13 İşçi arkadaşımıza ÖMÜR BOYU HAPİS cezası verildi
13 Maruti Sendikası üyesine sendika kurmak ve taşeron sistemini kaldırmak için verdikleri mücadeleden dolayı ÖMÜR BOYU HAPİS cezası verildi
Maruti İşçilerine Özgürlük!
![]() Maruti Suzuki grevi (2012). Özel güvenlikçilerin işçilere saldırdığı sırada fabrikada çıkan şaibeli yangında müdür Awanish Kumar Dev dumandan zehirlenerek hayatını kaybetti. Bunun ardından yüzden fazla Maruti işçisi “cinayet” suçlamasıyla hapse atıldı. Sendikanın resmileşmesine yardım etmiş olan ve işçilikten gelen bir yönetici olan Dev’in talihsiz ölümüyle işçilerin herhangi bir ilgisi yoktur. 18 Mart günü öğleden sonra Gurgaon Mahkemesi’nde on üç kardeşimize temelsiz bir cinayet suçlaması ile ömür boyu hapis cezaları verildi – bunların arasından 12’si Maruti Suzuki İşçi Sendikası organlarında görevli işçiler. Dört işçiye de 5’er yıl hapis cezası verildi. 14 işçiye ise 3 yıl hapis cezası verildi ama bu işçiler zaten 4 yıldır hapisteydiler, dolayısıyla serbest bırakıldılar. Yine 4 yıl hapis yatmış ama sonrasında beraat etmiş olan 117 işçiye ise bu kaybettikleri yılları kim geri verecek bilemiyoruz. 2012 yılından bu yana 148 işçi 4 yıl hapiste tutuldu, bunun öncesinde ise 2500 işçi yasadışı şekilde işten çıkartılmış ve devamında da devletin baskısına maruz kalmışlardı. |
|
“Objektif bir hüküm” verilmiş olduğu yalanını reddediyoruz. Gerek iddianame gerekse hüküm hiçbir delile dayanmamaktadır. Yalancı tanıklıklara ve saf sınıf nefretine dayanmaktadır. Karşı karşıya olduğumuz savların detaylarını burada aktaracağız. Sendikanın resmileşmesine yardım etmiş olan ve işçilikten gelen bir yönetici olan Avanish Kumar Dev’in talihsiz ölümü ile işçilerin herhangi bir ilgisi yoktur. Savunmanın ortaya koymuş oldukları bunu kesin bir şekilde kanıtlamaktadır.18 Temmuz 2012 günü yaşanan çatışma bir süpervizörün bir Dalit işçisi olan Jiyalal’e saldırması ile başladı. Jiyalal ise daha sonra kast önyargılı bir suçlama ile bu davadaki esas suçlu haline getirildi ve işten uzaklaştırıldı. Bu dava tümüyle yönetimin sendikayı bitirmek için yürüttüğü komplonun parçası idi. Esas olarak da Sendikalaşma Hakkına ve sendikanın yükseltmekte olduğu taleplere – özellikle de taşeron işçilik sisteminin kaldırılması talebi- ve bunun işçilerin mücadelesinde bir sembol haline gelmesine yönelik bir saldırıydı. |


İşçi sınıfının siyasi tutsakları olan Maruti işçilerine özgürlük!
|
Enerjik ve umut dolu mücadelemiz Honda’dan Rico’ya Asti’den Shriram Pistons’a, Daikin AC’den Bellsonica’ya sanayi bölgesinde ve ötesinde benzer sömürü koşullarına karşı başka işçilerin de mücadele etmeleri için onlara güç verdi. İşçilerin bu ortak karşı çıkışı ezilmeli, şirket yönetimlerinin çıkarına onlara “bir ders verilmeliydi”. ![]() Maruti işçileri grevde (2012) İşçi hareketlerine yönelik benzer çatışmalar ve baskılar Noida’da Graziano Transmissions firmasında, Puducherry Regent Ceramics’de, Chennai’da Pricol firmasında ve başka yerlerde de yaşanmıştı. Verilmiş olan bu hüküm de yaşanmış bu baskılarla aynı doğrultudadır ve bu baskıları daha da şiddetlendirmektedir. Bu şekilde sanayi bölgeleri polis kamplarına dönüşmektedir. |
Maruti Suzuki CEO’su RC Bhargava bunun bir “sınıf savaşı” olduğunu ifade etti. Hükümetin yaptığı ise işçilerin şirketler ile anlaşmazlıklarını bir “Hukuk ve Asayiş sorununa” dönüştürmek, sendikal hakları için ve taşeron sistemine karşı mücadele eden işçileri kriminalize etmek. Bunu lanetliyoruz. Korkmuyoruz. Bu muazzam ve sürekli baskıdan yorgun düşmüş de değiliz. Ancak işçilerin daimi işçiler-taşeronlar şeklinde bölünmüşlüğünü aşarak ve işçiler arasındaki birliği yükselterek, Şirket-Devlet sömürü-baskı rejiminin sürekli saldırılarına karşı bağımsız sınıf davamızı yükselterek mücadelemizi ileriye taşıyabiliriz. Sanayi bölgelerindeki yüz binlerce işçi 9 Mart’tan beri dayanışma eylemleri düzenliyorlar ve 16 Mart’ta Haryana, Racastan, UP, Tamil Nadu’da yüzbinin üzerinde işçi açlık grevine gitti. Kararın hemen ardından 18’inde 5 Maruti Suzuki fabrikasındaki 30.000 işçi yönetimin bastırma çabasına ve 8 günlük ücret kesintisi tehdidine rağmen bir saatlik bir iş bırakma eylemi yaptılar. 16 Mart’tan bu yana 20’den fazla şehirde birçok işçi, öğrenci, insan hakları örgütleri ve diğer örgütler protestolar düzenledi; 21 ülkede çeşitli heyetler dayanışma eylemleri gerçekleştirdi.
4 Nisan günü için bir Ulusal Protesto günü çağrısı yapıyoruz. Bu tayin edici ve önemli dönemeçte tüm işçilere ve işçiden yana güçlere suçlanan işçilerin serbest bırakılmaları, adaletin sağlanması ve işçilerin hakların elde edebilmeleri için ellerinden gelen her yolla bizimle dayanışma içerisinde olmaları çağrısını yapıyoruz.
Maruti İşçileri serbest bırakılsın!
Sanayi bölgelerindeki sömürü ve baskı rejimine son!
Maruti Suzuki İşçileri Sendikası Geçici Komitesi
18 Mart 2017
Bağlantı adresi: 7011865350 (Ramniwas), 9911258717 (Khusiram) on behalf of the PWC, MSWU.
E-mail: marutiworkerstruggle@gmail.com
Güncel bilgiler için bakınız: marutisuzukiworkersunion.wordpress.com
2016 yılı sonunda Hindistan’da gerçekleştirilen,

