POID; Stéphane Salembien, trade unionist steelworker; Gérard Schivardi, Mayor of Mailhac; Arsène Schmitt, Chair Moselle Frontier Workers defense Committee; Françoise Schum, Councillor; Sylvain Sigurani, trade unionist; François Standaert, teacher; Maurice Stobnicer; Michel Streb, (pers. cap.); Jacky Thaller, teacher trade unionist; Jacqueline Trinquet; Vincent Vassalo, teacher trade unionist; Thierry Vassy, trade unionist, hospital worker; Cathy Van Ballaer, political and trade union activist; Guillaume Vercruysse; Bertrand Vincent, trade unionist; Bernard Vinsot, trade unionist.

GÜNEY AFRİKA/AZANYA: Ashraf Jooma; Busisiwe Cathrine Seabe, “Fees Must Fall” & “End Outsourcing”; Fatimata Keitumetse Moutloatse, “Fees Must fall” & “End Outsourcing”; Thobile Ndimande, “Fees Must fall” & “End Outsourcing”; Mandla Phangwa; Bonginkosi Muchanga; Azikiwe Zweni; Lucky Radebe; Tumi Zwane; Mthetheleli Kasa; Mcebo Dlamini; Bongani Dlamini; Siyabonga Sithole.

HAİTİ: Berthony Dupont, editor, Haïti Liberté.

HİNDİSTAN: Nambiath Vasudevan, Trade Union Solidarity Committee (Mumbai); M.A. Patil, Sarva Shramik Sang president, NTUI Maharastra State (Mumbai); Franklyn D’Souza, Trade Union Solidarity Committee (Mumbai); Milind Ranade, KVSS, General secretary (Mumbai); Betkr Sunanda Chandrakat (Ahmednagar); Nilesh Kumar Parmar, General Secretary, Gujarat Working Class Union (Bharuch); Sanjeev Kumar Nayak, Odisha Domestic Workers Union (Bhubaneshwar); Ashok Kumar, Hotel Workers Union (Delhi); Vinod Kumar Waliya, Hotel workers Union (Delhi); Gopal Mishra (Delhi); Cyril Fernandes, Goenchon Kamdar Ekvot (Goa); Tushar R. Mestry, Goenchon Kamdar Ekvot (Goa); MeenaSur, Gharelu Mahila Kamgar Union (Kanpur); MonaSur, Kapda Millmazdoor Union (Kanpur); P. Krishnammal, NTUI- Kerala State, Cleaning Destination Workers Union (Kerala); Abdul Latheef, KSEB Karar Thozhi Lali Federation (KKTF. NTUI) (Kerala); P. N. Sanathanan (Kerala); K.S. Yesodhara Devi, NTUI- Kerala State, Cleaning Destination Workers Union (Kerala); R. H. Acharekar, TUSC (Mumbai) ; Paankhi Agrawal, Ambedkar Periyar Phule Study Circle, IITB (Mumbai); K.S. Ahire, BEST Kamgar Union Kamgar Aghadi (Mumbai); Praful Anant Salvi, MGKU (Mumbai); Govind Balkrishna Sawant, Association of engineers (Mumbai); Nalini Chandrakant Rout, Maharahstra Rajya Anganwadi Sanghatana (Mumbai); A.G. Chitnis, OTIS (Mumbai) ; Muralidhra Dekhane (Mumbai); Prashant Deorukhkar, DHL Employees Union (Mumbai) ; Ramdas Dinkar Nikam (Mumbai); Ptarick Fernandes (Mumbai) ; Prashant Gaikwad, MGKU (Mumbai); Vernon Gonsalves (Mumbai); Deepti Gopinath (Mumbai) ; Shankar Gunde, Reliance Workers, Mumbai electric employees Union (Mumbai); Denzil John, Hindustan Lever Employees Union (Mumbai); Mukhund Kadam, Sarva Shramik Sang (Mumbai); Raju Kadam, Mumbai Electric Employees Union (Mumbai); Abhay Khedekar, DHL Employees Union (Mumbai) ; Ravindra Krushna Khedekar, MGKU (Mumbai); Kranthi Kumar, APPSC, Mumbai (Mumbai); J.F. Lewis, MGKU (Mumbai); Khan Mehboob Bismillah, MGKU (Mumbai); M.S. Nair, Blue Star Workers Union (Mumbai); Raju Narangikar (Mumbai); M. J. Pandey, Brihan Mumbai Union of Journalist (Mumbai); Patil Pandurang Dnyandeo, MGKU (Mumbai); Ashok Prahlad Baviskar, MGKU (Mumbai); Harish Raghunath Surve (Mumbai); Rajendra Ramchandra Nikam (Mumbai);  D. Rashmi (Mumbai); Salim Saboowala (Mumbai); Deepak Sawant (Mumbai); Geeta Seshu (Mumbai); Safaraz Shaikh, Oberoi Hotel employees Union (Mumbai); Ashok Shankar Ghajbiye, Association of Engineering Workers (Mumbai); Nayana Shevasi Walum, Maharashtra Rajya Anganwadi Sanghatana (Mumbai); Saidulu Singapanga, Reliance Workers (Mumbai); Vinay V. Tamhankar (Mumbai) ; Siddhrath Gourkhede, MGKU (Nagpur); Ratnakar Namdewrao Watkar, Secretary, Association of engineering Workers Mouda Unit of Hindalco Industries (Nagpur); Chandrabhansher Sing, MGKU (Nagpur); Nivesh Uchibeeyle, MGKU (Nagpur); Shantataraka N. Katkade (Nanded); Keshav Hanumant Ghafare, Thermax Kamgar (Pune); Neeraj Jain, Lokayat (Pune) ; Santosh Ranjane, NTUI Thermax Kamgar Sanghatana (Pune); Manju Meena Lakra, Bharatiya Gharelu Kamgar Snagh (Ranchi); Tushar Suresh Ghag, Kansai Nerolac Paints Employees Union (Ratnagiri); R. Ansari (Tamil Nadu); S. Gopal, CPDR Tamil Nadu (Tamil Nadu); M. Krishnamoorthy, Salt Workers Union, Unorganised Workers Federation, Thoothukudi (Tamil Nadu); A. Nainapanni (Tamil Nadu);  P. Richard, HEFOI (Tamil Nadu) ; M. Sugumaran, CPDR (Tamil Nadu); Varadarajendra, Karnataka Shramik Shakti; Juliet, (Tuticorin, Tamil Nadu);  S. Robinson, Democratic Fish and Fishery Workers Union (Tuticorin, Tamil Nadu); Ashwini Ajabrao Mahalle ; M. Anjapuli; Shailesh Avarsekar, DHL Employees Union; Dadarao Baburao Patekar, KVSS; Sonawane Balasaheb Hiraman, MGKU; Sweta Balvant Narsale, Oberoi Hotel HEFOI; Ankush Bhahiwade, Maharashtra Municipal Labour Union; Anandi Bhosale; Gurunath  R. Bhovad; Sarlatai Chabukswar, Anganwadi Sanghatana Sarv Sramik Sangh; Nilesh Datkhile; Suryamani Gaikwad, Anganwadi; Sandesh Gawade; Mahendra Hiwrale, Maharahstra Municipal Kamgar Union; J. Jayaghosh, KKTF- NTUI; Pravinkumar Jayaramulu Adimalla; Yadaiah Kannam; Kathirvel ; Nana Kedare; Aabess Khan, DHL Employees Union; Munish Kumar; Padma Kumar, Kerala Cable TV Workers Unity Centre (NTUI); R. Kumar; Alok Ladda, Thozhilalar Koodum ; Sunil Lahu Ghagare, KVSS; Raju Lokhade; Narendra Lomesh Chaudhari; N. Manoharan, HEFOI (HMS); Shivaji Mokal; Subhas Naik Jorge, Kamgar Rancho Ekvott, “Workers Unity” (Goa); Mahesh Param; Dilip Pawar; Vijay Pawar; John Peter, HEFOI (HMS); Kursakant Pimpalkar; Ramagounder; Narayan Raul, Otis Elevator’s Employees’ Union; Krishnan Saini; Mr. Sanjay Shelke, Maharashtra Kamgar Aghadi, MGKU; Mangala Saraf; Imran Shaikh; Madhavi Shinde, Anaganwadi; Datta Sonawane; Srirangam; M. Subbu; Devdas Subraj Prabhu, OTIS; Shobha Tadargi, Union of Anganwadi Supervisors; Rani Teja Sangheetha; Francis Thomas Jimmy, Hindustan Lever Employees Union; Deepak Tirlotkar; Milind Tirodkra, HEFOI; Kale Umesh Raghunath ; Suraj Uttam Hajane; Surendra Vairal, Hindustan Lever Employees Union; Raja Veeramudhu; T. Venkat, TN Labour; Chandrika Venkata, Thozhilalar Koodum; Ambre Vishnu Sadashiv, Kansai Nerolac Paints Employees Union.

İRLANDA: Six Counties: John Kennedy, Belfast; Micheal O’Neil, Derry; Micheal Sullivan, Derry. Republic of Ireland: Thomas Pringle TD (member of Parliament) – Independent – Donegal; Ciaran Campbell Mandate (North and West); Katrina Groves, teacher trade unionist.

İSVEÇ: Enamul Haq; Nadezhda Bravo Cladera, Stockholm University;

İSVİÇRE: Micky Zimmermann, Socialist Party member, City council member in Versoix, Geneva canton.

İTALYA: Dario Granaglia, FIOM- CGIL tradeunionist (per.cap); Lorenzo Mortara, FIOM- CGIL trade-unionist (per.cap); Lorenzo Varaldo, coordinator Movimento politico per’Abrogazione (MPA); Federica Marra, teacher, MPA; Stefania Giovando, MPA; Suelì Croce, worker, MPA; Kristian Goglio, CGIL-teachers union, Executive member, Torino; Monica Grilli; CGIL-teachers union delegate; Betty Raineri CISL-teachers union delegate; Gianni Guglieri, worker, UIL-chemical industry trade unionist; Vanna Ventre, teacher, TL Editorial board, MPA; Luigi Brandellero, worker, TL Editorial board, MPA; Ugo Croce, TL Editorial board, MPA; Valeria Busicchia, teacher, MPA; Alberto Pian; teacher, MPA; Andrea Monasterolo, worker, CGIL-chemical industry trade unionist; Alessandra Cigna, CGIL teachers union delegate; Felice Fazzolari, teacher, MPA; Claudia Poggio, teacher, MPA; Angela Fenocchio, teacher, MPA; Agata Pantella, teacher, MPA; Daniele Grego, CISL trade unionist; Alberto Ara, employee, former candidate at local elections for “Abrogazzione”; Cinzia Sannazzaro, Call Center employee, trade unionist

İZLANDA: The People’s Front of Iceland.

KANADA: Brian Ross Ashley, Executive member, Toronto-St. Paul’s NDP Association; retired hospital worker, former executive council member, SEIU Local 204; Paul Nkunzimana, activist, retired university teacher; Jean-Gabin Ntebutse, teacher, University of Sherbrooke; Alexis Ndimubandi, Researcher, Montréal.

KORE: Sikhwa Jung, trade unionist, metalworkers federation KCTU; Ha Sage Soo.

MACARİSTAN: Matyas Benyik, ATTAC; Droppa Gyoran Guztav, SZAB (Szervezok A Baloldalert – the Left organizers); Somi Judit, Anyiszonyan Klàra, Rona Péter, Rona Judit.

MEKSİKA: Gloria Gracida, teacher unionist; Melquiades Velueta Velueta, union leader, healthcare workers, Palenque, State of Chiapas; Raul Callejas, healthcare worker, State committee for a New Workers Federation; Andrés Cantoral, healthcare worker, Palenque; Daniel Martínez, State organization of democratic parents, Chiapas State; Russel Aguilar, teacher unionist and CORCI México activist; Misael Palma, SNTE-CNTE, Sección 7 retired, Chiapas state; Ricardo Castelo Castillo, Oil worker, Nanchital, Veracruz group for Trade-Union Renewal; Tirso Marin López, Minatitlan, Veracruz group for Trade-Union Renewal; José Armando Bemon Pérez, Nanchital, Veracruz group for TradeUnion Renewal; Juan Antonio Avalos, STUNAM worker; Ismael Ruiz, CORCI México activist; Liliana Plumeda, CORCI Mexico activist; Juan Carlos Vargas, university teacher, CORCI México activist; Jesús Casillas Arredondo, CORCI México activist; Marco Antonio Morales, “maquiladora” worker; Alejandra Rivera, OPT Tijuana member; Joaquín Torres, OPT Tijuana member; Luis Carlos Haro, student, OPT Tijuana member; Josué Valenzuela, student, Student committee to defend public education, Tijuana (EDUP TJ).