Ömür boyu hapis cezası verilen Maruti Sendikası işçilerinden Ram ve Pardeep, Mumbay Dünya Konferansı delegeleriydi.
Türkiye’den de iki delegenin katıldığı Savaşa, Sömürüye ve Güvencesiz Çalıştırmaya karşı toplanan Mumbay Dünya Konferansı‘nda Maruti Suzuki işçilerinin dayanışma çağrısı önemli bir yer tutmuştu. Konferans, tüm katılımcılarından “işçi heyetleriyle ülkelerindeki Hindistan elçiliklerine gitmelerini ve halen hapiste olan Maruti Suzuki işçilerinin derhal salıverilmesini ve sendikaları Maruti Suzuki İşçileri Sendikası (MSWU) için tüm sendikal hakların tanınmasını talep etmelerini” istedi.
Hindistan’ın Manesar-Gurgaon sanayi bölgesinde yaşanan baskıya ve taşeron sistemine karşı grevler ve fabrika işgali gerçekleştiren Maruti işçileri yıllardır cezaevinde, “idam cezası” ile yargılandılar ve şimdi de “ömür boyu hapse” mahkum edildiler. Mumbay Dünya Konferansı’nda dayanışma çağrılarını yükselten Maruti işçileri şimdi dünya işçi sınıflarından destek bekliyor.

Mumbay Dünya Konferansı kapanış oturumu (20 Kasım 2016)




İşçi Kardeşliği Partisi olarak politikamızı ikili bir zemin üzerinde sürdürmekteyiz. Bir taraftan Erdoğan’ın bir süre sonra alaturka faşizme kadar uzanabilecek olan bonapartist rejimine karşı, bu rejimin bütün mağdurlarını sokakta bir araya getirecek olan eylem komitelerinin oluşturulmasına çağırıyoruz. Öte yandan ülkedeki etnik (Türk/Kürt) ve mezhepsel (Alevi/Sünni) bütün bölünmeleri ancak işçi sınıfının bağımsız örgütlenmesiyle engelleyebileceğimizi bildiğimizden kitlesel bir işçi sınıfı partisinin inşası yolunda hareket ediyoruz. Partimizi bu yolda bir araç olarak işçi sınıfının hizmetine sunmak istiyoruz. Biliyoruz ki, ülkenin parçalanmasını engelleyecek ve millete öncülük edecek tek güç işçi sınıfıdır. Ama işçiler de ancak örgütlü olduklarında bir sınıf oluştururlar. İşçi Kardeşliği Partisi Türkiye’nin emperyalizm tarafından parçalanmasının engellenmesi için egemen bir kurucu meclis çağrısında bulunmaktadır. Herhangi bir seçim barajının olmadığı, her partinin TV’lerde eşit sürelerle propaganda yapabildiği, halk örgütlenmelerine izin verildiği, din ve vicdan özgürlüğü ile ifade özgürlüğünün olduğu, komşu ülkelere askeri müdahale girişimlerini yasaklayacak bir egemen kurucu meclis. Siyasal demokrasinin kök salacağı böyle bir rejimin egemen meclisinde kitlesel bir işçi partisi olarak sınıf çıkarlarımız için sonuna kadar mücadele etmeyi görev biliyoruz. Bizim hedefimiz emperyalizmden kopuş ve işçilerin, yoksul köylülerin ve bütün ezilenlerin hükümetini kurmaya çalışmaktır. İşçi sınıfının nihai kurtuluşunun dünya çapında olacağı bilinciyle hepinizi bu mükemmel toplantının hazırlayıcıları (tertip komitesi) ve katılımcıları olmanızdan dolayı yoldaşça selamlarım. (19 Kasım 2016)
[Savaşa, Sömürüye ve Güvencesiz Çalıştırmaya karşı Uluslararası İşçi Konferansı, 18-20 Kasım tarihleri arasında Mumbai’de (Hindistan) gerçekleşiyor. Türkiye delegasyonunda bulunan, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde taşeron işçi örgütlenmesi faaliyetleri nedeniyle hedef olmuş ve yakın zamanda işten atılmış Cemal Bilgin’in bu röportajı, Fransa’da La Tribune des Travailleurs gazetesinin 2 Kasım 2016 tarihli 62. sayısında yayınlanmıştır.]