PAKİSTAN: Rubina Jamil, general secretary All Pakistan Trade Union Federation (APTUF), president All Pakistan Workers Confederation; Khursheed Ahmeed, General secretary, All Pakistan Workers Confederation; Mohammad Anwer, president APTUF, chief organizer, Railway Workers Union (Workshop); Mohammad Ilyas, Joint secretary, Workers union Nisar art press, joint sec. APTUF; Saeed Gujjar, executive member APTUF; Mohammad Arif, General sec., United Foam employees union; Mohammad Ashraf, secretary APTUF; Rao Nasim, Deputy general secretary, Railway workers union (open line); Amna Younas, Progressive youth; Rehmatullah Khan, Progressive youth; Mohammed Mehmood, Progressive youth.

PERU: Luis Olivencia Baldassari, former Bank sector trade union leader; Henry Torres Gallarday, activist of popular organization; Jesus Castro Paredes, retired teacher.

PORTEKİZ: Jorge Torres, trade unionist CGTP; Adriano Zilhao; Fernando J. S. Soares, leader of SITE (Sindicato dos Trabalhadores das Indústrias Transformadoras, Energia e Actividades do Ambiente) union; Joaquim Delgado, SITE trade unionist; Fátima Martins, former union leader of UGT and SITESE; José J. S. Henriques, former member of the Círculo de Leitores Workers commission, trade unionist; Rui Rodrigues, SNESup (university teachers) unionist.

ROMANYA: Constantin Cretan, National Federation of Labour (FNM); Ileana Cretan, Association for Workers’ emancipation (AEM).

RUSYA: Denis Berezutskiy, Workers’ Platform; Natalia Kotova, anthropologist; Olga Masson, Workers’ Platform; Mark Vassilev, historian and left activist.

RUANDA: Karango Niyonzima Alphonse, tradeunionist.

ŞİLİ: Sixto Iturra, “Soberanía y Justicia Social”; Eduardo Neira, Shipyard worker, “Soberanía y justicia social”; Sérgio Ceballo, metalworker, “Soberanía y Justicia Social”.

TOGO: Lawson Messan.

TUNUS: Ali Hached, activist.

TÜRKİYE: Korkut Boratav, emeritus professor, Algiers Conference (2011) delegation; Fikret Başkaya, Foundation of the Forum of Turkey and Middle East, president – head of Free University; Ertuğrul Ahmet Tonak, professor – Algiers Conference (2011) delegation; Gençay Gürsoy, emeritus professor – Algiers Conference (2011) delegation; Atilla Özsever, academician, journalist; Cemal Bilgin, Tas.Is; Tarik Safak, Party of Workers’ Fraternity (IKP); Şadi Ozansü, Party of Workers Fraternity (İKP), chairman; Yaşar Avcı, Party of Workers Fraternity (İKP), member of executive committee; Fulya Ayata, Party of Workers Fraternity (İKP), member of executive committee; Birsen Yeşilkanat Kaya, Trade Union in Health Industry (Sağlık-iş), member; Kenan Okta, Eskişehir-Kırka Branch of Mine Workers’ Union of Turkey (Maden-iş), member; Hüsnü Öndül: Human Rights Association – Human Rights Academy, founding chairman; İshak Kocabıyık: United Trade Union of Transport Employees (BTS), secretary general; Haluk Altay: UCTEA The Chamber of Mechanical Engineers – İzmir Branch, member.

UKRAYNA : Yury Chakhine.

VENEZUELA: Rafael Linares, PSUV activist.

YUNANİSTAN: Vasso Frangou, writer; Eleni Pieropoulou; Popular Unity (LAE) member, Papagos/Holargos; Maryse Lelohé; LAE member, Papagos/Holargos; Eva Kallitsi, student; Christos Roubanis, lawyer, LAE member (Athens); Andreas Guhl LAE Argolida member; Sotiria Lioni (Nafplio); Dimitrios Balaskas, peasant (Nafplio); Giorgos Ikonomou, teacher, member of teachers’ union; Dimitra Mpirpanagou, unemployed (Nafplio); Eirini Morou (Athens).

ZİMBABVE: Mafa Kwanisai Mafa; Comrade Chen Cimutengwende, ZANU-PF central committee member; Comrade Kizito Chivamba, local Member of Parliament; Comrade Wellington Magura, ZANU-PF Central Commitee member; Jacob Rice, ZFTU, General Secretary; Bernad Dhanda ZFTU; ZANU PF members and Zimbabwe national war veterans association members: Evan Zingwe; Eustina Mumbire; Beatrice Mufungi; Geraldine Tafirenyika; Thyra Nudi; Munyaradzi Kwande; Raymond Maphosa; Memory Mpandawana; Arasiah Phiri; Mathew Nyakurerwa; Shingai Chifondondo; Munyaradzi Busvumani; Tapiwanashe Chikwinho; Wellington Magura; Simbarashe Mutukwa; Chenai Mpandawana; Tawanda Kwanisai; Terrence Musanga; Angeline Bhebhe; Raphnos Mushandu; Enock Nherera; Bwanairi Phiri; Students at Midlands State University: Kudzaishe Nyandoro; Fulton Chihlava; Zvatapiwa Chideya; Kudzai Mango; Clotilda Mango; Tanyaradzwa Chaitezvi; Josephine Mudzingwa; Yeukai Mabeka; Ruvimbo Mabeza; ZANU-PF youth: Sophie Moyo; Brian Fundila; Patrick Chademana; Edmore Mundenga; Plaxedes Muchenje; Lawrence Madzokere; Davson Khalitula; Yemurai Guvheya; Gweru youth: Claris Mtandi; Melody Muvuti; Tendai Kim; Nicolyne Chiware; Victor Maride; Shingai Masekesa; John Mawire; Brighton Javangwe; Ranga Gumbo; Joe Phiri; Joseph Gopane; Cde Kudakwashe Shambare, Zimbabwe Pan Africanist Youth Agenda; Brian Konzo, Chairperson, ZICOSU (Zimbabwe congress of students Union) – Gweru branch; Diana Nkomo, vice-Chairperson, ZICOSU-Gweru; Thembelihle Sibanda, spokesperson, ZICOSUGweru; Blessing Gwizo, secretary general, ZICOSU-Gweru; Romeo Chisango, Treasurer, ZICOSU-Gweru; Trymore Mariwo, political commissar, ZICOSU-Gweru; Shaibu Salanje, security, ZICOSU-Gweru; Tawanda Maswoto, information, ZICOSU-Gweru; Norleen Nyamambi, organizing secretary, ZICOSU-Gweru; Ropafadzo Fundira, committee member, ZICOSU-Gweru; Sihle Ndloyu, committee member, ZICOSUGweru; Cedrick Magadu, committee member, ZICOSU-Gweru; Jorum Mukono, committee member ZICOSU-Gweru.

İşte KONTRGERİLLA! Haydi mücadeleye!

— Şadi Ozansü (İKP Genel Başkanı)

 

15 Temmuz: İşte Türkiye’nin devrimci hareketlerinin 12 Mart 1971’den bu yana haklı olarak lânetle andıkları ABD emperyalizminin eli kanlı istihbarat örgütü CIA’nın dünyanın her ülkesinde uzantısı olan Kontrgerilla örgütlenmesinin Türkiye seksiyonu açığa çıktı! Başka bir deyişle kendini deşifre etti, yani önemli bir bölümüyle artık legal oldu! Daha 12 Mart muhtırasının biraz öncesine, yani 1966 yılına uzandığımızda bu karşı-devrimci örgütlenmenin ön belirtileriyle Tabii Senatör Haydar Tunçkanat’ın kendi adıyla anılan raporunda tanıştıydık. Tunçkanat bu raporunda o sıralar CIA’nın Türkiye’deki faaliyetlerini özetlerken, ülkede gelişmekte olan ABD emperyalizmi aleyhtarlığını sonlandırabilmek amacıyla CIA’nın hazırladığı birkaç yüz kişilik bir liste yayınladıydı. Tunçkanat bu listede yer alan insanların kısa vadede “solculuk”tan vazgeçirilmesi ya da saf değiştirtilmesi, bu yapılamazsa en azından “nötralize” edilmesi gerektiğinin düşünüldüğünü yazıyordu. Aradan çok uzun bir süre geçmeden Tunçkanat’ın tümüyle haklı çıktığı anlaşıldı: Aralarında o zamanlar CHP’nin “parlak” hatiplerinden Turhan Feyzioğlu’ndan TİP’in “deli fişek” milletvekili Çetin Altan’a kadar uzanan bir listeydi söz konusu olan. Turhan Fevzioğlu bu rapordan çok kısa bir süre sonra Bülent Ecevit’i bile “komünistlikle” suçlayarak CHP’den ayrılıp daha sonra da 12 Mart müdahalesini destekleyen bir parti kurdu. Çetin Altan ve çocuklarının “gelişimlerini” ise daha sonra hep birlikte izledik.

“Kanlı Pazar” 1969’dan 15 Temmuz Darbesi’ne

1968’de Bursa İnegöl’de – Demirel’in Adalet Partisi Hükümeti iktidarda- daha sonra adı TÖB-DER olacak olan Türkiye Öğretmenler Sendikası TÖS’ün lokaline, başını içinde Fethullah Gülen’in de yer aldığı “Komünizmle Mücadele Dernekleri”nin çektiği kanlı bir saldırı gerçekleşti. Ama bu derneğin esas eylemi  tarihe Kanlı Pazar olarak geçecek olan 1969 yılındaki Taksim eylemidir. O tarihte Amerikan 6. Filosunu protesto eden insanlar Taksim’de, önemli bir bölümü başta Bursa olmak üzere şehir dışından getirilmiş bir yobaz sürüsünün saldırısına uğradılar ve aralarından ikisi bıçaklanarak öldürüldü. Bu açıkça ABD emperyalizmini savunmak için yapılmış bir eylemdi ve Cemaat’in kontrgerillalaşmaya başlaması ya da CIA’dan açık destek almaya başlamasıydı. Sonra 12 Mart rejimine tanık olduk. Bu rejim diğer bütün tarikatçı örgütlenmelere saldırırken Gülen Cemaatine pek dokunmadı. Ecevit CHP’nin 1973 yılı seçim kampanyasını “Kontrgerilladan hesap soracağız!” diye yürüttü. Hükümet olur olmaz bu sözlerini unuttu. Kıbrıs savaşı oldu: ABD Türk Hükümetine afyon ambargosu koydu. Arada 1 Mayıs 1977 yaşandı. Abdi İpekçi öldürüldü, katili hapisten kaçırıldı. Ülkenin sayısız aydını, sendikacısı, devrimcisi kontrgerilla saldırılarında yaşamlarını yitirdiler ve 12 Eylül 1980’e geldik. CIA bütün kontrgerilla faaliyetlerini Gülen Cemaati üzerinden yürütmeye başladı. Bu sayede iki avantaj elde ediyordu. Birincisi inanılmaz sayıda yerel ajana/casusa ulaşıyordu (herhalde ajanlarını ABD vatandaşlarından seçmeyecekti, onlar sadece istasyon şefleri olurlardı), ikincisi Cemaat’in mali kaynaklarının kullanımı sayesinde on binlerce casusuna para vermek zorunda kalmıyordu. Yani bir taşla iki kuş! Bu arada Uğur Mumcu, Çetin Emeç öldürüldü. İstanbul Gazi olaylarında 26 yurttaş katledildi. Tansu Çiller Hükümeti sırasında Mehmet Ağar’ın ifadesiyle binlerce operasyon yapıldı. İstanbul’un göbeğinde Kürt gazetelerinin binaları havaya uçuruldu. Kürtlere, Alevilere ve sosyalistlere düşmanlık had safhaya ulaştı. “Katillerle gurur duyuldu!”  Kürt illerinde sayısız kontrgerilla cinayeti (faili meçhuller) işlendi. Musa Anter katledildi. HEP milletvekilleri hapse atıldı, öldürüldü.  Sivas Madımak Oteli katliamı yaşandı. Artık Cemaat eylemlerinde iyice pişiyordu. Hem askeriye içinde hem poliste hem de bütün siyasi partilerin yanı sıra yargı ve özellikle eğitim alanındaki örgütlenmesini güçlendiriyordu. Özellikle AKP Hükümetleri döneminde Kontrgerilla en ileri örgütlenme düzeyine ulaştı. Artık daha önceki hükümetler döneminden farklı olarak bir yan güç olarak faaliyet gösterme değil, doğrudan kendi iktidarını kurmayı isteme noktasına geldi. İşte 15 Temmuz tam bu noktadır. AKP Hükümetinin ve Erdoğan’ın bu aciz noktaya gelmiş olmasının nedeni her konuda yıllardır Cemaat’in politikalarını izlemiş olmasıdır. Bu iç politikada olduğu kadar dış politikada da böyledir. Tam bu konularda değişiklik yapmaya kalktığında – ki bunu yapmaya kalkınca Cemaatle karşı karşıya gelmek zorundaydı- Kontrgerilla darbesiyle karşı karşıya kalmıştır.

Şimdi ne olacak?

Üst düzey general ve amirallerinin en azından üçte biri gitmiş (alt rütbelerde durum daha da beter olabilir), Deniz ve Hava Kuvvetlerinin yanı sıra Jandarması çökmüş bir orduyla karşı karşıyayız. Polis Teşkilatının üst kademelerinde tasfiye daha önce yapılmış olsa da, bu teşkilat kontrgerillanın kalelerinden biri olmaya devam ediyor. Yargının yarıya yakını, eğitimin ise neredeyse hepsi Cemaat’in elindedir. Sağlık ve benzeri kurumları saymıyorum bile. Bütün siyasi partilerin içinde, hatta yönetim kadrolarında illegal faaliyet göstermeye devam eden Cemaat kadrolarının varlığı bir tahmin olmaktan ötedir. İşte bu koşullar altında Tayyip Erdoğan’ın neredeyse tek başına – galiba yanında güvenebileceği bir Bekir Bozdağ, bir de bir ihtimal Efkan Ala kalmış gözüküyor- hareket etmek zorunda kaldığı bir durumda kontrgerillaya karşı başarılı bir mücadele yürütebilmesinin imkanı var mıdır? Çökmüş yapının yerine kime güvenip ne koyacaktır? Kendi yaverinin verdiği bilgiyle ikameti saptanan ve Marmaris’ten kale olarak inşa ettirdiği Saray’a bile gelemeyen bir cumhurbaşkanının bir de tek tabanca Başkanlık Sistemi istemesinin artık anlaşılır bir yanı kalmış mıdır? Dolayısıyla Başkanlık Sistemi yerine en yaygın parlamenter sistemin hayata geçmesi bütün toplumun kurtuluşu açısından bir zorunluluktur. En demokratik parlamenter sistem ancak bir Kurucu Meclistir. Bu Kurucu Meclis’in oluşması için önce bütün partilerin – buna AKP de dahildir- içindeki ve yönetimindeki illegal konumdaki Cemaatçilerin tasfiyesi ile başlanmak zorundadır. CIA patentli kontrgerillacıların ve onların uzantılarının tasfiye edildiği bir partiler sistemiyle eşit, özgür, hiçbir barajın olmadığı bir Kurucu Meclis seçimine gitmek tek çözüm yoludur. Emperyalizmden bağımsız egemen bir kurucu meclis seçimi ancak her partiye eşit imkânlarla propaganda yapma fırsatı verildiğinde doğar. Bütün imkânların esas olarak sadece AKP’ye sunulduğu ortamda yapılacak bir seçimden doğan bir meclis her zamankinden daha fazla emperyalizmin kontrolünde bir meclis olacaktır. Tayyip Erdoğan bile kendi geleceği açısından sadece AKP’nin milletvekillerinden oluşacak böyle bir meclistense egemen bir meclisten yana olmak zorundadır.

Sosyalist sol ne yapmalı?

Sosyalist sol önce sekterlikten ve bir küçük burjuva hastalığı olan “solculuk”tan  vaz geçmek zorundadır. Alaturka faşizme gidişin yolunun kesilebilmesi için Kontrgerillaya karşı mücadele etmek sosyalist solun olmazsa olmaz görevidir. Kontrgerillanın kim olduğu ise artık bütün çıplaklığıyla ortadadır. Bu kontrgerillanın ABD emperyalizmi ve Avrupa’nın belli başlı emperyalist ülkeleri tarafından desteklenmekte olduğu ise aşikârdır. Ancak kitleler henüz bunun bilincinde değildirler. NATO’nun ve emperyalizmin kendi düşmanları olduğunu sosyalist solun propaganda ve ajitasyonuyla, ama esas olarak kendi deneyimleri ile öğrenecekler. Bu yüzden emperyalizmden bağımsız egemen bir kurucu meclis şiarı kitlelerin bilincinde muazzam bir ilerletici güce sahiptir. Öte yandan “biz burjuva demokrasisine karşıyız, proletarya demokrasisini savunuyoruz!” diyerek politika yapmaya kalkışmak aslında hiçbir şey yapmamakla eş anlamlıdır. CHP’nin mitingine katılıp katılmamak da bu çerçevede değerlendirilmek durumundadır. Biz, proletarya demokrasisinin kitlelerce dayatıldığı koşullarda burjuva demokrasisini savunmanın en büyük yanlış olduğunu söyleriz. Ancak bu koşulların henüz doğmadığı ve üstelik totaliter despotizmin gündeme geldiği durumlarda, işçi sınıfının örgütlenmesi için en elverişli zeminin ise burjuva demokrasisi olduğunu belirtmekten geri kalmayız. Kaldı ki, kapitalist sistemin bu genel çöküş evresinde, burjuvazi, burjuva demokrasisine bile tahammül edemeyecek durumdadır. Yani birçok burjuva demokratik talep doğrudan devrimci talep biçimine bürünebilir. Tek örnek: Burjuva demokrasisi ülkesi Fransa’da hükümet, anti-demokratik yasaları meclisten geçirebilmek için bizdeki kanun hükmünde kararnamelerden bile daha anti-demokratik bir yöntemle bu kanunları mecliste oylatmadan geçiriyor. Meclis oylaması gibi en basit burjuva demokratik talep – yani aslında burjuva demokrasisi talebi- bu durumda kitleleri burjuva hükümetlere karşı harekete geçirip devrimci durumların doğmasına neden olabiliyor.  Tabii anlayana!

Kırk yıldır hesaplaşmak istediğimiz kontrgerilla ile hesaplaşmak fırsatı ilk kez önümüze bu çıplaklıkta çıktığında orta yolculuk belasından kurtulamayıp, “Ne darbe, ne dikta!” diyerek işi sulandırmaya daha ne kadar devam edeceğiz? (27.07.2016)

SOKAĞA… SOKAĞA…SOKAĞA…

24 TEMMUZ, PAZAR GÜNÜ TAKSİM’DE ve SONRASINDA HER YERDE

ŞERİATÇI AMERİKANCI CEMAAT DARBESİNE KARŞI GÖSTERİLERE!

 

Artık ABD emperyalizmi tarafından desteklendiği açık olan ve şeriat özlemiyle hareket eden bir askeri darbe girişimi, CİA kontrolündeki Fethullah Gülen cemaati tarafından hayata geçirilmeye çalışılmış ve şimdilik yenilgiye uğramıştır.

Ancak şu açık bir gerçektir ki, bugün TSK Cemaat tarafından bölünmüş durumdadır, Polis teşkilatı aynı cemaat tarafından bölünmüş durumdadır. Devletin bu silahlı kesiminin yanı sıra en önemli sivil ayağı olan Yargı gene aynı Cemaat tarafından tam göbeğinden ikiye bölünmüştür, benzer bir şekilde Milli Eğitim de bölünmüştür. Bu aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin tam anlamıyla bölünmüş olduğu anlamına gelir. Ürkütücü bir tablodur ve 15 Temmuz Şeriatçı Amerikancı darbe girişiminin altında yatan esas nedendir.

Bu gerçeklerin yanı sıra, son derece belirgin olan bir husus da, yıllardır bu Cemaatle iç içe yaşamış bulunan AKP hükümetinin gene bu Cemaate karşı mücadelesinde uzun vadede başarı şansının hemen hemen hiç bulunmadığıdır. Çünkü Hükümet kanadı kendi içinde bile kimin Cemaatçi olup olmadığı konusunda net bir fikre sahip değildir. Meczup şahsın liderliğindeki Cemaat yıllar içinde öyle sızma girişimlerinde bulunmuştur ki, devlet şu anda yabancı bir devletin neredeyse işgali altındadır. Bu işgalden kurtulmak nasıl gerçekleşecektir? Hükümet panik halindedir, çünkü CİA destekli Cemaat çeşitli devlet kurumlarına o kadar yoğun giriş yapmıştır ki, bunlar şimdi tasfiye edildiğinde ortada muazzam bir boşluk olacaktır. Tek bir örnek bile durumun vahametini göstermeye yeterlidir: Cemaatçi 600 pilotu geri çektiğinizde Türk Hava Kuvvetlerinin uçaklarını kimler kullanacaktır? Yerine kimleri alacaksınız? Kimseyi alamayacağınıza göre ne olacak? Bu sadece bir kurumdaki durum, diğerleri de farklı değil.

Bütün bu koşullar altında ülkenin dört bir yanını “Hakimiyet Milletindir!” pankartlarıyla donatmak ne anlama geliyor? Ulusal egemenliğin  bu kadar çiğnenmiş olduğu bir yerde bunu ileri sürmek bile ayıptır. Önce bütün kurumları CİA’nın cemaatinden temizleyin ondan sonra hakimiyet-i milliyeden söz edin.

Pekiyi bu durumdan nasıl çıkılacaktır?  Cemaatten canını zor kurtarmış Erdoğan’ın, kendi eliyle devasa bir güç elde etmesine yol açtığı bu Cemaat örgütünden kurtulması ve tarumar ettiği Cumhuriyeti ayağa kaldırması mümkün değildir. Alaturka faşizmin taşlarını döşeyerek ülkeyi bugünlere sürükleyen Erdoğan’ın ne baskıcı OHAL uygulamalarıyla, ne Sedat Pekerci katil sokak çeteleriyle alanları kontrol etmesine; demokrasi, laiklik ve cumhuriyeti savunanları sindirmesine izin verilmemelidir. OHAL hükümetin anlattığı gibi durumu düzeltmenin yolu değil, aksine durumu düzeltebilecek yegane güç olan demokrasi ve emek güçlerinin daha fazla zapturapt altına alınması anlamına geliyor. OHAL derhal sonlandırılmalıdır!

Cemaat güçleri pekala OHALsiz de temizlenebilir, şöyle ki; Parti olarak yıllardır ifade ettiğimiz gibi buradan tek çıkış yolu egemen bir kurucu meclis inşasından geçebilir. Bütün partilerin eşit koşullar altında her türlü propaganda faaliyetlerini özgürce yürütecekleri bir seçim sürecinden çıkacak bir kurucu meclis. Bu seçimlere ancak emperyalist müdahalelere karşı çıkan siyasi partiler ya da grupların katılma hakkı olmalıdır, çünkü ancak buradan egemen bir meclis çıkabilir.

Öte yandan ülkenin sokakları ve caddeleri darbeye karşı sokağa dökülen insanların yanı sıra linççi, demokrasi ve laiklik düşmanı, idam cezası çığırtkanı ne idüğü belirsiz bir güruh tarafından da parselleniyor. Bu ülkenin emekçileri, sosyalistleri ve demokratları ülkenin caddelerini ve meydanlarını bu güruha terk etme lüksüne sahip değildir. Dolayısıyla Pazar gününden itibaren İstanbul Taksim Alanından başlayarak ülkenin bütün meydanları ve caddeleri CİA patentli Gülen cemaatinin darbesini lanetlemek için başta işçi sınıfı olmak üzere emekçi halkımız tarafından doldurulmalıdır. Demokrasi, laiklik ve cumhuriyeti savunan ve emperyalist müdahalelere karşı çıkan tüm güçler acilen oluşturulacak bir birleşik işçi cephesi öncülüğünde bir araya gelmelidir. İşçi Kardeşliği Partisi (İKP) olarak tüm emekçi halkımızı sokağa çıkmaya ve Şeriatçı Amerikancı darbeyi protesto etmek üzere başta ABD konsoloslukları olmak üzere bütün emperyalist ülke konsolosluk ya da temsilcilikleri önünde tepki göstermeye davet ediyoruz.

İŞÇİ KARDEŞLİĞİ PARTİSİ (İKP)

24 Temmuz’da (Pazar) 17.00’de Dolmabahçe’de CEMAAT darbesine hayır! OHAL’e hayır! Çözüm KURUCU MECLİS! pankartı arkasında buluşup Taksim’e yürüyoruz.

TEOKRATİK DİKTATÖRLÜK DARBESİNE HAYIR!

SOKAĞA, SINIFIN KENDİ YÖNTEMLERİYLE DARBEYE KARŞI AKP’DEN AYRI MÜCADELESİNE

— Şadi Ozansü

Cemaat örgütlenmesi; 27 Mayıs ürünü 1961 Anayasası’nın yürürlüğe girdiği tarihten bu yana, onun topluma sunduğu sınırlı da olsa bütün kazanımları (düşünce ve ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkı, grev hakkı, sendikalaşma hakkı, toplu sözleşme hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, vb.) ortadan kaldırmak amacıyla emperyalizm tarafından devreye sokulan bir örgütlenmedir. Zamanında, yani 60’lı yılların ikinci yarısında ve 70’lerde Süleyman Demirel hükümetleri tarafından desteklenmiştir. Erzurum Müftüsü Fethullah Gülen Türkiye’de “Komünizmle Mücadele Dernekleri”nin öncülüğünü yapmış, işçi, sosyalist ve demokratik bütün hareketlere karşı devletin yan gücü olarak faaliyet göstermiştir.  Daha sonra Kenan Evren askeri diktatörlüğünün göz bebeği olmuş, Turgut Özal ve ANAP hükümetleri döneminde serpilip gelişmiş ve gelişiminin zirvesine AKP hükümetleri döneminde ulaşmıştır. Özellikle AKP döneminde rejimin geleneksel yapısını yıkmak amacıyla uzunca bir süredir zaten son derece konformistleşmiş Kemalist kadroları neredeyse tümüyle tasfiye eden bu örgütlenme o günden bu yana CIA’nın denetimindeki bütün sofistike teknolojik araçları da kullanarak bugünlere gelmiştir. Darbe girişimiyle alakalı oldukları iddiasıyla bugün itibariyle 103 general ve amiral gözaltına alınmış ve bir kısmı tutuklanmaya başlanmıştır. Dikkat edilirse bu general ve amirallerin ana gövdesini tuğgeneral ve tuğamiraller oluşturmaktadır. Yani 2010 yılı sonrasında generallik rütbesini kazanmış olanlar. Bir başka ifadeyle Ergenekon, Balyoz tutuklanmaları sırasında generalliğe terfi edenler. Özellikle Hava ve Deniz Kuvvetlerinde o dönemden itibaren paşalığa terfi edenlerin neredeyse tamamı Cemaat kadrolarıdır ve bugünkü darbe girişiminin merkezindedirler. TSK’daki toplam general ve amiral sayısı yaklaşık 400 civarında olduğuna göre karşımızda çok ciddi bir yapılanma var demektir. Özellikle AKP hükümetlerinin desteğiyle bu general ve amiraller zaten en kilit noktalara yerleştirilmişlerdi.

“Nasıl oldu da bu noktaya gelebildiler?”

Bu yanlış bir sorudur. Yukarıda yaptığımız hesaplama bir gerçeği bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Toplam içinde yüzde 25’lik bir oran çok yüksektir. Hadi bırakalım yüzde 25’leri TSK içinde bugün yüzde 10’luk bir merkezileşmiş örgütlenme düzeyi bile bir darbe girişiminde bulunmak için yeterlidir.

“Ne yani bu kadar Fethullahçı mı vardı?”

İşte bir apolitik soru daha. TSK içinde Fethullahçı örgütlenmenin dışında hangi örgütlenme vardı? AKP’liler mi örgütlüydü? Millici solcular ya da bir başka ifadeyle Kemalistler mi örgütlüydü? Bu ikinciler zaten beş altı yıl önce tasfiye edilmemişler miydi?  Dolayısıyla TSK içinde birileri darbe girişiminde bulunacak idiyse, bunların zaten Cemaatçilerin dışında birilerinin olması ihtimali yoktu ki. Açıktır ki, TSK’nın yüksek rütbeli subaylarının Cemaat dışında kalanları zaten son derece apolitiktir. Bu durumda Cemaatçilerin darbeye yeltenmelerine şaşırmak ve “olamaz bunların yanında mutlaka Kemalistler vardır” tekerlemesine sarılmak en az TSK’nın apolitik subayları kadar apolitik olmak anlamına gelir. Bir hatırlatmada bulunmadan yapamayacağım: Bugün Hava kuvvetlerinin neredeyse tamamının –yaklaşık 600 pilotun- Cemaatçilerin kontrolünde olduğu söyleniyor. Peki bunda, bundan birkaç sene önce Balyoz ve Ergenekon operasyonlarını protesto ederek TSK’dan ayrılarak özel hava yolu şirketlerinde daha dolgun ücretlerle çalışmaya yönelen en az 250 civarında ulusalcı ya da solcu pilotun ya da onların TSK’dan ayrılmasına ses çıkartmayan üstlerinin hiç mi payı yok sanıyorsunuz? Cemaat TSK içinde bir üye kazanmak için illegal faaliyetle yıllarını verirken, siz bir çırpıda kaçıp gidiyorsanız bunun vebalini ödeyeceksiniz demektir. Kimse kimseyi kandırmasın bu teokratik darbe girişimi Gülen cemaatinin eseridir.

ABD henüz hazır değildi

Gülen Cemaatinin bu darbe girişimde tam bu sırada bulunmasının iki nedeni olmalı: Birincisi kendini güçlü, Erdoğan’ı ise emperyalizmle ilişkilerinde zayıflamış görmesi olabilir. Ama tabii daha gerçekçi olansa MİT’ten istihbarat alan Erdoğan’ın Cemaat’in TSK dahil her kanadına darbe vurmaya hazırlanmış olmasının fark edilmesi ve prematüre doğuma gidilmesidir. ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin açıklamalarından anlaşılan, gelişmelerden haberdar oldukları, ancak Cemaat’in “çok açık” oynadığı, bir darbe girişiminde bulunacağını bütün NATO ülkelerine sızdırdığına ilişkin serzenişte bulunduğudur. Kerry üstü kapalı bir biçimde, “ biz açık çek vermedik, ama başarılı olsalardı muhtemelen onaylardık” demek istiyor. Başarısız olunca da tabii ki, “biz seçilmiş hükümetin yanındayız” diyor. Şu bir gerçek ki, ABD emperyalizmi çok sıkışmadıkça emir/komuta zinciri altında darbeleri maceracı darbe girişimlerine tercih ediyor.

Teokratik darbe girişimine karşı ne yapmalı?

AKP ve Erdoğan hükümetinin işçi hareketinin bağımsız örgütlenmesine ilişkin düşmanca politikalarının, Kürt halkına karşı düşmanca politikalarının, Alevilere yönelik düşmanca mezhepçi politikalarının, Suriye’nin parçalanmasına yönelik düşmanca politikalarının aslında Cemaat tarafından da son zamanlara kadar nasıl desteklendiğini gayet iyi biliyoruz. Hatta denebilir ki, Cemaat bu konularda da AKP’ye bir dönem akıl hocalığı yapmıştır. Bugün bazı konularda ayrı düşüyormuş gibi gözükmesi tamamen taktik gereğiydi. O kadar.

İşçi ve demokratik hareket Erdoğan’ın nispeten uzun vadeli ve önce başkanlık sistemi ve oradan hareketle “alaturka faşizme” ulaşmak isteyen anlayışına karşı sonuna kadar mücadele etmek zorundadır. Ama burada bir tercih yapılmalıdır. Teokratik diktatörlük tehdidi şu an daha yakıcıdır. İşçi ve demokratik hareket AKP’nin ideolojik olarak Cemaat’ten hiçbir farklılık göstermeyen kitlesinden ayrı ve bağımsız olarak teokratik darbe girişimine karşı kitlesel bir protesto eylemi içine girmelidir. İşçi sınıfı bu gerici darbeye karşı kendi mücadele yöntemleriyle sokağa çıkmalı ve mücadeleye çağrılmalıdır. Dikkat edin, AKP Gülencilere karşı mücadelesinde işi şova çevirmiş durumdadır. İşçi ve demokratik hareket bu şova karşı kendi sınıfsal yöntemleriyle işyerlerinden çıkarak mücadeleye katılmalıdır. Gerici darbelere karşı gerçek mücadelenin yolunun nereden geçtiği bütün topluma gösterilmelidir.

A U F R U F

 

Wir sind Arbeiter, Jugendliche, Gewerkschafter, politisch Engagierte aus allen Strömungen der Arbeiterbewegung, aus allen Ländern des Kontinents, ob EU-Mitgliedsländern oder nicht.

Am 23.Juni wird in Großbritannien ein Referendum abgehalten, mit einer Frage: in der Europäischen Union »bleiben« oder sie »verlassen«.

Unser Gruß und unsere Unterstützung gehen an die Gewerkschaften, an die Sektionen der Labour Party, an die britischen Arbeitnehmer, die – trotz der Anweisungen der Labour-Führung und des Europäischen Gewerkschaftsbundes (EGB) – beschlossen haben, beim Referendum am 23.Juni zur Wahl »EU Verlassen« aufzurufen

Von Griechenland bis nach Portugal, von Polen bis nach Deutschland … haben wir alle in den letzten Jahren erlebt, was die europäischen Verträge bedeuten, die auf dem »freien, unverfälschten Wettbewerb«, auf den von der EU oder von der Troïka diktierten Direktiven und Plänen beruhen, und die von den Regierungen, egal welcher Couleur, umgesetzt werden.

In ganz Europa, ob unser Land EU-Mitglied ist oder »EU-Partner«, haben die Völker und Arbeitnehmer die gleiche Politik erleiden müssen: Deregulierung, Angriffe gegen die Arbeitsgesetzgebung und die Arbeiterrechte (Renten, Sozialversicherung, Tarifverträge), Privatisierungen bzw. Abbau der öffentlichen Dienste und Haushaltskürzungen im Namen der Rückzahlung der Schulden und »Schuldenabbau«, Infragestellung jeder Form der Souveränität der Nationen und Völker.

Wir stellen fest: die EU (vertraglich mit der NATO verbunden) unterstützt die ausländischen Militärinterventionen, die Millionen von Flüchtlingen auf die Straßen der Flucht werfen.

Wir stellen fest: auf dem EU-Gipfel am 18. und 19. Februar haben der britische Premier-Minister und die Europäische Kommission eine Vereinbarung unterschrieben, die das Ausspielen der Arbeitnehmer gegeneinander noch verschlimmern wird. Im Namen dieser Vereinbarung sollen den nach Großbritannien ausgewanderten Migranten-Arbeitern aus einem EU Land vier Jahre lang alle von der britischen Arbeiterklasse errungenen Sozialrechte entzogen werden. Das kann nur zur Konkurrenz der Arbeitnehmer untereinander, zu einer neuen Offensive zur Senkung der »Arbeitskosten« der britischen Arbeitnehmer führen, und auch eine reaktionäre, ausländerfeindliche Stimmung begünstigen.

Dieser Europäischen Union, die mit allen Mitteln versucht, die Arbeitnehmer zugunsten der Kapitalisten und Bankiers gegeneinander auszuspielen, stellen wir die Einheit der Arbeitnehmer und Völker ganz Europas entgegen, zur Verteidigung ihrer Rechte, der Souveränität und der Demokratie.

Zusammen mit den 578 in Trondheim tagenden Delegierten beim Kongress des norwegischen Gewerkschaftsverbands LO unterstützen wir die britischen Arbeitnehmer, die für »heraus aus der EU« stimmen wollen “um Hand in Hand mit den Arbeitnehmern Europas und der ganzen Welt zu Kämpfen“.

Ein Sieg der britischen Arbeitnehmer am 23. Juni wird ein Stützpunkt für alle Arbeitnehmer sein, die in allen Ländern durch ihren eigenen Klassenkampf gegen die zerstörerischen Pläne der EU und gegen die Regierungen kämpfen, die diese Politik umsetzen.

* * * *

Erstunterzeichner:

 

Ich unterstütze öffentlich diesen Aufruf

Name, Vorname……………………………………………………………………………………….

Organisation, Funktion………………………………………………………………………………

Land…………………..……………………………………………………………………………………

E-Mail Adresse……………………..……………..……………………………………………………

Telefon……………………………………………………………………………………………………

Kontakt: H.-W. Schuster, Liebfrauenstraße 31, 40591 Düsseldorf, Fax +49 211 7599092

E-Mail: h.w_schuster@yahoo.com

 

ERSTUNTERZEICHNER:

Peter Kreutler, stellvertretender Vorsitzender der AfA im SPD-Unterbezirk Düsseldorf, ver.di-Vertrauensleutekörperleitung und Vorstand im ver.di-Fachbereich 6 (Bund und Länder) Düsseldorf

Dipl. med. Cornelia Matzke, ehem. Abgeordnete im 1. Landtag Sachsens nach 1989, ver.di-Mitglied

Norbert Müller, Arbeitsgemeinschaft für Arbeitnehmerfragen (AfA) in der SPD Frankfurt, ver.di-Mitglied

Holger Pfeiffer, ver.di-Vertrauensmann

Peter Saalmüller, SPD, ver.di

Birgit Schutz, Mitglied im Vorstand der AfA im SPD-Unterbezirk Düsseldorf, NGG, Betriebsrätin

Anna Schuster, ver.di-Vertrauensfrau

H.-W. Schuster, Vorsitzender der AfA im SPD-Unterbezirk Düsseldorf; ver.di-Vertrauensmann